İçinden çay geçen ilçede, çayın suyu bulanık akmaya devam ediyor!
Çayın suyunun bulanması; yağışlardan çok, ilçede yaşananlarla ilgili!
Deryalara kafayı takan kadın, işyerinde sürgüne gönderilmiş!
Kendi pisliğini temizlemeyen bir kadın, başkasının çöpünü temizler mi?
Hemen izne ayrılmış!
İçinden çay geçen ilçede sıkılıp, deryalara dalan kadın...
“Giderim buralardan, sormayın beni yardan
Sevdanın şakağından vurur giderim
Ağlamasın arkamdan, yalnızlık benim sevdam
Çeker giderim...”
diyormuş!
İlçe halkı, “Biz, yıllardır çekiyoruz, biraz da Avrupa Birliği çeksin” diyormuş!
Avrupa Birliği, bizimkini "mülteci" sayıp, geri gönderebilir!
O yüzden İstanbul’a gidip, Suriyelilere karışabilir!
Hem İstanbul’da o kadar çok derya var ki!
İstediğinin kocasına sarabilir!
Bu arada, bizim deryaların biri, soluğu Avrupa’da almış!
Diğeri, Avrupa kenti ilçemizde!
İlçede bir sükunet hakim!
Bu sessizlik, pek hayra alamet değil!
Parkeleri yan yana, faturaları üst üste ekleyelim!
Bir paket çekirdek alıp bekleyelim!
Ayvalık’ta arsa-villa...
Yolsuzluk olaylarıyla gündeme gelen ilçenin eski belediye başkanı için, "Ayvalık’ta yatırım yapmış" diyorlar!
İnsan kaynağını sağlayan müdürü ile para kaynağı yaratmışlar!
Arsa almışlar, villa yapmışlar!
Ama bunların sık sık Ayvalık’a gitmelerinden, ayvayı yiyeceklerini anlamamız gerekirdi!
Ayvayı sadece bunlar yememiş!
Belediye de yemiş!
Müfettişler, soruşturmayı tamamlamışlar!
Peki, neden Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmadılar?
İlçe halkı bunu merak ediyor!
Başkan rahat!
Ağzında kalan dişlerini göstermeye devam ediyor!
Doktor da yok!
Kim parlattı bu dişleri?
Aslında "Kim parlattı bu dişleri” ifadesi yanlış!
“Kom parlatır bu dişleri” demek daha doğru!
Başkanın sevgilisi...
Bir belediye başkanı, çok güzel sevgili yapmış!
Diğer belediye başkanları, bu başkanı kıskanmaya başlamış!
Ama bir belediye başkanının, kadın yüzünden hapis cezası alması ve tutuklanması büyük bir tedirginlik yaratmış!
Şu aralar radara takılmamak için çok dikkatli davranıyorlar!
Biliyorsunuz, bizim için belediye başkanları önemli birer magazin figürü!
Bizde manken yok, şarkıcı yok, türkücü yok!
Bizim için belediye başkanları bir nimet!
Bu satırların nedeni, ilk aklınıza gelen belediye başkanı değil!
İkinci de değil!
Üçüncü de değil!
Şu aralar parayı sevgilisiyle eziyor!
O yüzden biraz ekonomik sıkıntı çekiyor!
Ama olsun!
Halkı için o kadar çalışan belediye başkanı, biraz kafa dağıtmasın mı?
Yalnız olayı yenge duymuş, ortalığı biraz dağıtmış!
Tam işler toparlanmışken, biz karışıklığa neden olmayalım!
En güzel günlerimiz...
34 yıldır; yazıyor, çiziyor, yorumluyorum.
Yol arkadaşlarımla birlikte zirveye çıkardığımız Zonguldak‘ın en güçlü markası Pusula’yı yönetmeye ve yazmaya devam ediyorum.
Hemen her gün bir haberimiz ya da yorumumuz gündem oluyor.
Konuyla ilgili açıklamalar geliyor.
Tartışmalar yaşanıyor.
Meslek hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum.
Bu kadar etkili bir yayının sahibi olmak, sorumluluğumuzu artırıyor.
Çok daha özenli olmak zorundayız.
Bırakın bir satırı, bazen bir kelimemiz ile ortalığın karışmasına neden oluyor!
Her gazetecinin hayali, kendi yayınını kurmak ve özgürce yayın yapmaktır.
Dergi, gazete, televizyon, internet sitesi...
Çok şükür, hepsini yaptık.
İyi de yaptık.
Yıllardır zirveyi kimseye kaptırmayan Pusula yarattık.
Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Kıssadan Hisse: Hemen meyve verdi...
Harun Reşid, veziriyle tedbili kıyafet dolaşırken, bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür. Selam verir ve aralarında şu konuşma geçer:
“Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle?”
“Hurma fidanları dikiyorum.”
“Peki, bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar?”
“Kim bilir, belki on, belki yirmi sene sonra...”
“Peki, onların meyvelerini sen görebilecek misin?”
“Bu yaşlı halimle ben belki göremem ama bizden öncekilerin diktikleri ağaçların meyvelerini biz yedik. Bizden sonrakiler de bizim diktiklerimizin meyvelerini yerler.”
Bu cevap, Harun Reşid’in hoşuna gider ve ihtiyara bir kese altın verir.
İhtiyar, Allah’a hamd eder ve, “Gördünüz mü, diktiğim ağaçlar hemen meyve verdi” der.
Bu söz üzerine Harun Reşid, bir kese daha altın verir ve ihtiyar yine Allah’a hamd eder ve, “Herkesin diktiği meyve ağaçları yılda bir defa ürün verir, benim diktiğim fidan hem hemen meyve verdi hem de senede iki defa ürün vermeye başladı” der.
Fıkra: Kedi-fare...
Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare, kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri, fareler tarafından alkışlarla onaylanır.
Bu arada, bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare, ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirterek, “Fakat, kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna çan asacak?” der.