Zonguldak böyleymiş:
Zonguldak Vilâyeti Hudut ve Mesahai Sathiye:
Zonguldak vilayeti; şarkta Kastamonu vilayetinin Araç, Daday ve Cide kazaları, garpta Karadeniz ve Bolu vilayetinin Düzce kazası, şimalde Karadeniz ve cenupta Bolu vilayetinin merkez ve Gerede ve Çankırı vilayetinin Çerkeş kazaları ile mahduttur. Mesahai sathiyesi 7 bin 610 kilometre murabbaıdır.
Zonguldak böyle olmuş:
Zonguldak Vilâyeti Hudut ve Mesahai Sathiye:
Zonguldak vilayeti; şarkta Bartın vilayetinin merkezi, garpta Karadeniz ve Düzce vilayetinin Akçakoca ve Yığılıca kazaları, şimalde Karadeniz ve cenupta Bolu vilayetinin Mengen ve Karabük vilayetinin Yenice kazaları ile mahduttur. Mesahai sathiyesi 3 bin 342 kilometre murabbaıdır.
Zonguldak yarı yarıya küçülmüş!
Zonguldak yarı yarıya küçülürken; kimler büyümüşse, bizim odunumuzu, kömürümüzü, taşımızı, toprağımızı, havamızı, suyumuzu, ekmeğimizi onlar çalmıştır!
Zonguldak Merkez ilçede doğru-düzgün, sağlıklı büyüyen kaç işletme gösterebilirsiniz?
Zonguldak’taki hormonlu büyüyen tüm kişi ve kuruluşlar, devleti çalmışlardır!
Devletin malını çalmışlardır!
Devletin kömürünü, demirini çalmışlardır!
Az çalanlar "hırsız", çok çalanlar "iş insanı" olmuştur!
Hatta iş o kadar ileri gitti ki...
“Çaldılar ama Zonguldak’a yatırım yaptılar” diyerek, hırsızlıklarını meşrulaştırdık!
Bir gün eski ofisimizde otururken, pencereden kenti seyrediyorduk...
Yanımda, yine Merkez ilçede yatırımları olan bir iş insanı, “Şöyle bir bak! Kimin hırsız olduğunu anlarsın” dedi!
Şehre baktım, bir-iki isim saydım...
“Bizi de listeye yaz” dedi!
“Onlar çok çaldı, biz az çaldık ama çaldık” dedi!
Zonguldak'ta, "paranın kazandığı adamlar" değil, "para kazanan adamlar" söz sahibi olsa, arsızlık-hırsızlık daha az olur!
Siyasetin kalitesi yükselir!
Bürokrasi de böyle başına buyruk olamaz!
Kentin sahibi olduğunu iddia edenler ile kentin sakinleri yer değiştirse, sorunların büyük bölümü çözülür!
Hırsızlık olmaz, arsızlık olmaz, hazine arazisini işgal olmaz, demir çalınmaz, kömür çalınmaz, hava kirlenmez, çevre kirlenmez!
Daha ne diyelim?
Bu kadar yazıyı bir öküze yazsak “Anladık, möööö...” der!
Zonguldak’ın tapusunu verin!
Demir Ailesi tarafından yönetilen Zonguldakspor Futbol Kulübü’nün, TTK’ya ait demir ambarları sahasını istemesi, büyük tepkilere neden oldu.
Zonguldakspor Futbol Kulübü, 79 üyesi ile Demir Ailesinin kontrolünde!
Şirketin Başkanı, Hakan Hürfikir!
Kulübün Başkanı, Avukat Özberk Papila!
Ama "Kulüp Başkanı" gibi gezen Harun Demir!
Vali Osman Hacıbektaşoğlu’ndan arsa istiyor!
Vali, Bakacakkadı’da arsa tahsis ediyor!
Ama doymuyorlar!
Şimdi TTK’dan demir ambarlarının olduğu devasa alanı istiyorlar!
Sayın Vali, burayı verecekseniz, kentin tapusunu da verin!
Beraber eğlenin!
Zonguldakspor’a Üzülmez Tesisleri verildi!
Almadılar!
Neden?
Çünkü oranın bir rantı yok!
Bakacakkadı’da yer gösterildi!
