Baba Erenler aşka gelmiş.


Her yere selam veriyor.


Niyaz ediyor.


- Merhaba…


İnsan görse…


- Merhaba…


Hayvanat görse…


- Merhaba…


Bu da yetmez.


Önünü çıkan her şeye selam veriyor.


Ağaca, taşa, toprağa…


- Merhaba…


Yolu bir gün yolu değirmene düşer.


Binaya selam verir.


Kapıya selam verir.


- Merhaba…


Girer içeri…


Bakar, değirmen taşı dönüyor.


Tekneden akan mısır daneleri parça-bölük oluyor.


Toz oluyor.


Un oluyor.


Şimdi buna da bir selam verip niyaz etmek gerekiyor.


- Selamün aleyküm, ey mübarek taş…


Taş döner.


Kütür kütür mısır öğütür.


Un yapar.


Yaklaşır taşa…


Elini uzatır.


Merhaba niyetiyle dokunur.


Fırıl fırıl dönen taş, baba erenlerin elini yakaladığı kadarını parça-bölük eder.


Yaralar.


Baba erenler, zar zor kurtulur, değirmen taşından.


Bir kenara çekilir.


Biraz oflayıp-pufladıktan sonra taşa yeniden yaklaşır.


- Her şeye merhaba iyi de. Bu iyi olmadı.


Bundan sonra dönene merhaba yok arkadaş.



Konumuzu güncelleyelim.


Bir…


Oradan dönenleri…


Buradan dönenleri…


Aldık başımıza sultan yaptık.


Şimdilerde günümüzü çalıyorlar.


Yapılan emekler zayi oluyor.


Milleti bölüyorlar.


Doymuyorlar.


Geleceğimizi çalmanın formüllerini arıyorlar.


Hata bizde. (Millette)


İki…


Birer birer seçildiler.


Geldiler, oturdular makamlara…


Etraflarını temizlediler.


Sonra yetki verdiler, yalaklara…


Başladılar hovardalıklara…


Evdeki yetmedi, komşudan ödünç aldılar.


Onunla da doymadılar.


Büyük şehirlerde pavyon, gazino ve büyük otellere vardılar.


Hata evdekilerde…


Evinden dönen, eşinden dönen…


Üç…


Bazıları anlamadılar.


Şeytanın tatlı sözlerine saklandılar.


Yetmedi, birde günahlarına sahip çıktılar.


Bunların özelliği şu;


Etraflarında dönen değirmen taşına çok değer verdiler.


Dönüyor.


Bunlar da inanıyor.


Ne zaman anlayacaklar?


Allah bilir.


Ancak taşa niyaz edersen, burnun sürtülür.


Dört…


Gelelim değirmen taşına…


Dönek ya…


Ama un öğütürken “dönek” demiyoruz.


Müdahale ediyoruz.


Bizi tınmıyor.


Dönüyor kendi etrafında…


Durmuyor.


İşini yapıyor.


O zaman “dönek” oluyor.


Sonuç;


Bizim işimize gelirse iyi.


Gelmezse dönek.


Bir de şuradan bakalım;


Dünya dönüyor.


Kendi etrafında.


Ayın etrafında, güneşin etrafında.


Hepimiz seviniyoruz.


Her mevsimin, her günün başka güzelliği ortaya çıkıyor.


Hiç kimse, “bu dünya dönek” deyip dünyadan uzaklaşmıyor.


Sonuna kadar çabalıyoruz.

“Daha fazla dünyalığımız olsun” diye...