Zonguldak'ta yayın yapan gazetelerin temsilcileri, İnanış Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Adnan Küçükvar'ın daveti üzerine bir araya geldi.
Bu toplantıda, bir tek Pusula Gazetesi yoktu. Toplantı için Pusula Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ali Rıza Tığ davet edildi.
Bizim bildiğimiz toplantı, gazete patronlarının katılımıyla yapılacaktı.
Sonradan öğrendik ki, kamerasını alan gelmiş. Ben bu toplantı için aranmadım, Aytaç Öztürk aranmamış ya da Bayram Tomakin aranmamış.
Zonguldak'ın en çok takip edilen gazetesi ve internet sitesi "Pusula"sız bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda söz alanların konuşmaları haber yapıldı, internet sitelerinden takip ettik.
"Zonguldak'ın sorunlarının çözümü için aynı manşeti atalım" önerisi gelmiş.
Zonguldak basını olarak yaptığımız tek iş, Mithatpaşa Tüneli'dir.
Mithatpaşa Tüneli, Gazipaşa Caddesi'nde gazeteciler tarafından başlatılan imza kampanyası ile şekillendi, ihale süreci ve hayata geçirilişi gerçekleşti.
Karaelmas Gazeteciler Derneği'nin (KGD) başlattığı bir çalışmaydı. O dönemlerde KGD'ye "nitelikli gazeteciler" üyeydi. Gazeteciliğin bir ciddiyeti ve ağırlığı vardı.
Biz Pusula olarak kent yararına hayata geçecek her proje için ortak manşet atmaya hazırız.
Ama bizim yaptığımız haber için "birilerine yaranacağız" diye yalanlama haber yapılmayacak.
Konunun muhattabı kimse, o açıklama yapsın. Bir gazeteciyi küçümsemek ya da karalamak için birine açıklama yaptırılmasın.
Bunları bu dönemde çok görüyoruz...
[*] [*] [*] [*]
Zonguldak'ta bir tane olması gerekirken, birkaç tane gazetecilik meslek örgütü var.
Örgütlere bakıyorsunuz, siyasi görüşler nedeniyle ayrılmış örgütler mi? Hayır...
Her dernek ya da cemiyette, her siyasi görüşte gazeteciler var.
Öncelikle meslek örgütleri birleşse, daha güçlü olmaz mıyız?
Kendine uygun olmadığını düşünen varsa, istifa eder. Meslek örgütleri mi bizi böldü, biz mi örgütleri böldük, burası biraz karışık.
Toplantıda görüşülmesi gereken konulardan biri de "emek hırsızlığı" olmalıydı.
O konuya hiç girilmemiş. Sahada çalışan gazeteci olarak haberimin çalınmasına çok şahit oldum.
Fikir işçisi olduğunu ispat edemeyen bazı gazete çalışanlarının yorum yapmaları da manidar!
"Bel altı" dediği haberi kopyalayıp aynısını sitesinde paylaşanlar yorum yapmamalı!
Basın temsilcileri olarak bundan sonra düşünmemiz gereken çok daha önemli konularımız var.
Bunlardan sadece biri, ekonomik çıkmaz...
Kağıda-kalıba üç günde bir zam geliyor, Elektrik ve doğalgaz zammı otomatiğe bağlanmış. Vergi-sigorta ve personel gideri artıyor.
Meslek örgütlerimizin bu konuya eğilmesi gerekir yoksa birçoğumuz işsiz kalabiliriz.
Meslek örgütlerinin ne olursa olsun "gazeteye göre muamele" anlayışı son bulmalı.
En son gazeteciye yapılan hangi saldırıda bir araya geldiğimizi hatırlıyor musunuz?
Düşünün.....Belki de hatırlayanınız yoktur.
Kasım 2017'de İl Emniyet Müdürlüğü'nün kapısına fotoğraf makinelerimizi bıraktığımız eylemden sonra biz dağıldık.
Bir polis memurunun, Pusula Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Özfidan'a "haber yapıyor" diye saldırmasının ardından hepimiz bir olmuştuk ve İl Emniyet Müdürlüğü'nün kapısının önüne gitmiştik.
O gün kimi aradıysak gelmişti, aniden organize edilen bir eylemdi. Belki de daha çok kişi gelebilirdi.
Orada birliğimizi ve beraberliğimizi göstermiştik. Şimdi böyle bir şey olsa, kim gelir ki?
Dediğim gibi...
Biz dağıldık...
Bir araya gelir miyiz?
Onu da zaman gösterecek.