Tahsin Erdem, CHP’den seçilmiş bir "belediye başkanı" değil de, Akın Kavi’nin defterlerini tutan bir "muhasebeci" gibi davranıyor!
Çevremdeki herkes, “Tahsin Erdem’in Akın Kavi’ye ne gebeliği var?” diye soruyor!
“Böyle davranması için illa bir gebeliği mi olması lazım?” diye soruyorum!
“Bir belediye başkanı ancak kaseti filan olsa böyle davranır?” diyorlar!
Şaşırıp kalıyorum!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem; kamuoyundan, Belediye Meclis üyelerinden, partisinden gelen onca tepkiye rağmen Akın Kavi’nin muhasebecisi gibi davranmaya devam ediyor!
Belediye Meclis üyeleriyle yapılan grup toplantısında, Akın Kavi’nin yöneticisi olduğu şirketten otobüs kiralanmasına tepki gösterildi!
Meclis üyeleri, sakıncaları anlattılar!
Tahsin Erdem, Akın Kavi’nin otobüslerini kiralamak için, meclis üyelerine, “Kiralarız, borcundan düşeriz” filan dedi!
Ya kardeşim, sen "Zonguldak Belediye Başkanı" mısın, "Akın Kavi’nin muhasebecisi" misin? 
Mesela, neden işi bırakan Er-Kar şirketinin araçlarını kiralamayı düşünmüyorsun?
Niye "İzmit’ten bir firma daha var" diyorsun!
İzmit’ten ayarlanan firma da Akın Kavi’nin ayarladığı firma olmasın!
Tahsin Erdem, Aydındere’deki hafriyat döküm alanını neden kapattı?
Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak’taki arsanın "hafriyat döküm alanı" olarak kullanılması için olabilir mi?
Burada yasa dışı çalışan bir hafriyat döküm alanı var!
Burada zaman zaman belediyenin iş makineleri de görülüyor!
Zonguldak Belediyesi bu işe neden göz yumuyor?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün olaydan haberi var!
“Biz baktık, bahçe toprağı dökülüyor” diye bizi kandırıyorlar!
Hiç bahçe toprağı görmemiş olsak, inanacağız!
Ontemmuz Mahallesi’nden bakınca bile oraya inşaat atığı, hafriyat döküldüğü görülüyor!
Ama Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü elemanları, Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak’taki alana gittikleri halde görmüyor olabilirler mi?
Acaba bu elemanların gözünü kör eden bir "neden" mi var?
Bu işi perdeleyen bir siyasetçi mi var?
Zonguldak; hiç bu kadar sahipsiz, başıboş olmamıştı!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun sağlığına kavuşup, bu işlere bir el atmasını bekliyoruz.
"Birilerine rant sağlanacak" diye yasaların hiçe sayılmasını sindiremiyoruz!

Yılın en güzel haberi: Demiryolu...

Zonguldak’ta; siyasi çekişmeler, koltuk kavgaları, rant savaşları, trafik kazaları, iş cinayetleri, asayiş olayları tartışılırken, günün en güzel haberini AK Parti Zonguldak Milletvekili Avukat Saffet Bozkurt verdi.
Milletvekili Saffet Bozkurt; Kocaali, Akçakoca, Alaplı, Ereğli, Çaycuma, Bartın arası yaklaşık 200 kilometre çift hatlı demiryolu yapım ihalesini müjdeledi. 
Bilgi notu şöyle:
“İnşaatı devam eden 65 kilometre uzunluğundaki 'Adapazarı-Karasu Limanı Demiryolu Projesi'nin devamı olarak tasarlanmaktadır. 
Mevcut Karabük-Zonguldak ve Ankara-İstanbul ulusal demiryolu ile bağlantı yapılarak, ülkemizin önemli demir-çelik üretim merkezleri olan Ereğli Demir-Çelik ve Karabük Demir-Çelik Fabrikalarının demir cevheri, kömür üretim girdileri ve demir-çelik mamullerinin Marmara Bölgesi'ne en ekonomik şekilde taşınması sağlanabilecek.
Karadeniz havzasından gelecek olan yüklerin Karasu Limanı, Ereğli Limanı, Filyos Limanı ve Bartın Limanı üzerinden Anadolu’ya taşınmasıyla İstanbul Boğazı trafiğinin azaltılmasına katkı sağlanacak.
Tasarım hızı, 160 km/saat...
Ön yeterlilik dosyaları 04.12.2024'te alınacak.”
Hayırlı, uğurlu olsun...
Zonguldak için belki de 2024’ün en güzel haberi bu...
Emeği geçen kim varsa, teşekkür ederiz. 
Şehirler, yüzlerini batıya döner.
"Kocaali, Akçakoca, Alaplı, Ereğli, Çaycuma, Bartın Demiryolu Projesi", Zonguldak’ı batıya demir ağlarla sıkı sıkıya bağlayacak bir projedir. 
Bu heyecanı bizimle paylaşan Milletvekilimiz Avukat Saffet Bozkurt’a teşekkür ediyoruz. 

Bakalım neler olacak?

Üç tane şirket batırmış!
Televizyonu kablodan çıkmış!
İnternetinin hiti düşmüş!
Gazetesi kapanmış!
Evi yanmış!
Sanal dünyada milyonlarca lira para kaptırmış!
Ama o hala başka işler peşinde!
Sorsan, dünyanın en düzgün adamı!
Sütte leke var, onda yok!
Bakalım, daha neler olacak?

Kıssadan Hisse: Karanlık ve Aydınlık...

Bir bilge kişi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki:
"Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?"
Öğrencilerden biri, "Uzaktaki sürüye bakarım... Koyunu keçiden ayıramadığım zaman 'akşam olmuş' demektir" demiş.
Başka bir öğrenci söz almış ve "Hocam... İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır" demiş.
Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?" diye sormuşlar.
Bilge kişi şöyle demiş:
"Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, 'güzel mi, çirkin mi, siyah mı, beyaz mı?' diye ayırmadan ona 'kardeşim' diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, 'zengin mi, yoksul mu?' diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, 'kardeşim' sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır..." (Alıntı)

Günün Fıkrası: Fotoğraf...

Temel'in vesikalık fotoğraf çektirmesi gerekir. Arkadaşı Dursun, Temel'e, "Sen şuraya bir çukur kaz, ben fotoğraf makinesini alıp geliyorum" demiş. 
Bir süre sonra Dursun gelmiş, bir de bakmış ki Temel 8 adet çukur kazmış. 
Dursun şaşırmış, "Niye 8 tane çukur kazdın" deyince, Temel, "8 adet fotoğraf çekmeyecek miyiz? İşte onun için" demiş.
Dursun ise, "Hiç gerek yoktu. Ben zaten 8 tane fotoğraf makinesi getirmiştim" demiş.