Gelirken hepsi sıraya girmişti.
İtiş-kakış.
Bir gürültü beynimin içerisinde.
Bizimkiler kıtlık dönemini bilmezler.
Köylerde az bulup az, çok bulup çok yemişler.
Sadece &[#]8220;Tomakino&[#]8221;nun hikayeleri vardı.
Seferberliğe katılmış.
Kaç sene askerlik yaptığını hatırlamıyormuş.
Hatırladığı, yedi cephede savaştığı.
Bir de askerden gelirken omzunda kalan mermi.
Kritik yerde olduğundan çıkaramamışlar.
Yoksulluk normal.
Kıtlığı ondan duymuşlar.
[*] [*] [*]
Atların kemrelerini toplamışlar.
Kurutup içlerindeki sağlam arpaları ayıklamışlar.
Sonra yıkayıp yemişler.
[*] [*] [*]
Rahmetli öyle anlatmış.
Yağ, sabun, gaz vs kuyruğunu bilmezler.
Bir zamanlar hastane kuyrukları vardı.
Eczane kuyrukları.
Onu bilirler.
Bir de dedemin ekmek parası için avladığı tilkilerin kuyruğunu bilirler.
[*] [*] [*]
Hikayelerim, konularım kuyruk olmuştu.
Kavga gürültü oradan.
Hangisini öne çekeyim?
Hangisini ne zaman yazayım?
Hangisinden günümüze mesaj var?
Yazınca ölmeyecek hikaye hangisi?
Gazetedeki yer belli.
Az laf.
Çok anlamlı olmalı.
Her kelimenin hakkını vermeliyim.
Her zaman olmuyor.
Olamıyor.
Ama mücadelesini veriyorum.
[*] [*] [*]
Konuları zamanla yazdım.
Stoklarım eridi.
Şimdilerde aklım durdu.
Tam yazacağım.
Kelimeler akmıyor.
Gönlüm yazmaktan yana.
Mantığım &[#]8220;dinlen&[#]8221; diyor.
[*] [*] [*]
Biliyorum ki duygular her zaman doğruları söylemez.
Onun için aşkın gözü kördür.
Dinlenmek iyidir.
Şimdi biraz mola.
Karne tatili.
Sezon yoğun geçti.
Kırığım da yok.
İyi bir tatili hak ettim.
İşi tadında bırakmak gerek.
Kalbinizde bir sevgi.
Yüzünüzde tebessüm.
Bayram Şekeri kadar tat kattımsa size.
Ne murtlu bana. Hoşçakalın.