Koro halinde saldırıyorlar. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin dört tarafı düşmanla çevrili gazetecisi olarak bunlar bana sinek vızıltısı gibi geliyor.
Meyve veren ağaç taşlanır misali böyle şeylerle çok karşılaştığım için bu acemiler hafif kalıyor.
Onlarla top gibi oynuyorum, antrenman yapıyorum, farkında değiller.
Yakında fikir işçisi gösterip dağıtıcı yaptıkları çocuk da hakkımda yazarsa hiç şaşırmam.
Hani şu Ankara&[#]8217;da araba satan Ulus Bakırcı var ya, aslında o da oyuna girmeli.
Ben hepsine yeterim.
Araya karbon kağıdı koyar, bir güzel hallederim.
Benim gazeteci yaptığım, benden sonra yolunu şaşıran, çizgisini kaybeden çocuk kimin dolduruşuna geliyorsa Ekspres&[#]8217;ten söz etmiş.
Güya gazete benim yüzümden kapanmış. Birilerinin ağzıyla konuşan bu çocuk Ekspres&[#]8217;leri çok seviyor.
Yoksa Antalya Ekspres&[#]8217;teki bir yazarın yazısından alıntı yapar mıydı.
Belki başka gazetelerden ve yazarlardan da yapıyordur. Takvim ve Hakkı Yalçın olabilir mi diye bakıyorum.
Kimin ağzına bakıp da bana yakıştırmayı yapıyorsa çok ayıp ediyor.
Gazetenin nasıl kapandığı belli. Vergi incelemesi yapıldı, çok miktarda sahte fatura bulundu, giderin gelirden çok fazla gösterildiği, haddinden fazla benzin faturası kullanıldığı tespit edildi ve bunun sonucunda Ekspres&[#]8217;e 3, onun kopyası Gündem&[#]8217;e 2 olmak üzere iki gazeteye toplam 5 trilyon lira ceza kesildi.
Sahte faturaları ben mi alıp koydum. Benzinle ben mi yıkandım. Giderleri ben mi şişirdim.
Bilip bilmeden konuşuyorsun. Sana kim öğretiyor bunları çocuk.
Defterdar Bey&[#]8217;in yanına gidersen o sana doğrusunu söyler.
Tutulan raporları da gösterir, çekinme, korkma, git bak.
Bu çocuk benim yanımda çıraktı. Boynuz kulağı geçermiş derler.
Bir de bir laf daha var, neyse onu söylemeyeyim, ayıp olur şimdi.
Bunların gidişatları hiç iyi görünmüyor. Hani ölecek hayvan cami duvarına işer derler ya, bunların durumu da buna benziyor.
Zonguldak&[#]8217;taki vergi mahkemesinin bittiğini öğrendik. Defterdarlık işlem yapmak için mahkemeyi bekliyordu. Sanırım bu sıralar bir şeyler olacak.
Gazetenin sahibi görünen çocuk da bir şeyler eveleyip gevelemiş.
Güya ben ona bir yere gitme, beraber çalışacağız demişim.
Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş. Ben seni bir kere almakla hata ettim, bir daha üste para verseler alır mıyım.
Bana sallarken sana yine konu çıktı demiş. Beni kendisi gibi konu bulunca yazanlarla karıştırmış.
Bu köşenin hangi günler çıkacağı ve haftada kaç gün yayınlanacağı belli.
Yaklaşık 10 yıldır sürekli köşe yazıyorum ve hiç yazı günümü atladığım olmadı.
Demek ki konu sorunum yokmuş. Herhalde anlamıştır, daha başka nasıl anlatayım ki.
Gelelim Necdet Aydemir&[#]8217;e, yani bunların akıl hocalarına.
Bir iyilik bilemez de bu. Üzüm üzüme baka-baka kararırmış diye boşuna dememişler.
Emekli olduktan sonra gazeteciliğe merak saran, benim de daha önce doğruluğu ve dürüstlüğü nedeniyle takdir ettiğim bu şahıs, gazetemizin sahibi kontrol kurulu üyesi olmasına itiraz etti diye bize düşman kesildi.
Meğer ne meraklıymış kontrol kurulu üyesi etiketine sahip olmaya.
Size derneğin hikayesini anlatayım: Kulakları çınlasın eski patronum tutturdu dernek kuralım diye. Tutturmasının nedeni kontrol kuruluna gazeteci üye sokmak istemesiydi.
Üye bizden biri olsun ki bize yararı olsun düşüncesindeydi.
Bakmayın siz kuruluş amacında yazanlara dernek böyle doğdu, bu amaçla kuruldu.
Ne kadar ayak dirediysem bu derneğin kuruluşuna engel olamadım.
Benim engellemelerim derneğin kuruluşunu en fazla iki yıl geciktirdi.
Karşı çıkmamın sebebi bizim bu derneği etkin bir şekilde yürütecek vaktimizin olmamasıydı.
Sonuçta tabela derneği olarak kalacaktı ve nitekim de öyle oldu.
İki yıl önce kurulan bu derneğin bu süre içinde hiçbir faaliyeti olmadı.
Pardon tek faaliyeti oldu, o da bayramlarda çelenk sunmak!
Oysa kuruluş amacında neler yazıyor neler. Bunların hiçbiri yapıl(a)madı.
İlin mülki amiri, iktidar partisi milletvekili ve bürokrat, parti başkanı ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin büyük çoğunluğu bu derneğin yerini bilmiyor.
