CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanlığı'nın dayanışma kahvaltısı yapıldı.
Ev sahipliğini Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden'in yaptığı kahvaltıda; Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem'in konuşmaları gündem oldu.
CHP'nin "birlik, beraberlik ve dayanışma" adı altında düzenlediği kahvaltıda, Belediye Başkanı Tahsin Erdem zehir zemberek açıklamalar yaptı!
Eğer amaç, "birlik, beraberlik ve dayanışma"ysa amacına uygun konuşmalar olmadı!
Tahsin Erdem, kentteki gazeteciler tarafından eleştirildiği için çok dolmuş!
Konuşmalarından anladım ki; Başkan Erdem'i çıldırtan sadece gazeteciler değildi.
Onu asıl çıldırtan basına bilgi sızdıranlardı.
Parti içindeki muhaliflere de çok öfkeliydi.
Bazı sivil toplum kuruluşu, basın ve partidekilere "şeytan" yakıştırması yaptı!
Örgüt içinde, belediye meclis üyeleri içinde ve belediye çalışanları arasında kendisini sevmeyenler olduğunu biliyor.
Kahvaltı programına gelenler içinde bu "şeytanlar" da vardı!
"Kahvaltıyı milletin boğazına dizdi" desek yeridir!
Peki, Tahsin Erdem'e neden bu kadar tepki var?
Hadi gazeteciler yazıyor, eleştiriyor.
Pusula'nın yayın politikası belli...
Pusula kaçak dövüşmüyor.
Ama bazı basın kuruluşları kaçak dövüşüyor! Onlara ne demeli?
Bir de Tahsin Erdem'in çevresindeki isimler...
Yanlış olduğunu düşündükleri konuları, Başkanın yüzüne söyleyip dikkate alınmadıklarında
bu konuları basına sızdırıyor!
Bu etik midir, değil midir?
Burası basını bağlamaz ki...
O partililerin ya da kişilerin arasındaki ilişkileri bağlar.
Gazeteci olarak size bilgi geldiğinde bunu kullanırsınız,
Hiçbir gazeteci de "yok canım, ben almayayım" demez.
Bu yüzden Tahsin Erdem'in artık basını hedef almayı bırakması gerekir.
Sağlam kadrolarını oluşturması gerekir ki, bunu başından beri yazıyoruz.
Ama Başkanı sürekli pohpohlayan bir ekip var etrafında!
Başkana, "Sen de bunu yanlış yapıyorsun kardeşim" diyecek bir kişi yok mu?
Tahsin Erdem'in kamusal sorumluluğu!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan’la, DSİ ve Karayolları 15'inci Bölge Müdürlüğü yetkililerinin önünde yaşadığı kavga görüntüleriyle ilgili bugüne kadar tek kelime etmedi.
Oysa kısa süre önce siyasette “zeytin dalı” uzatılmış, karşılığında “bize uzatılan eli tutarız” şeklinde verilmişti.
Tam bir ateşkes havası oluşmuşken, söz konusu video medyaya yansıdı.
Bu çelişki, doğal olarak kamuoyunun açıklama beklentisini artırdı.
Ben de bir gazeteci olarak görevimi yaptım. Belediye meclisi çıkışında ve CHP’nin kahvaltı programında aynı soruyu yöneltmek istedim.
Ancak sorum alınmadı.
Oysa bu video, dedikoduya bırakılmayacak kadar açık; yanıtı da kişisel değil, kamusal bir sorumluluk.
Tahsin Erdem'in de kamusal sorumluluk olarak bu soruyu yanıtlaması gerekiyordu.
Siyasette suskunluk bazen tercihtir ama her tercih bir mesaj taşır.
Kamuoyunun beklentisi net...
Görüntülerle ilgili açık, net ve zamanında bir açıklama...
Soruyu sormak gazetecinin görevi, yanıtlamak da seçilmişlerin.
Peki, ne oldu şimdi?
AK Parti ile köprüler yeniden mi atıldı?
Kahvaltıya neden gelmediler?
CHP Merkez İlçe Başkanlığı'nın kahvaltısına gelmeyenler dikkatimizi çekti.
İl yönetiminden; Selviye Özdemir, Sevim Keleş, Umut Orhan Gemici, Orhan Yücel, simayen bildiğim ancak isimlerini bilmediğim birkaç yönetici...
Başkan Tahsin Erdem'in kontenjanından partiye ve belediyeye giren Samet Albayrak da kahvaltıya gelmedi.
Kendisine "Ne olursan ol gelme" diye mesaj çekilmiş olabilir.
Şu an partiden ve belediyeden dışlanmış durumda!
Salim Yaman ve Caner Güven yoktu.
Bunlar da eski yöneticiler!
Kahvaltıya neden gelmediler?