Osmanlı’nın ilk Şeyhülislamı..

Molla Fenari… (1350-1431)
Şeyhülislam olmadan önce Bursa kadısıydı…
[*] [*] [*]
Adam, pazardan bir at satın alır.
Aradan fazla zaman geçmeden satın aldığı atın hasta olduğunun farkına varır.
Satıcıya gider.
Atı geri vermek ister.
Adam geri almaz.
Parayı da vermez.
Adam uğraşır.
Çabalar.
Atı geri vermeyi başaramaz.
Tek çıkar yol kalır.
Kadıya gitmek…
Gider kadıya.
Kadı yerinde yoktur.
Bekler.
Kadı gelmez.
Zaman geçince evine gider.
Ancak gece at ölür.
Adam çaresiz.
Ertesi gün tekrar kadıya gider.
Durumu anlatır;
- Pazardan bir at aldım. Hastalıklı çıktı. Size geldim. Yerinizde yoktunuz. Bekledim. Gelmediniz. Eve gittim. Gece at öldü. Şimdi ben ne yapayım?
Molla Fenari kendinden gayet emin.
Bir çıkar yol gösterir.
- Senin zararını ben ödeyeceğim…
Adam şaşkın.

Hayretler içerisinde.
- Siz nasıl ödeyeceksiniz? Sizin bu alışverişle bir ilginiz yok ki.
Molla Fenari verdi cevabını:
- Öyle görünüyor ancak benim suçum büyük. Ben dün burada olsaydım. Atı satanı buldurur, geri iade ederdik. Paranı geri alırdık. At da sahibinin evinde ölürdü. Bu imkan şimdi yok oldu. Senin bu konuda zarar etmene ben sebep oldum. Makamımda bulunmadığım için. Bu işe sebep olduğum için, senin zararını ben ödeyeceğim.
[*] [*] [*]
Kadı…
Şimdilerin hakimi…
Bakıyoruz güncel olaylara.
Kimler hakim, kimler savcı, kimler polis, kimler asker belli değil.
İlk bakışta asker zannediyorsun.
Bakıyorsun, halka ateş ediyor.
18 ay askerlik yaptık.
Hiçbir zaman karşındakine ondan üstün bir silahla karşı koyulmayacağını söylediler.
Hatta toplumsal olaylara; karşındakinin copu yoksa, elinde sopa yoksa, ona copla müdahale edilmeyeceğini söylediler.
Şimdi ne silahı…
Eline Türk Bayrağı alanın üzerine tankla gidiyorlar.
Helikopterle ateş ediyorlar.
Keskin nişancılar.
Alçak uçuş yapan uçaklar.
Hepsini biliyorsunuz.
Hakim, savcı, polis taarruzu daha önceden başlamıştı.
Adama kafayı takmasınlar yeter ki!
Delil hazırlıyorlar.
Savcı hazır.
Hakim hazır..
Ne günlere kaldık ya rabbi!
[*] [*] [*]
Rahmetli dedem derdi ki;
- Oğlum eşkıya şehire inecek. Eli kalem tutacak. Takım elbise giyip kravat takacak.

Benim aklıma hep bankacılar gelirdi.
Faiz.
İcra.
Haciz.
Bir de bunların avukatları.
Meğer ne kadar da sığ düşünüyormuşum.
Onların bile bir rakamı, bir insafı var.
Senden alacaklarının bir limiti var.
Ya darbeciler öyle mi?
Kimin aklına gelirdi hakim kılığına girmiş terörist.
Savcı kılığına girmiş iftiracı.
Polis kılığına girmiş kumpasçı.
Ve en kötüsü…
Asker kılığındaki terörist…
Bunların hepsi halkın vergilerinden maaş aldılar.
Az geldi.
Sonra çıldırıp ihanet ettiler.
Konu nereden nereye geldi?
Beğenmediğimiz Osmanlı’nın kadısı ve yaptığı…
Günümüzdekiler…
Eski zamanların eşkıyası…
Bir de günümüzün teröristi…
Kaybettiğimiz irtifaya bir de buradan bakalım.