Zonguldak´tan utandıran manzaralara üç örnek vermiştim.
Bunlardan birisi Can Polat Pamay Spor Salonu´nun içler acısı haliydi.
Dün de Zonguldak Gençlik ve Spor İl Müdürü Ahmet Sağlam´ın açıklamalarını okudum. Sevinmedim dersem yalan olur.
Ahmet Sağlam Zonguldak´ı yıllardan beri yakından biliyor.
Dolayısıyla yaşatılamayan değişimi de en iyi kendisi yorumlayabilir.
Ki öyle olmuş.
Açık sözlülüğü nedeniyle öncelikle kendisini kutluyorum.
Zonguldak´ın spor anlamında, saha olarak istenen düzeyde olmadığını belirterek; başlanan çalışmalarla 2011 yılına kadar salon ve saha eksikliklerinin giderileceğini söylemiş.
Sonuna kadar destekçisi olacağız.
Sportif alanların yaratılamadığı bir yerde başarı nasıl gelecek?
Spor camiası sürekli olarak Karabük´te yapılan sportif yatırımları gösteriyor bize.
Mehmet Ali Şahin´in spordan sorumlu Devlet Bakanı olmasının yararlarını çok iyi değerlendirmiş bir Karabük´e karşın, yıllardır çaresizlik içinde bekletilen, itilmiş kakılmış görüntü veren Zonguldak.
Zonguldak hem personel açısından, hem yatırımlar açısından bu dışlanmışlık görüntüsünden kurtarılmalı.
İyi de kim kurtaracak?
Ahmet Sağlam bu bağlamda şans.
Ama tek başına ne yapabilir?
İlk yaptığı şey, acı gerçeğimizi yüzümüze haykırması oldu.
"Zonguldak´ta spor bitmiş" dedi.
Spor basımızın sadece atılan golleri, maç sonuçlarını değil bu sorunları daha fazla gündeme getirmesi de hizmete önemli bir katkıdır.
Siyaset ne için yapılıyor?
Siyaset güya hizmet için yapılır.
Söylemler böyledir.
Açıklamalar peşpeşe gelir.
Farklı kesimler aynı söylemler çerçevesinde buluşurlar.
Ancak yıllardır bunca söyleme karşın Zonguldak neden her alanda küme düşürüldü?
Bunun açıklamasını kim tarafsız yapabilir?
Sürekli üretilen siyasi bahanelerden artık bıkmış bir Zonguldak, gereken tepkiyi verememekle sınıfta kalmış bir toplum.
Uzağa gitmeye gerek yok.
Bugüne bakalım.
Basın yapılmayanları hatırlatıyor, iktidar yapılanları hatırlatıyor.
Bu işin mantıklı yanı partilerin ve vekillerin ne söyleyip ne kadarını yapabildikleridir.
Siyasetin hizmetten çok itibar, hava, caka için yapıldığı tüm az gelişmiş ülkelerde durum aynı.
Toplumun sustuğu yerde siyasetçi istediği gibi at oynatır. Hesap sormak için neden beş yılın dolması beklenir, onu da bir türlü anlamıyorum.
Mithatpaşa Tüneli
Muzaffer Akgün ağabeyimiz bizim mesleki büyüklerimizden biri. Mücadeleci ve pratiktir. Deneyimlerinden özellikle genç arkadaşların yararlanması gerekir.
Haberlerde kaçan fotoğrafları gördükçe nasıl canı sıkıldığına çok tanık oldum. İnandığı konuya sonuna kadar tavır koyar.
Bunlardan biri de Mithatpaşa Tüneli.
Mithatpaşa Tüneli konusunda benzer görüşlerde buluşuyoruz. Baştan beri destekliyor.
Yazdığının aksine, Mithatpaşa Tüneli üzerine yazılarını özenle takip ediyorum.
İşadamı Erdoğan Demir´den aldığı görüş ve atılan manşet de buna dahildir.
Bir çok gazetecinin bu konudaki çabası asla küçümsenmeyecek, önemli katkılardır.
Mevlana Çeşmesi-Kırat üzerinden Kilimli bağlantısındaki eski yol genişletilip yapılabilse bugün bu sıkıntılar elbette yaşanmazdı.
Yine yapılabilir. Üzerine gitmek gerekir. Gazeteciliğin gücü de zaten burada ortaya çıkıyor.
Kendi adıma teşekkür ediyorum.
Mithatpaşa Tüneli´nin yapılması için destek veren Muzaffer Ağabey ve diğer meslektaşlarımıza kamuoyu da gereken teşekkürü yapacaktır.
Tuvaletleri
kim denetleyecek?
Hani temizlik imandan geliyordu?
Bu nasıl bir iman ki cami altları ve bir çok yerdeki tuvaletler girilmeyecek kadar kötü durumda. Sabun yok. Sıvısı zaten yok. Hijyen yok. Sigaraya devam. Kapılar kırık, musluklar bozuk. Kimsenin 50 kuruşunda gözümüz yok. Ancak bu işlere çeki düzen vermek de yerel yönetimlerin görevi. Ekmek fırını ne kadar önemliyse tuvaletler de o kadar önemli!