- Ekmeğin başı neresi?
Sordu. Hem de kazık sordu.
Baktım ekmeğe&[#]8230;
Yuvarlak&[#]8230;
Sacda pişmiş&[#]8230;
Nar gibi kızarmış mısır ekmeği&[#]8230;
Güzinede pişen ekmeğe baktım.
Tepside güzinenin fırına sürülmüş.
Kızarmış yuvarlak ekmek.
Başını bilemedim.
Ortadan ikiye bölünmüş ekmeği gördüm.
Hemen kırılan tarafını gösterdim.
- Olsa olsa burasıdır!
Meğer değilmiş.
Diğer tarafını gösterdim.
Orası da değilmiş.
Ekmeğin her tarafını gösterdim.
Kabul görmedi.
Bilemeyişin mahcubiyeti ile sordum:
- Neresi?
- Ekmeğin başı bismillah&[#]8230;
- Nasıl?
Besmelesiz başlayacağın her işi sonu harama çıkar.
Doymazsın.
Doyduğunu hissetmezsin.
Karnın doyar, gözün doymaz.
Şükür yoksa sonunda.
O işte haram çoktur.
Haram çok ise, adalet yoktur.
Adalet yok ise, huzur yoktur.
Alabalık&[#]8230;
Fi tarihinde ormanda çalışıyoruz.
Dere kenarı&[#]8230;
Püfür püfür esiyor.
Sular buz gibi, şırıl şırıl akıyor.
Yemek, ekmek dayanmıyor bize&[#]8230;
Yedikçe yiyoruz.
Dedemle sohbet ediyoruz.
- Bu derelerde ne balık vardır?
- Ben hiç görmedim.
- Aha şurda vardır.
Ufacık bir gölet gösterdi.
İnanamadım.
Suyu çevirdik.
Alabalık gün gibi ortalıkta kaldı.
Susuz ve kaçacak yeri yok.
Kolay yakaladık.
Derken zor bir gölet&[#]8230;
Her tarafı taş&[#]8230;
Taşların altı oyuk&[#]8230;
Elini soktu.
İki taraf delik&[#]8230;
Karşı tarafı bana elimle kapattırdı.
Sonra soktu ellerini taşın altına&[#]8230;
Tam bu sırada korku içinde attım kendimi geriye&[#]8230;
- Ne oldu?
- Elime bir şey vurdu.
- Korkma balıktır.
Bu kez tekrar kapattım.
Palamut büyüklüğünde alabalık&[#]8230;
Dedem pişirdi.
Yedim.
Sonra da dalga geçti.
- Oğlum, bu kadar güzel lezzetten insan korkar mı?
Korkar&[#]8230;
Eğer hep yılan görmüşsen&[#]8230;
Suyun altında her eline çarpanı yılan zannedersin.
Balık olduğunu unutursun.
[*] [*] [*] [*]
İşin başka yönü&[#]8230;
Zonguldak&[#]8217;ın durumu&[#]8230;
Suyun başına geçen akarı kendine göre çeviriyor.
Biz palamut gibi ortadayız.
Nefesimiz kesiliyor.
Ne yaşayabiliyoruz?
Ne de ölüyoruz.
Çırpınıp duruyoruz.
Bakın güncel konulara&[#]8230;
Şöyle bir düşünün&[#]8230;
Akan dereyi&[#]8230;
Çevrilen suyu&[#]8230;
Balıkları&[#]8230;
Ve derenin başındakileri&[#]8230;
Allah bize gerçekten kolaylık versin&[#]8230;
Tehlike&[#]8230;
[*] [*] [*] [*]
Bir gün Nasrettin Hoca, gömleğini yıkayıp asmış. Birden bir rüzgâr esmiş ve Nasrettin Hoca'nın gömleğini alıp kayaya fırlatmış. Nasrettin Hoca karısına seslenmiş:
- Hanım... Hanım!
Karısı gelmiş:
-Ne oldu bey?
Hoca:
- Büyük bir tehlike atlattık!