Zonguldak'taki bir kurumda personeline hakaret eden kadın müdür ile ilgili yazdığım yazı oldukça ilgi çekti.
Ne telefonlar, ne mesajlar geldi!
Bütün Zonguldak, müdürden şikayetçiymiş meğer!
Neydi olay?
Kadın müdür, personeline canı sıkıldığı için "geri zekalı" demiş!
Sanırım başka müdürlerden de şikayetler var!
Bize ulaşan mesajın bir kısmını sizinle paylaşıyorum...
'Bu kişinin bu sefer müdürlük için ismi geçiyor.
Gazetenize şahıs hakkında ihbar maili gönderdik.
Haber değeri taşıdığını düşündüğümüz bu kişi hakkında gerekli araştırmayı, gerekli bilgileri teyit ettikten sonra, sesimizi ulusala duyurur musunuz? Kurumlarımıza ahlaklı, liyakat sahibi idareciler istiyoruz.
Gayri ahlaki ilişkileri olan, özellikle kadın çalışanları çalıştıkları birimlerde ziyaret edip 'bir sorunun varsa gel odamda görüşelim' diyenler,
'devlet benim' nidaları atan bu FETÖ artıklarını kurumlarımızda istemiyoruz!
Ahmet Çolakoğlu, Muammer Avcı ve Saffet Bozkurt Bey ve AK Parti'nin diğer yöneticilerinin duruma el atmasını istiyoruz."
Bu kurumlarda nasıl müdürler var böyle?
Bizi, kimler kimler yönetiyor?
Takipte kalın...

Örgütlerde istediği gibi at koşturur artık!

CHP Zonguldak İl Başkanlığı Yönetim Kurulu'nda görev dağılımı yapıldı.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem'in oğlu Barış Emirhan Erdem, "Örgütlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı" oldu!
Hayırlı olsun...
Zonguldak basınının uzun bir süredir yazdığı konuyu, CHP Zonguldak İl Başkanlığı'nı dizayn ettiklerini ısrarla kabul etmeyen Erdem Ailesi, basının tüm yazdıklarını doğrulamış oldu.
Barış Emirhan Erdem'e örgütte önemli bir görev verildi!
"Örgütlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı" genellikle partinin örgütsel işlerini yönetir ve aşağıdaki görevleri yerine getirir:
Örgütsel İşler: Parti teşkilatlarının düzenlenmesi ve yönetimi.
Görev Dağılımı: Parti içinde farklı birimlerin ve kişilerin görevlerinin belirlenmesi.
Etkinlik ve Toplantılar: Organizasyonların etkinliklerde ve toplantılarda partiyi temsil etme.
Danışmanlık: Önemli kararlarda il başkanına veya ceo'ya danışmanlık sağlama.
Tam karar mekanizmasının başında Emirhan Erdem!
Artık Tahsin Erdem, iki oğlu aracılığıyla örgütlerde istediği gibi at koşturur!
Örgüt için iyi mi oldu, kötü mü oldu, bilmiyoruz.
Ama yiğidi öldür, hakkını yeme...
Adamlar bu işi kıvırdı mı, kıvırdı.
Gazeteciler ne kadar eleştirdiyse, delegeden o kadar rağbet gördüler.
Bu da bir beceridir!
Ama Tahsin Erdem'in mi?
Oğullarının mı?
Onu bilemedim.
E tabi Devrim Dural'a da "geçmiş olsun" dileklerimizi iletiyoruz.

Allah, şımaranları sevmez!

Küçük bir fare, kocaman bir devenin yularını kapmış, eline almış, kurula kurula gidiyordu. Deve, kendi huyu, uysal tabiatı yüzünden, onunla yol alıp giderken fare, kendi küçüklüğünü göremeden, “Meğer ben ne müthiş bir pehlivanmışım, develeri sürükleyebilecek bir yiğitmişim!” diye böbürleniyordu.
Gide gide bir nehrin kenarına geldiler. Nehri gören fare, kibrinin şaşkınlığı içinde donup kaldı. Onun kibrinin farkında olan deve ise, manidar bir şekilde, “Ey dağda-ovada bana arkadaş­lık eden! Neden durakladın? Neden böyle şaşırıp kaldın? Haydi, yiğitçe nehrin içine gir. Sen benim kılavuzum, öncüm değil misin? Yol ortasında böyle şaşırıp kal­mak, sana yaraşır mı?” dedi.
Mahcup düşen fare, kekeleyerek şöyle cevap verdi:
“Arkadaş! Bu su pek büyük, pek derin bir su, 'boğulurum' diye korkuyorum.”
Deve, suyun içine girip, “Ey kör fare! Su, diz boyu imiş, korkmana gerek yok!” dedi.
Fare, çaresiz ve mahcup itirafına devam etti:
“Ey hünerli deve! Nehir sana göre karınca, bize göre de ejderha gibidir. Çünkü dizden dize fark vardır. Benimki gibi yüz tane dizi üst üste koysak, ancak senin bir dizin eder.”
Bunun üzerine akıllı deve, fareye şu nasihatte bulundu:
“Öyleyse, gurur ve kibire aldanıp bir daha terbiyesizlik etmeye kalkma; haddini bil! Sana olan hoş görüş ve müsamahama kapılıp şımarma; çünkü Allah, şımaranları sevmez! Var git; sen, kendin gibi farelerle boy ölçüş!”
Artık, iyiden iyiye gerçeği anlayıp utanmış bulunan fare, “Tövbe ettim, pişman oldum. Allah için olsun şu öldürücü, şu boğucu sudan beni geçir!” diye yalvardı.
Böylece deve, yine merhamet edip ona acıdı da, “Haydi! Sıçra da hörgücümün üstüne çık, otur! Bu sudan geçmek veya başkalarını geçirmek benim işimdir. Zira vazifem, senin gibi yüz binlerce acize hizmetten ibadettir” dedi ve fareyi nehrin öbür tarafına geçirdi. (Alıntı)