Zonguldak İl Genel Meclisi'nin CHP Grubu, 1 Nisan’da kavgalı şekilde gerçekleştirilen başkanlık seçiminin ardından ilk kez meclis oturumuna katıldı.
Ancak yaşananlar, siyasetin tutarlılığı konusunda soru işaretleri doğurdu.
1 Nisan’da yapılan seçimde 32 oy kullanıldı.
AK Parti 15 oy, CHP 14 oy alırken, 3 oy da geçersiz sayıldı.
CHP’den 2, AK Parti’den ise 1 üyenin hatalı oy kullandığı ifade edildi.
AK Parti cephesi seçimi kazandığını ilan ederken, CHP cephesi sonucu kabul etmedi.
CHP milletvekilleri, il başkanı, meclis üyeleri ve partililer, Zonguldak Valiliği’ne başvurarak seçim tutanaklarına itiraz etti.
Ancak burada dikkat çeken kritik bir çelişki var.
Bir yandan seçim sonuçlarına resmi itiraz yapılıyor, diğer yandan itirazın sonucu beklenmeden meclis çalışmalarına katılım sağlanıyor!
Oysa hukuki bir sürece başvurduğunuzda, o sürecin sonucunu beklemek siyasi ve idari tutarlılığın gereğidir.
Seçimin yapıldığı gün yaşananlar ise, hafızalarda tazeliğini koruyor.
Meclis salonu önünde tansiyon yükseldi. AK Partililer içeri alınmadı, sert tartışmalar yaşandı.
CHP kanadı oldukça net bir tavır sergiledi ve seçimin meşruiyetini kabul etmediğini açıkça ortaya koydu.
Ancak devamında farklı bir tablo ortaya çıktı.
CHP Grubu ikinci birleşim toplantısına katılmadı.
Bu süreçte Birinci ve İkinci Meclis Başkan Vekillikleri ile katip üyeliklerini kaybetti.
Ardından Valiliğe itiraz dilekçesi verildi. Fakat bu itirazın sonucu beklenmeden, gerçekleştirilen üçüncü birleşim toplantısına katılım sağlandı.
Üstelik toplantı, Necdet Karaveli başkanlığında yapıldı.
Bu noktada şu soruyu sormak kaçınılmaz hale geliyor...
Madem seçim sonuçları kabul edilmiyordu, o halde neden Karaveli’nin başkanlığındaki oturuma katılım sağlandı?
Daha da ötesi, hiçbir şey olmamış gibi ihtisas komisyonlarına üye seçilmeleri, yaşanan sürecin siyasi anlamda nasıl okunması gerektiğini tartışmalı hale getiriyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın seçim günü gösterdiği sert tutum da hafızalarda.
Jandarma ile yaşanan gerginlik, kapıların tutulması ve AK Partililerin içeri alınmaması gibi görüntüler, CHP’nin o günkü kararlılığını açıkça ortaya koyuyordu.
Ancak gelinen noktada tablo değişti.
Sert söylemler, yüksek tansiyon ve “kabul etmiyoruz” çıkışlarının ardından, üçüncü birleşimde sessiz bir şekilde meclise katılım sağlanması; siyasette tutarlılık, strateji ve duruş açısından sorgulanması gereken bir tablo ortaya koyuyor.
Sonuç olarak; CHP Grubu toplantıya katılarak fiilen Necdet Karaveli’nin başkanlığını kabul etmiş oldu.
Kamuoyunun aklındaki soru ise net...
Başından beri bu süreçte izlenen yol ne kadar planlı ve ne kadar tutarlıydı?
Acaba CHP'liler, meclis üyeliğinden düşürülmemek için mi toplantıya katıldılar?

Ah Emirhan ah!

İl Genel Meclisi Başkanlığı seçimindeki kavgaların yankıları kentte devam ediyor.
İl Genel Meclisi'ndeki CHP'lilerin direnişinde Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem'in oğlu Barış Emirhan Erdem de hazır bulundu.
Kendisi oraya "İl Başkan Yardımcısı" sıfatıyla katıldı.
Ancak sen sonuçta Tahsin Erdem'in oğlusun!
O gün orada AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan'la polemiğe giriyorsun!
Baban, Mustafa Çağlayan ile arasını düzeltmeye çalışırken, sen boyundan büyük laflar ediyorsun!
Sonra ne mi oluyor?
Bugünkü meclis toplantısında AK Partili üye İbrahim Yalçın, "Tahsin Erdem'in oğlu bize küfür etti" diyor.
Ve sözlerine şöyle devam ediyor...
"Bize o gün Tahsin Erdem'in oğlu küfür etti. Ben kendisini tanımam etmem, o ve yanındakiler bizim grup meclis salonuna ikinci kez girmeye çalışırken bize küfür ettiler. Ben, kim olduğunu sordum, başkasından öğrendim. Tahsin Erdem'in oğlu Emirhan'mış. Çok ayıp ettiler, o küfürleri onlara iade ediyorum. Kötü söz sahibinindir" dedi.
Ah Emirhan!
Seninle kaç kez konuştum abla olarak...
Ama yok laf dinlemez, anlamaz bir çocuksun!
Gerçi babasını dinlemeyen beni mi dinleyecek?
Başkanını dinlemeyen beni mi dinleyecek?
Herkesi rahatsız ediyorsun, girdiğin ortamda sivriliyorsun!
Her şeyi biliyorum zannediyorsun, bilmiyorsun!
Bence bir süre ortalıklarda gözükme!