Bırakın yerini varlığından birçok kişi haberdar değil ki.
Bu derneğin ben kurucuları arasındaydım. İlk kongrede yönetimden ayrıldım.
Benim bu işlere ayıracak zamanım yok. Dernek Başkanı yaptığım Necdet Aydemir&[#]8217;de yeterli değildi.
Olsaydı derneğin faaliyeti olurdu.
Bu iyilik bilmezi neden dernek başkanı yaptığıma gelince, bunu da şöyle izah edeyim:
Derneğin bütün üyeleri Ekspres ve yan kuruluşu Gündem gazetesinde çalışanlardan oluştuğu için Aydemir&[#]8217;i dernek başkanı yapmaktan başka çare yoktu.
Bu şekilde kamuoyuna değişik bir imaj, tarafsız bir görüntü vermek istedik.
Aydemir derneğin bir faaliyeti olmamasına rağmen başkanlığı çok sevdi.
Kısa sürede havaya girdi. Öyle bir girdi ki sonunda kendisini başkan yapan beni bile tanımadı.
Hani birisini padişah yapmışlar o da gitmiş önce babasını asmış ya, bu da o hesap.
Derneğin üyeleri eskiden olduğu gibi iki gazeteden oluşuyor.
Gerçi biz üyeliklerimizi yeni gazetemizde tazelememiştik. Üyeliğimiz belki de otomatikman düşmüştür. Düşmediyse de bugünden itibaren istifa ediyoruz.
İstifamızın gerekçesi derneğin tabela derneği olması ve dernek başkanının üyeleri arasında ayrımcılık yaparak taraflı davranmasıdır.
Bu utancı daha fazla yaşamak istemiyoruz. Diğer derneğin faaliyetlerini gördükçe imreniyoruz.
Sahibini beğenelim beğenmeyelim, çete suçundan yargılanmış ve ceza almış da olabilir ama adam öyle faal ki derneği uçuruyor.
Etkinlik düzenliyor, her etkinliğe katılıyor, her toplantıda konuşuyor, soru soruyor, sorunları gündeme getiriyor, milletin ağzından giriyor, burnundan çıkıyor.
Bizimkinin ağzını bıçak açmıyor, ne etkinlik düzenliyor, ne de her etkinlikte bulunuyor.
Bu dernekte daha fazla durmanın bir anlamı yok.
Arkadaşlarım çok önceden istifa etmek istedi ama ben biraz daha bekleyelim, belki düzelir diye düşündüm, fakat olmadı.
Bizim yerimize dışarıda boşta bekleyen birçok kişi var, onlar girer, böylece açık kapanmış ve dernek kapanmamış olur.
Belki yeni üyelerle dernek canlanır, faaliyete geçer.
Bayramlarda derneğin çelengini taşıyan çocuk da bu arada bana laf yetiştirmeye devam etmiş.
Bunun ar damarı çatlamış. Ne söylersen söyle anlamıyor.
Zaten muhatap olanda kabahat. Gördüğü göreceği keramet bu kadar. Kendi kendine konuşup dursun garibim.
Gelelim yine benim çırağa. Bu da başarılarını kıskandığımı iddia etmiş. Aslında saçmalamış demek daha doğru olur.
Alın size bir aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş misali bir örnek daha.
Bartın&[#]8217;a koskoca Yargıtay Başkanı geliyor, haberleri yok ve bu olay ertesi günü sadece bizim gazetede yer alıyor, bu mu başarı?
Eski haberleri tekrar edip duruyorsunuz, bu mu başarı?
Sayfaları sloganlarla tamamlıyorsunuz, bu mu başarı?
Bizde çıkan haberlerin çoğunu, bir gün sonra kullanıyorsunuz, bu mu başarı?
Haberleriniz, dizginiz, baskınız dökülüyor, bu mu başarı?
Panik ataktan Salı günkü gazetenizde iki tane başlık hatası yapmışsınız, bu mu başarı?
Bu çocuğun sözleri, Erbakan Hocanın deyimiyle &[#]8220;fasa-fiso&[#]8221;
Kovulmaktan bahsetmiş. Güya beni oradan kovmuşlar.
Zavallı çocuk. Kimmiş bakalım beni kovan. İsmini ver de bilelim.
Utanmadan benim ürettiğim sloganları kullanıyorsunuz. Benimkileri bırakın da kendiniz bir şeyler üretin. Görelim fikir işçiliğinizi.
Sloganlar aynı, Dizgi, mizanpaj aynı. Elemanlar aynı Eski Ekspres&[#]8217;e bak, Hergün&[#]8217;ü gör.
Benim bıraktığım kültürle devam. Sayfalardaki boşlukları sloganlarla doldurmaya devam.
Gazetecilikte böyle bir şey yok. Sloganlar reklam sayfalarında boşluk doldurur, haber sayfalarında değil. Gerçi siz haber sayfasıyla reklam sayfasının ne demek olduğunu da bilmezsiniz. Benim bıraktığım yerde kalmışsınız. Ayıptır. İnsan biraz yenilik yapar.
Kendinizi geliştirin. Başka türlü gazeteci olamazsınız.
Hem sonra biliyorsunuz Ekspres&[#]8217;e benzemeniz sakıncalı.
Bu gazetenin devamı olmamanız gerekiyor. Fazla açık veriyorsunuz.
Her an her şey olabilir. Haberiniz olsun.