"Decoy Effect" terimi, Türkçe’ye çevrildiğinde “yem etkisi” anlamına geliyor. "Tuzağa düşürmek, yanıltmak" anlamına da geliyor aynı zamanda...

"Yem etkisi" pazarlama sektörünün psikolojiyi kullanarak, tüketiciyi belirli bir ürün veya hizmete yönlendirdiği bir tür "pazarlama tuzağı"dır diyebiliriz. Az sayıda tüketici dışında genelde tüketiciler, kendilerince bir kıyas yapıp akıllıca olana karar vermek istedikleri için bu yanılgıya düşerler.

Az sayıda tüketici, ne olursa olsun pahalı olanı tercih edebilecektir. Yine az sayıda bir tüketici, ne olursa olsun en ucuz olanı tercih edecektir. Fakat "yem etkisi" bu tüketiciler için değildir. "Büyük boy olan, küçüğün iki katı olmasına rağmen fiyatı 1 TL daha ucuz, onu almak daha avantajlı" diye düşünen kişiler için geçerlidir.

"Yem etkisi"nin İngilizce karşılığı "decoy effect"... Decoy; "tuzağa düşürmek, av yerine kullanmak, yem etmek" anlamına gelen bir kelimedir. Yani pazarlamada kullanılan "yem etkisi" bir tüketici tuzağıdır. Genellikle satmak istediğiniz seçeneği, başka seçenek veya seçenekler ekleyerek "öne çıkarma, çekici kılma stratejisi" de diyebiliriz.

İnsan beyni, kıyasla çalışır. "Yem etkisi" de bu kıyasın sonucunda genellikle beynin nereye yönelteceğinin önceden bilinmesinin kullanılmasıdır.

"Yem etkisi"ni örneklerle açıklamak çok daha faydalı olacaktır...

İki adet telefon düşünün... Telefonun birisi, 10 bin TL olsun ve özellikleri gayet iyi, kaliteli bir telefon olsun. Diğer telefon ise 6 bin TL'lik bir telefon olsun ve özellikleri sıradan olsun. Birinci telefonu, kaliteli olanı satın almak isteyen müşteri alabilir, parası sorun değildir ve sadece pahalı olduğu için bile alabilir. İkinci telefonu ise, çok iyi bir telefona ihtiyacı olmayan, parası olmayan ya da para harcamak istemeyen müşteri alacaktır. İşin içine üçüncü bir telefon girsin ve onun fiyatı 9 bin TL olsun. Bu telefon, ilk telefondan daha kalitesiz, ikinciden de daha kaliteli bir telefon olsun. İşte satıcının size gösterdiği bu telefon, en iyi ve pahalı telefonu çekici kılan bir "yem" olur.

Bu durum; siyasette de, ticarette de, insan ilişkilerinde de böyledir!

Şimdi durup dururken bu yazıyı neden bu köşeye koyduğumu düşünüyorsunuz?

Boş insanlar, kendilerini büyük gösterip fiyatlarını yükseltmeye çalışırlar!

Bu durum, medyada da böyledir!

Herkes, yazıdan kendine düşen payı alsın!

Ama herkes!

Kapıları açtık...

Erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen bazı kadınların çocuklarıyla yaptığımız mücadeleye destek vermek isteyen herkese kapıyı açtık.

Kimi kapının içinde, kimi kapının önünde, kimisi dışarıda bizimle birlikte "Büyük Zonguldak Mücadelesi"ne destek verebilir.

Bunun için, Pusula çatısı altında olmaya gerek yok.

Bunun için, Zonguldak’ı seviyor olmak, bu toprağın çocuğu olmak yeterli.

Bu toprağın çocuğu olmak çok önemli.

Erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen bazı kadınların çocuklarıyla mücadelede, bu toprağın çocuğu olmak çok çok önemli.

Bu mücadelemizde yanımızda olan, destek veren herkese sonsuz teşekkür ediyorum.

Çağrımız açık...

Erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen bazı kadınların çocuklarıyla yaptığımız mücadeleye destek vermek isteyen herkesle bir araya gelmeye hazırız.

Y.Z.

İnternet sitemizde enteresan haberler, bilgiler ve magazin bulacaksınız.

Bunları hazırlayan biz değiliz.

Bunları Y.Z. hazırlıyor.

Y.Z.’nin kim olduğunu bir süre sonra anlayacağınızı tahmin ediyorum.

Bu şehirde; kamyon lastiği kadar kafası olup, sibop iğnesi kadar aklı olmayanlar yazıp-çizerken, Y.Z.’nin yazıp-çizmemesi olacak iş değildi!

Ben, size bir şey söyleyeyim...

Bu Y.Z., "milletvekili aday adayıyım" diye ortaya çıkanların çoğundan daha zeki...

Hele bizim kamyon lastiği kadar kafası olup, sibop iğnesi kadar aklı olmayan kişiden çok daha zeki!

Evet, dilinde bir lezzet yok.

Aynı şeyleri tekrar ediyor.

Papağan bile daha zeki...

Ama bizim Y.Z. kendini geliştirecek.

Bak, göreceksiniz...

Zonguldak sorunlarına hakim...

Bir sonraki seçime aday bile olur.