İki yüzlü olmak bir marifet ise sorunları zaten baştan çözmüşsünüz demektir.
Aslında geriye ne tartışılacak bir durum kalır ne de alınacak sonuç.
İnsanların kendini görmesi gerekir.
Ancak hepimiz biraz kör ve işimize geldiği gibi hareket ediyoruz.
En kötüsü de gelişime kapalıyız.
Hal böyle olunca toplumsal erozyon kaçınılmaz.
Arkadan konuşan, atıp tutan halk, muhataplarını görünce birden bire değişiveriyorlar.
Siyasetçi işine bakıyor.
Sivil toplum örgütlerinin başındakiler işine bakıyor.
Adamların kavgası yok.
Sorunu olan insanlar onları çözmek için çaba sarf eder.
Biz de durum farklı.
Hem sorun var.
Hem de sorunu çözmek için adım atan yok.
Kimisi ekonomiyle sorunu olur ona yönelir.
Kimisi kentiyle sorunu olur ona yönelir.
Kimisi kadınlarla sorunu olur ona göre adım atar.
Kimisi erkeklerle.
Yani çözümlerinin temelinde insanların sorun gördüğü şeylerin üzerine gitmesi vardır.
Hem sorun var diyeceksiniz.
Adamların arkasından konuşacaksınız.
Küfürler edeceksiniz.
Kıyameti koparacaksınız.
Aslan kesileceksiniz.
Ancak işin gerçek mecrasına gelindiğinde, yüzleşmeye gelindiğinde inandıklarınızı inkar edeceksiniz.
Konuşamayacak, iki laf edemeyeceksiniz.
Etseniz de durumu kurtarma rollerine bürüneceksiniz.
Yani tepkinizi, eleştirinizi, düşüncenizi ifade etmeyecek, o sırada da bir selamı bile kar sayacaksınız.
Sorunlarını tartışamayan bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Ve bu durum Zonguldak&[#]8217;ta hastalık derecesinde ilerlemiş durumda.
Sorunun temelinde bu samimiyetsizlik yatıyor.
Kimse demeyeceğim.
Ama genel anlamda samimiyetsiz bir şehirdeyiz.
Çakal olacaksınız.
Çakal olmazsanız işiniz zor.
Zonguldak&[#]8217;a baktığımda ahlaki genleriyle oynanmış bir sürü insan görüyorum.
Utanıyorum.
İşte her şeyin temeli bu.
Sa-mi-mi-yet-siz-lik!
Hoş, çıkıp da millete akıl vermek benim işim değil.
&[#]8216;Çakallık yapmayın, iki yüzlü olmayın&[#]8217; derken zaten alınmanıza da gerek yok!
Elbette bu saatten sonra dönüş zor.
Bu durumda umut etmenin ne anlamı var.
Onu da bilmiyorum.
&[#]8216;Adam&[#]8217; olmak istemeyen olmaz!
O zaman çakal olmaya devam.
O zaman iki yüzlü olmaya devam.
Aslında geriye ne tartışılacak bir durum kalır ne de alınacak sonuç.
İnsanların kendini görmesi gerekir.
Ancak hepimiz biraz kör ve işimize geldiği gibi hareket ediyoruz.
En kötüsü de gelişime kapalıyız.
Hal böyle olunca toplumsal erozyon kaçınılmaz.
Arkadan konuşan, atıp tutan halk, muhataplarını görünce birden bire değişiveriyorlar.
Siyasetçi işine bakıyor.
Sivil toplum örgütlerinin başındakiler işine bakıyor.
Adamların kavgası yok.
Sorunu olan insanlar onları çözmek için çaba sarf eder.
Biz de durum farklı.
Hem sorun var.
Hem de sorunu çözmek için adım atan yok.
Kimisi ekonomiyle sorunu olur ona yönelir.
Kimisi kentiyle sorunu olur ona yönelir.
Kimisi kadınlarla sorunu olur ona göre adım atar.
Kimisi erkeklerle.
Yani çözümlerinin temelinde insanların sorun gördüğü şeylerin üzerine gitmesi vardır.
Hem sorun var diyeceksiniz.
Adamların arkasından konuşacaksınız.
Küfürler edeceksiniz.
Kıyameti koparacaksınız.
Aslan kesileceksiniz.
Ancak işin gerçek mecrasına gelindiğinde, yüzleşmeye gelindiğinde inandıklarınızı inkar edeceksiniz.
Konuşamayacak, iki laf edemeyeceksiniz.
Etseniz de durumu kurtarma rollerine bürüneceksiniz.
Yani tepkinizi, eleştirinizi, düşüncenizi ifade etmeyecek, o sırada da bir selamı bile kar sayacaksınız.
Sorunlarını tartışamayan bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Ve bu durum Zonguldak&[#]8217;ta hastalık derecesinde ilerlemiş durumda.
Sorunun temelinde bu samimiyetsizlik yatıyor.
Kimse demeyeceğim.
Ama genel anlamda samimiyetsiz bir şehirdeyiz.
Çakal olacaksınız.
Çakal olmazsanız işiniz zor.
Zonguldak&[#]8217;a baktığımda ahlaki genleriyle oynanmış bir sürü insan görüyorum.
Utanıyorum.
İşte her şeyin temeli bu.
Sa-mi-mi-yet-siz-lik!
Hoş, çıkıp da millete akıl vermek benim işim değil.
&[#]8216;Çakallık yapmayın, iki yüzlü olmayın&[#]8217; derken zaten alınmanıza da gerek yok!
