Hz. Musa’ya ilk inananlardandı.

Durmadan çalışıyordu.

Verilen her görevi eksiksiz yerine getiriyordu.

Hz. Musa’ya destek oluyordu.

Bir yandan kavmi için çalışırken, diğer yandan Allah’a ibadetten geri kalmıyordu.

Tevrat’ı baştan sona ezberlemişti.

Güzel sesiyle sürekli zikrediyordu.

Görgülüydü.

Bilgiliydi.

İsrailoğulları içinde ayrı bir yeri vardı.

Ancak her nasılsa yüreğini kapatmamıştı şeytana…

Hz. Musa’ya duyduğu küçük bir kıskançlık yüreğinde kıldan ince bir çatlak oluşturdu.

Şeytan bu fırsatı kaçırmadı.

Artın onun gözü Hz Musa’nın üzerindeydi.

Onu bir şekilde alt etmeliydi.

Ona duyulan sevgi ve saygı kendisine gösterilmeliydi.

Haset kalbini hızla kaplıyordu.

Günden güne bakışları değişiyordu.

Huyu değişiyordu.

Başka bir adam oluyordu.

Tüm vaktini Hz. Musa’yı geri düşürecek planlar kurarak harcıyordu.

İbadet vakitlerinde kendi Hz. Musa’nın yerinde hayal ediyordu.

Hz. Musa ise onu övüyor, çalışmalarını anlatıyordu.

Kimya ilminin bütün sırlarını öğretiyordu.

Giderek zenginleşmeye başladı.

Daha çok çalışıyor, daha fazla kazanıyordu.

Herkes ona gıpta ile bakıyordu.

Oysa çalışkanlığının tek nedeni kıskançlık…

Hz. Musa’nın çok sevildiğini bildiği için onun kadar sevilemeyeceğini biliyordu.

Onun için çok çalışıp malının gücü ile iktidara ulaşmanın hesaplarını yapıyordu.

Hırsı yüzünden ticarette hile ve zorbalık yapmaya başladı.

Kısa zamanda çok zengin oldu.

Öylesine zengin olmuştu ki, hazinelerinin anahtarlarını katırlar taşıyordu.

Zengin olunca, fakirliğindeki güzel hasletleri kayboldu.

Haddini aştı.

İbadeti unuttu, mülkün sahibini unuttu, hak ve hakkı unuttu.

Kavminin ileri gelenleri ona nasihat ettiler;

“Allah’ın sana verdiğinden onun yolunda harcayarak ahiret yurdunu gözet, Ama dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez” (Kasas ,77)

Gene de yolundan döndüremediler.

İsrailoğulları ikiye bölünüyordu.

Bir yanda müminler.

Diğer yanda onun zenginliğinin peyinden giden cahiller, aldanmışlar.

Ve son plan;

Bir kadına para verdi.

Hz. Musa ile zina yaptığını yaymasını istedi.

Söylenti kısa zamanda Hz. Musa’nın kulağına vardı.

Hz. Musa kadın ile yüzleşti.

- Ben para için yalan söyledim.

Hz. Musa secdeye kapandı.

Ve dua etti.

Ardından diğer insanlar da tövbe etti.

Onun yanında sadece iki kişi kaldı.

Onca mal, mülk…

Hiçbir şeye fayda etmedi.

Bir gök gürledi.

Yer yarıldı, içine aldı onu.

Kimdir o zalim?

Karun…

[*] [*] [*] [*]

Gelelim günümüze…

Mal, mülk, hile, desise…

Yalan, iftira kar etmedi, etmiyor da…

Kim olduğumuz, hangi asırda yaşadığımız önemli değil.

Önemli olan kalbimize neyi koyduğumuz.

Kin, haset mi?

Allah sevgisi mi?

Çok uzatmaya gerek yok.

Dünya kadar malın olsa…

Karun olsan.

İyi insan olmadıkça…

Halk istemedikçe…

Hak istemedikçe…

Asırlardır olmamış…

Olmuyor…

Olmadı da…

Olmaz da