Albert Einstein, "Bir problemi, onu ortaya çıkaran bilinç düzeyiyle çözemezsiniz!" demiş.
Zonguldak'ta son dönemde yaşanan krizin temel nedeni buydu.
Çözülmemesinin nedeni de, çözümün olayın taraflarından beklenmesiydi.
Sadece basında çıkan kriz değil, kentte yaşanan krizin nedeni de bu!
Basında "ağabey" eksiği vardı!
"Ağabey" vardı ama sorunu yaratan "ağabeyler" de vardı.
Gazeteci Adnan Küçükvar, bir misyon üstlendi. Bizimle de konuştu. Yapılacak geniş kapsamlı toplantıya davet etti! "Geniş ya da dar, yapılacak toplantılarda alınacak kararlara uyacağım" sözünü verdim! Çünkü ben de sorunların bir tarafı olarak çözümden yanaydım!
Geniş toplantıya katılamadım!
Katılsam, toplantı amacının dışına çıkacaktı! Çok güzel kararlar alındı. Ancak toplantının üzerinden iki saat geçmeden sözünü yiyenler oldu! Hem de şikayet edilen tarzda, isimsiz yazılarla!
Ben daha ortada hiç bir toplantı yokken söz verdim! Sözümde durmaya özen göstereceğim!
Adnan Küçükvar'a çabasından dolayı teşekkür ediyorum.
Toplantıya katılamamamın nedeni, sağlık sorunuydu! Çok şükür, her şey yolunda!
Şimdi gelelim kendi sorunumuzdan kentimizin sorununa!
Zonguldak'ın da bir "ağabeye" ihtiyacı var!
Çözüm beklediğimiz Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan, Albert Einstein'in dediği gibi:
"Bir problemi, onu ortaya çıkaran bilinç düzeyiyle çözemezsiniz!"
Ve biz kentin sorunlarını, Ömer Selim Alan'ın çözmesini bekliyoruz.
Elbette, yetki ve sorumluluk onda.
Ama bu kentin bir "ağabeyi" olsa, tarafları bir araya getirse, bir "uzlaşı kültürü" oluşsa, daha kolay yol alınabilir!
Zonguldak basını bir "ağabey" buldu!
Şimdi, Zonguldak siyaseti bir "ağabey" bulmalı!
Şimdi, Zonguldak iş dünyası bir "ağabey" bulmalı!
Şimdi, Zonguldak bürokrasisi bir "ağabey" bulmalı.
Böylece sorunları, o sorunları yaratan kafalarla çözme yükünden kurtulmuş oluruz!
Huzuru tesis etmenin yolu!
Eskiden şehirlerde "eşraf" olurdu!
"Eşraf", paranın kazandığı adamlardan değil, para kazanan adamlardan olurdu.
Öyle sonradan görmeler, sonradan dönmeler, sonradan bulmalar değil, köklü ailelerden olurdu.
Şehirde ne varsa, onların bilgisi dahilinde olurdu.
O nedenle daha az sorun olur; sorun olursa, çözüm bulunurdu.
Zonguldak'taki en büyük eksik budur.
Zonguldak'ta parayı sonradan bulanlar söz sahibi olunca, "eşraf kültürü" kalmadı.
Parayı bulan, "Onda kafa olsa, benden fazla kazanır. Ben kazandığıma göre daha akıllıyım" mantığı, kentteki tüm dinamikleri bozdu.
Sadece merkez değil, ilçelerde de durum böyle!
"Eşraf mantığı" geri gelmez.
Ancak kent konseylerinin içinde böyle bir birim oluşturabiliriz.
Ya bir yol bulmalı, ya bir yol yapmalıyız.
Huzuru tesis etmenin başka yolu var mı?
Tartışalım!
Hem belediye başkanı hem de müteahhit sorunlu olunca, işler bitmiyor!
Zonguldak Sahil Projesi, iki senede bitmedi!
Lavuar alanı, inşallah yerel seçimlere kadar biter!
Fevkani Köprüsü yıkılırsa, yapılması gereken köprüler ve çevre düzenlemeleri inşallah seçime yetişir!
Eğer bu işler bitirilemezse, eve gelen misafir çocuğun, evdeki oyuncaklarla ortalığı savaş alanına çevirip gittiği bir sahneye tanık oluruz.
İnsanlar; yaptıklarınızdan çok, yapamadıklarınıza ve yarım bıraktıklarınızla ilgilenir!
O nedenle Zonguldak'ın çok hızlı bir şekilde toparlanması lazım!
Fevkani sonrası yapılacak iş ve işlemlerin projelerinin hazır olması lazım!
Hem belediye başkanı hem de müteahhit sorunlu olunca, işler bitmiyor!
Zonguldak insanına işkence etmenin anlamı yok!