Zonguldak Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, binasının eskimesi ve ulaşımının zorlaşması nedeniyle Mithatpaşa Mahallesi’ndeki yerinden başka bir hastaneye taşınacak.
Bu yeni bir karar değil!
Ancak nereye taşınacağı konusunda bir türlü karar verilemiyor!
Zonguldak Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, kent insanının Amele Birliği Hastanesi diye bildiği hastane.
Zonguldak’ın en eski hastanelerinden biridir!
Şimdi Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi ama eskiden sadece hastane idi!
Mesela ben bu hastanede doğdum!
Babam bu hastanede hayatını kaybetti!
Maden işçilerinin belki çalışırken değil ama emekli olduktan sonra sürekli uğradıkları bir yer.
Zonguldak için, maden işçisi için hayati önemi olan bir hastane!
Nereye taşınacağı tartışılıyor!
Çok daha güzel, çok daha özel, çok daha kolay ulaşılır olsun!
Müstakil binası olsun!
Ama galiba Atatürk Devlet Hastanesi’ne taşınacak.
Turhan Demirtaş’tan mektup var!
Değerli büyüğümüz, ağabeyimiz Mimar Turhan Demirtaş, bir okurumuzun “Oka, köke, her şeye itiraz eden kentimizin en değerli mimarı Turhan Demirtaş, Zonguldak Belediyesi’nin Liman Arkası’nda doğal SİT alanına beton dökmesi hakkında neden tek bir kelime etmedi?” şeklindeki eleştirisine yanıt verdi.
İşte Turhan Demirtaş’ın o mektubu:
“Sevgili Ali Rıza,
Köşende yayınladığın okurunun yazısını okudum.
Mimarlar Odası Zonguldak Temsilciliğini, yıllarca beraber çalıştığımız genç, dinamik mimarlara iki sene önce bıraktım. Onlarla, çalışmalarıyla gurur duyduğumu ifade etmekten mutluluk duyuyorum.
Bu vesileyle sevgili okuruna da seslenmek istiyorum,
Mimarlar olarak yıllardır her ortamda, her bireye ‘kentin sakini değil, sahibi ol’ diye sesleniyoruz. Bunu hem yönetenlere, hem de kent halkına diyoruz.
Anlamadığımız, gördüğünüz her yanlışlığa müdahale etmesini neden sadece mimarlardan istiyor veya bekliyorsunuz? Neden sizler, kentte yaşayan, buna hakkı olan her bir birey itiraz etmiyor, şikâyetçi olmuyor.
Mimarlar Odası Zonguldak Temsilciliği Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri, Zonguldak’ın sağlıklı ve mutlu yaşanılabilir, çağdaş bir kent olması için her türlü fedakârlığı, tümüyle bir kent savunucusu olarak, çıkarsız ve cesurca yapıyorlar. Ancak kentin her yanındaki yanlışı görebilmelerinin, ne yapılacağını bilebilmelerinin mümkün olamayacağını sanırım sizler de takdir edersiniz. Mimarların karar verici kurumlara her türlü desteğe açık olduklarını defalarca dile getirmelerine rağmen işin başında asla görüş alışverişi yapılmadan, oldu bitti ile işlenen kent suçlarına karşı kamu adına itiraz etmesi asli görevidir. Kamuyu bilgilendirmek, doğruyu dile getirmek, hukuksuzluğa karşı mücadele etmek adına en fazla çaba gösteren meslek örgütlerinden biri olduğumuz halde, yanlışı yapanlar değil mimarlar hedef alınmakta.
SİT alanlarında herhangi bir işlem yapılacaksa öncelikle koruma kuruluna, ne yapılacağına dair projeler ve açıklamalarla başvurup izin almak gerektiğini herkes bilir.
Sorunların asıl kaynağının, kent adına karar verenlerin çağdaşlıktan uzak, paylaşmayan, danışmayan, ortak aklı aramayan yapısı ve anlayışı olduğunu herhalde sizler de kabul edersiniz.
‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz.’ sözünün gerektirdiği gibi birlik olabilme inancı ile sevgi ve saygılarımla.”
Doktorun eşi!
Bir okurumuz aradı!
“Abi o doktorun eşine ait sosyal medya hesabını gördün mü?” diye sordu!
Bende ekli olmadığını söyledim!
“Abi kadının sayfasına bak! Acayip fotoğraflar var! Ben o fotoğrafları görünce, doktorun bu kadına para yetiştirmesi için daha çok ameliyat yapması gerektiğine kanaat getirdim” dedi!
Ben zaten kadınla ilgili bir sürü şey duydum!
O yüzden fotoğraf görmeme gerek yok!
Sen bu kadar eğitim gör!
Dirsek çürüt!
Geceler boyu nöbet tut!
Gel böyle bir kadının esiri ol!
Sonra o kadına para yetiştirmek için Zonguldak insanını soy!
‘Zonguldak sahipsiz’ deyince kızıyorlar!
Ama yöneten başka şehirli, soyulan Zonguldaklı olunca sonuç değişmiyor!
Akran zorbalığı
Zonguldak’ta okullarda yaşanan akran zorbalığının önüne nasıl geçilecek bilmiyoruz!
Amerika’daki gibi silahla okul basıyor, onlarca çocuk öldürülüyor!
Bu olaylara bakıp şükredecek değiliz!
Ama bir öğrencinin başka bir öğrencinin çenesini kırmasına göz yumamayız!
Bir öğrencinin, başka bir öğrenciyi boğmaya çalışmasına göz yumamayız!
Bir öğrencinin okula bıçakla gelmesine göz yumamayız!
Bu olaylar üzerinden İl Milli Eğitim Müdürü ya da okul müdürlerini eleştirecek değiliz!
Önce aileler çocuklarına sahip çıkacak!
Sonra okullarda öğretmenler çocuklara iyi eğitim verecek!
Sonra idareciler, okulları iyi yönetecek!
Sonra Milli Eğitim Müdürü sorunun çözümü için Vali ile görüşecek!
Vali durumu Ankara’ya bildirecek!
Çok ciddi önlemler almalıyız!
Çocuklar bambaşka bir kimliğe bürünüyorlar!
Bizim zamanımızda da böyle olaylar oluyordu!
Telefon yoktu, kamera yoktu!
Olaylar duyulmuyordu!
Okul yönetiminden çok ailelere görev düşüyor!
Maalesef, ön tekerler nereden gidiyorsa, arka tekerlek oradan gidiyor!
Zonguldak Merkez Erdemir Anadolu Lisesi’ne dikkat çekmeliyiz!
Bir öğrencinin çenesi kırıldı!
Başka bir öğrenci boğulmak istendi!
İnşallah üçüncüsü olmaz!
Bir öğrenci ölmez!
Okul idaresi işi sıkı tutmalı.
Çalma davranış bozukluğu
Bazı kişiler ekonomik sıkıntıdan kurtulmak için çalarken bazıları çalma eyleminin verdiği heyecan için çalarlar; bazıları ise hayatlarındaki duygusal veya fiziksel boşluktan kurtulmak için çalarlar. Çalma; kıskançlıktan, düşük öz-güvenden veya denkleriyle karşılaştırılmaktan doğan baskıdan dolayı ortaya çıkar. Dışlanmışlık veya aşağılanmışlık gibi sosyal sorunlar da çalmaya sebep olan durumlardır. Birey, bağımsızlığının göstergesi olarak, ailesine baş kaldırı olarak veya kendisine ve başkalarına saygı duymadığı için de çalabilir.