Elbette bu saatten sonra dönüş zor.
Bu durumda umut etmenin ne anlamı var.
Onu da bilmiyorum.
&[#]8216;Adam&[#]8217; olmak istemeyen olmaz!
O zaman çakal olmaya devam.
O zaman iki yüzlü olmaya devam.
Ali Bektaş CHP&[#]8217;ye neden kızdı?
Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş CHP&[#]8217;ye yönelik eleştirilerini sürdürürken tepkisi çok sert oldu.
Bektaş; &[#]8220;Benim onda birim, milyarda birim kadar CHP&[#]8217;li olmayan adamlar, bana etiklik dersi veriyorlar. Ben futbol takımı tutar gibi parti tutmuyorum. Net söylüyorum, CHP şu anki kadroyla iktidar olsun. İnsanlar fare yemeye muhtaç kalırlar. Ne ciddi bir terör, ne üretim politikaları var. Sadece Ak Parti&[#]8217;den kurtulalım zihniyeti olmaz. İnsanları inandıracaksınız&[#]8221; dedi.
Bektaş buradaki fare yakıştırmasıyla ilgili daha sonra; &[#]8220;Amacını aşan bir cümle&[#]8221; yorumunda bulundu.
Peki neydi Bektaş&[#]8217;ı bu kadar hiddetlendiren?
Görünenler bunun sıradan bir tepki olmadığının farkında.
Zaman zaman Ak Parti&[#]8217;ye geçebileceği belirtilen Bektaş&[#]8217;ın gerçekten böyle bir niyetinin olduğuna inanmayanlardanım.
Kemal Kılıçdaroğlu&[#]8217;nun CHP liderliğine gelmesinin ardından başlaması beklenen değişim süreciyle ilgili Zonguldak&[#]8217;ta en ufak bir hareket yok.
Oysa böyle olmamalı.
CHP&[#]8217;den bir dönem kopmuş ve koparılmış isimler ki Ali Bektaş bunların başında gelir yeniden partiye davet edilmeli.
Tam da böyle bir ılımlı dönemde Bektaş, neden CHP&[#]8217;ye bu kadar yüklensin.
Neden; &[#]8220;Benim onda birim, milyarda birim kadar CHP&[#]8217;li olmayan adamlar, bana etiklik dersi veriyorlar&[#]8221; desin.
Bunda bir iş var?
Burada ilk ve en güçlü ihtimal bir grubun Bektaş&[#]8217;ı CHP&[#]8217;ye dönmesini sağlamaya çaba gösterirken yönetimden bazı kişilerin karşı çıkmış olması olabilir.
Burada tabiî ki top Milletvekillerinde.
Parti belli ki Ali Bektaş&[#]8217;tan korkuyor.
Ozan Surat&[#]8217;tan da korkup seçimi Ak Parti&[#]8217;ye hediye ettikleri gibi.
Yani işin özü CHP&[#]8217;de değişen bir şey yok.
Kemal Kılıçdaroğlu bu anlayışı nasıl yıkabilecek merakla bekliyoruz.
Bektaş; &[#]8220;Benim onda birim, milyarda birim kadar CHP&[#]8217;li olmayan adamlar, bana etiklik dersi veriyorlar. Ben futbol takımı tutar gibi parti tutmuyorum. Net söylüyorum, CHP şu anki kadroyla iktidar olsun. İnsanlar fare yemeye muhtaç kalırlar. Ne ciddi bir terör, ne üretim politikaları var. Sadece Ak Parti&[#]8217;den kurtulalım zihniyeti olmaz. İnsanları inandıracaksınız&[#]8221; dedi.
Bektaş buradaki fare yakıştırmasıyla ilgili daha sonra; &[#]8220;Amacını aşan bir cümle&[#]8221; yorumunda bulundu.
Peki neydi Bektaş&[#]8217;ı bu kadar hiddetlendiren?
Görünenler bunun sıradan bir tepki olmadığının farkında.
Zaman zaman Ak Parti&[#]8217;ye geçebileceği belirtilen Bektaş&[#]8217;ın gerçekten böyle bir niyetinin olduğuna inanmayanlardanım.
Kemal Kılıçdaroğlu&[#]8217;nun CHP liderliğine gelmesinin ardından başlaması beklenen değişim süreciyle ilgili Zonguldak&[#]8217;ta en ufak bir hareket yok.
Oysa böyle olmamalı.
CHP&[#]8217;den bir dönem kopmuş ve koparılmış isimler ki Ali Bektaş bunların başında gelir yeniden partiye davet edilmeli.
Tam da böyle bir ılımlı dönemde Bektaş, neden CHP&[#]8217;ye bu kadar yüklensin.
Neden; &[#]8220;Benim onda birim, milyarda birim kadar CHP&[#]8217;li olmayan adamlar, bana etiklik dersi veriyorlar&[#]8221; desin.
Bunda bir iş var?
Burada ilk ve en güçlü ihtimal bir grubun Bektaş&[#]8217;ı CHP&[#]8217;ye dönmesini sağlamaya çaba gösterirken yönetimden bazı kişilerin karşı çıkmış olması olabilir.
Burada tabiî ki top Milletvekillerinde.
Parti belli ki Ali Bektaş&[#]8217;tan korkuyor.
Ozan Surat&[#]8217;tan da korkup seçimi Ak Parti&[#]8217;ye hediye ettikleri gibi.
Yani işin özü CHP&[#]8217;de değişen bir şey yok.
Kemal Kılıçdaroğlu bu anlayışı nasıl yıkabilecek merakla bekliyoruz.