İnsanlar uzun süre hastalık çekerdi.

Konu-komşu, eş-dost ziyaret ederdi.

Gelen, eli dolu gelirdi.

Hoş sohbet ederdi.

Hastaya moral verirdi.

Ziyaretin edebini bilir, kısa keserdi.

Giden dua eder, şifa dilerdi.

Zaman uzarsa, yine gelirdi.

Hastanın duası kabul olur, bilirdi.

Hem gönül alır, hem sevap edinirdi.

Hasta son günlerini böyle geçirirdi.

Tanıdığım yaşlılar, ecelin geleceğini bilirdi.

Yakınlarını çağırır, vasiyetini verirdi.

Ardından Kur'an okumayı bilen getirilirdi.

Hep bir ağızdan her duaya 'amin' denirdi.

Emanet böyle teslim edilirdi.

[*] [*] [*] [*]

Şimdilerde öyle mi?

İnsanlar hastane odalarında...

Yoğun bakımlarda.

Huzurevi koğuşlarında.

Onlar da emaneti teslim ediyor, sonunda.

[*] [*] [*] [*]

Telefon yokken, akıl sahipleri bir araya gelirdi.

Köy büyüklerine, hane reislerine haber verilirdi.

Herkes usulünce söylerdi.

Hakka yürüyen kulun 'kara' haberi böyle dillenirdi.

[*] [*] [*] [*]

Ölüm...

Buz gibi soğur odalar.

Kapkara bir ağırlık çöker.

Tüm bellekleri derinden sarsar.

Yürekler, insanlığımız kadar sızlar.

İçimiz, yakınlığımız kadar yanar.

Gam çöker, keder olur, ciğerimizi dağlar.

Gözyaşımız, sevdiğimiz kadar akar.

Fırtınalar kopar.

Çığlıklar, feryatlar.

Az önce bedenden ayrılan 'can'ı uğurlar.

[*] [*] [*] [*]

Konu-komşu, akrabalar koşar.

Herkes bir işin kenarından tutar.

Kimi yemek hazırlar.

Kimi mezar kazar.

Kimi kiraz ağacından tahta biçer.

Kimi pazara gider, kefen alır.

Kimi çağına göre habercilik yapar.

Yakından-uzağa, kulaktan-kulağa haber iletir.

'Sala'nın ulaşmadığı yere telefonun melodisi ile ulaşır.
Rehbere kayıtlı olanlara mesaj atılır.

Yeni moda sosyal medyada duyuru yapılır.

[*] [*] [*] [*]

Uzaktan gelecekler varsa beklenir.

Cenaze teneşire serilir.

Güzelce yıkanır, abdest verilir.

Kefenlenir, musallaya yerleştirilir.

Cemaate sorulup helalleştirilir.

Namazı kılınıp defnedilir.

Taziyeler kabul edilir.

Cemaate yemek verilir.

Akşamüzeri herkes evine çekilir.

İşler-güçler bitirilir.

Tekrardan cenaze evine gelinir.

Aile teselli edilir.

Bizim cenazelerde takvim bellidir.

Kur'anlar yedi, yirmi, kırk, elli ikidir.

Kırk gece Yasin-i Şerif okunup hiba edilir.

Elli ikiden sonra miras pay edilir.

Yıldönümünde ruhları yad edilir.

Bayramlarda kabirleri ziyaret edilir.

Anadol'un cenazesi...

Gidene yüce Mevla amelince rahmet eylesin.

Gerisinin bizimle işi yok.

Üç insanın amel defteri kapanmaz;

Sadaka-i Cariye (Hayırlı eser, cami köprü, hastane, okul vs..)

Hayırlı evlat.

Faydalanacak ilim.

Kapanmaz defteri.

Rabbim muvaffak eylesin bizleri.

İmdiii.

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, CHP eski Milletvekili Kemal Anadol ve dostlarını ağırlamış.

Ne zaman?

Anadol'un annesini toprağa verdiği akşam.

Yetmemiş.

Bunu sosyal medyada paylaşmışlar.

Bu da haber olmuş.

Onların ameli onları bağlar.

Yargılamak, hakkımız da değildir, haddimiz de.

Bu bir haber midir?

Evet.

Bunu haber yapmak tüm gazetecilerin hakkıdır.

Bunu yargılamak.

Kimsenin hakkı da değildir, haddi de.

Kişinin kendisini sosyal medyaya atması ne kadar doğal ise..

Bir gazetecinin topluma 'malolmuş' insanları haber yapması da o kadar organiktir.

Hesap işine yüce Mevla bakıyor.

İsteyen istediği gibi inanır.

İnandığına tapar.

İster kulluk yapar.

İster yan gelip yatar.

Bu kişinin kendisini bağlar.