Kadın...

Bir gün evine geliyor.

Yol kenarında bir çocuk görür.

Eline bir çalı almış...

Toprağa bir şeyler çiziyor.

Yaklaşır...

Başını okşar...

Sorar...

- Ne yapıyorsun?

- Cenneti parselliyorum.

- Neden?

- Satacağım.

Cevap hoşuna gider.

Mutlu olur.

- Bir parsel kaç lira?

- 20 lira.

- Bana da verir misin?

- Elbette...

Kadın parayı verir.

Parseli alır.

Çocuk sevinir.

Kadın evine gider.

Olayı unutur.

Gündelik işlerini yapar.

Yatar...

Rüyasında kendini cennette görür.

Biraz zaman geçer.

Eşine anlatır.

Çocuğu anlatır.

Cennetteki parseli anlatır.

Rüyasını anlatır.

Adam, hemen çocuğun yanına gider.

Bakar, çocuk yine orada.

Çalı ile oynuyor.

Yere bir şeyler çiziyor.

- Ne yapıyorsun?

- Cenneti parselliyorum.

- Bana da bir parsel ver.

Kaç lira?

- Bir trilyon.

- Ne diyorsun evladım?

Çok pahalı değil mi?

Hanıma 20 liraya vermişsin.

- Eşin o parayı cennetten yer almak için vermedi.

Benim gönlümü almak için verdi.

Sen cenneti o kadar ucuz mu zannettin?

[*] [*] [*] [*]

Cennet ne çok ucuz...

Ne de çok pahalıdır.

Cennetin yolu...

İman...

Amel...

Vesaire...

Özetle...

İman etmedikçe, cennete giremezsiniz.

Birbirinizi sevmedikçe...

İman etmiş sayılmazsınız.

[*] [*] [*] [*]

Allah, cümlemizi hakkıyla iman edenlerden eylesin.

Dünyaya tepeden bakmak...

Mevla, dünyayı onun hizmetine vermiş.

İnsanları, cinleri, hayvanatı...

Hepsi onun emrinde.

Bir gün karar verir...

Mülkünü gezecek.

Biner uçan halısına...

Tepeden bakar dünyaya...

Kendi kudretini görür.

Böbürlenir...

Halı biraz eğilir.

- Ben Sultan Süleyman...

İnsanların, cinlerin ve hayvanatın hükümdarı...

Kendini düzelt halı...

Halı biraz daha eğilir...

- Ben Süleyman Peygamber...

Kendini düzelt halı...

Halı biraz daha eğilir.

- Ben Allah'ın kulu ve elçisi Süleyman...

Kendini düzelt halı...

Halı biraz daha eğilir.

Dile gelir.

- Sen kendini düzelt Süleyman...

[*] [*] [*] [*]

Biz kendimizden sorumluyuz.

Bakmakla yükümlü olduklarımızdan sorumluyuz.

Biz kendimizi düzeltelim...

Alem kendiliğinden düzelir.

İnsan düzelirse, dünya düzelir.

[*] [*] [*] [*]

Aklımız eriyor.

Elimiz kalem tutuyor.

Gözümüz görüyor.

Şöyle bir bakalım etrafımıza...

Akköy'den Zonguldak'a...

Oradan Ankara'ya...

İslam alemine...

Hatta tüm dünyaya...

Neler görüyoruz?

Öyle büyükler var ki...

Kendini düzelteceğine...

Doğruyu hedef alıyor.

İftira atıyor...

Karalıyor...

Özetle...

Doğruları kendi çıkarlarına uydurmaya çalışıyor.

Özetle dünyaya tamah ediyor.

Yüce Mevla, bizi dünyaya tapanlardan eylemesin.