Kürdün Mustafa.
En büyük ve sevgi dolu Havva halamın eşi.
Üvey ana elinde büyümüş.
Çekmediği kalmamış.
En büyük çocuk.
Üveylerin ağabeyi.
Ancak hiçbir şey üveyliğini unutturmamış.
Tam unutacağı zaman da ´Üvey Ana´ hatırlatmış.
Askere gitmiş-gelmiş.
Sonra evden ayrılmış.
Biraz babası yer vermiş.
Biraz kendi çalışıp-çabalayıp almış.
Ufak bir ahşap ev yapmış.
Onların evini çok severdim.
İki oda, minik bir salon. Ahşap.
Yerden bir metre kadar yüksek.
Ahşap merdivenden çıkıp giriş kapısına geldiğimde kendimi büyük adam hissediyordum.
İlkokula gittiğim yıllar.
Çabucak büyüyüp, evlenip öyle bir ev yapmak istiyorum.
Merdiven ile saçak arası birbirine çok yakın.
Elimi yukarı kaldırdığımda saçağa dokunabiliyorum.
Mustafa Eniştem eve girip çıkarken kafasını azıcık eğerek, kalın ağaç kirişlere çarpmaktan sakınırdı.
İki oğlu, bir kızı vardı. Büyük oğlu Kemal biraz aksi idi.
Kemal evlilik çağına geldiğinde Halam ile eniştem başbaşa verip konuşuyorlarmış.
Kemal´in evlilik durumu ne olacak?
Eniştem başkalarından duyduğu eşek hikâyesini anlatmış.
Çocuk evlilik çağına gelmiş.
Ana-Baba çok fakir.
Nasıl evlendireceklerini konuşuyorlar.
Baba; "Eşeği satar evlendiririz"
Ana kabul ediyor.
Buna oğlan da kulak misafiri oluyor.
Çok da mutlu oluyor.
Ancak gel zaman- git zaman bir gelişme yok.
Delikanlı dayanamayıp anasına soruyor;
"Bizim bir eşekçilik meselesi vardı, ne oldu?"
Ve eşek satılıp delikanlı evlendirilir.
Mustafa eniştem bu hikâyeyi Halam´a anlatıyor.
İşin ilginç tarafı, Kemal kulak misafiri.
Ama o işi uzatmak niyetinde değil.
Ara soğumadan babasına soruyor;
"Baba bizim eşekçilik ne olacak?"
Eniştem kurnaz.
Anlıyor.
Anlamazdan geliyor.
Kemal aksi.
Kızıyor.
Çaktırmıyor.
Bu işi kahvede arkadaşlarına anlatıyor.
Hemen çözüm buluyorlar.
Kemal babasının Trabzon Lastikleri´ni merdiven başına çiviliyor.
Sonra çıkıyor dışarı.
Başlıyor bağırmaya.
- Baba yetiş.
Eniştem, halam telaşlanıyorlar.
- Geldim oğlum.
Alelacele dışarı koşuyorlar.
Eniştem önde.
Kapıyı hızla açıyor.
Lastiklerini ayağına giyiyor.
İlk adımını atınca önce kafasını ahşap kirişe vuruyor.
Sonra paldır küldür merdivenden yuvarlanıyor.
Kafa göz yara-bere içinde.
Aklı başına geliyor bizim eniştenin.
Başına başka felaket gelmeden evlendirdi oğlunu.
Ondan sonra Akköy´de deyiş oldu: Çivi çakamayan, evlenemez.
Yani Türkçe olarak 3. Kuşak (üçüncü nesil) diyebiliriz.
3G cep telefonlarından internete girme, tv izleme imkânı sağlıyor.
3G ile internet ADSL´den daha hızlı.
Kısaca 3G ile cep telefonu, cep bilgisayarı haline dönüşüyor.
Hemen hemen bilgisayarda yapılan her şey yapılabiliyor."
Televizyonu 1989 yılına gördüm.
Beşiktaşlıydı.
Televizyonda ilk izlediğim şey futbol müsabakasıydı.
Kimin maçı bilmiyorum.
Renkler birbirine yakın.
Görüntü karıncalı.
Kalecileri anladım.
Rakipleri anladım.
Ama hakemi çok sonraları anladım.
Elektrik 1990 yılında geldi.
Elektrikler geldiği gece doğan kardeşimin adı Aydın.
Şimdilerde evlenmek istiyor.
İşi yok. Mesleği yok.
"El işinde çalışmam" diyor.
Adamın dünyaya bakışı şu:
Gevezelik, Geyik, Gerzeklik..
Bana gelince...
Her ne kadar trafiğimiz gibi, sorunlarımız gibi onu da Gazipaşa´ya sıkıştırsak da&8230;
3G´yi bilgisayarımıza taktık.
PUSULA için.
Yani dünyaya bakışımız şu:
Güven.
Gelişim.
Güç.
Hepimize hayırlı olsun.