Orayı yedeğe aldılar!
Şimdi gözü, çevre yolu üzerindeki TTK demir ambarlarına çevirdiler!
Biz, Zonguldak’ın, TTK’nın; kişilere, derneklere, şirketlere, ailelere, çeşitli bahanelerle peşkeş çekilmesine karşı duracağız.
Bu işe çanak tutan siyasetçi ve bürokratlarla mücadele edeceğiz.
Burnumuza "hemşehricilik" kokuları geliyor!
Kulisler, bilgiler geliyor!
Asla, asla, asla!
Demir ambarını verdirmeyiz!
Oradaki hurdaları çaldırtmayız!
Demir ambarını unutun!
TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz’ı uyarıyoruz!
Böyle bir kararın altına imza atamazsınız!
Bu dünyada bizim, ahirette 5 bin maden şehidinin eli yakanızda olur!
Forma aşkı, futbolu bahane ederek TTK’yı peşkeş çektirmeyiz!
Dönme dolap!
Her şey birden bire oldu!
Kafasına şişeyi yedikten sonra değişti!
Her gün yazarken, kafasına göre yazmaya başladı!
Kafasında şişe mi kırıldı, şişe kafasını mı kırdı, anlamadık!
Neredeyse peygamber ilan edeceği milletvekili aleyhine yazılar yazdı!
Geri döner sandı!
Milletvekili dönmedi!
Milletvekili dönmeyince, bu döndü!
Evine serdiği halıdan, oturduğu koltuğa kadar yazdığı il başkanını yalamaya başladı!
"Hem milletvekilini uyuz edeyim, hem de il başkanının trenine bineyim" istiyordu!
İl başkanının neyine bindi, bilmiyoruz ama milletvekilini uyuz edemedi!
Milletvekili kinciydi!
İhaneti asla affetmezdi!
Adam, ayrıldığı eşiyle konuşmuyor!
Seninle mi konuşacak?
Hayat böyle işte!
Bazen şartlar seni dönme dolaba çevirir!
“Ben dönmüyorum, dolap dönüyor” dersin!
Ama dolaptan da inmezsin!
Hayat seni tükürtür ve o tükürüğü yalatır!
Ama sen "tükürüğümü yalamam" dersin!
"Hırsız" dediğin adam, seni çekinden yakalar!
Çeke çeke sürükler seni!
Derviş olduğunu, çile çektiğini sanırsın!
Hazreti Mevlana’nın sandığın sözler, Ebu Said-i Ebu’l-Hayr'a ait çıkar, şaşırırsın!
"Gel, gel, ne olursan ol, yine gel.
İster kafir, ister mecusi...
İster puta tapan ol, yine gel.
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel.
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz.
Beri gel, beri! Daha da beri! Niceye şu yol vuruculuk?
Mademki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik?
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.”
Gerçekten şişe durduğu gibi durmuyormuş!
Şişede durduğu gibi de durmuyormuş!
Ne kudretli kadınmış!
Züleyha Aldoğan döneminde Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde "şef" olarak çalışan bir kadın memur, "sivil savunma uzmanı" olmuş!
Sivil savunma uzmanı olan kadın memur, mahiyetindeki memur ile kavga etmiş!
Çünkü artık o düz bir memur değildir!
Uzmandır!
Ama kavga uzmanı mıdır, bilmiyoruz!
Müfettişler duruma el koymuşlar!
Kadını Çaycuma’ya göndermişler!
Çaycuma İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde "sivil savunma uzmanı" kadrosu olmadığı için "şef" olarak göreve başlatmışlar!
Bu kudretli kadın, Zonguldak’a dönebilmek için dava açmış!
Mahkemeyi kaybetmiş!
Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürü Osman Bozkan, hukuken Zonguldak’a dönemeyen personeli, Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne almış!
Yargı kararı yok sayılmış!
İş, kitabına uydurulmuş!
Özel büroya aldıklarını da kafasına göre yapan Osman Bozkan, yargı kararını yok saymış, hukuka aykırı bir işlem tesis etmiş!
Ama olsun!
Kadın, kudretli!
Osman Bozkan, müfettiş!
Karar, hukuksuz!
Olsun!
Bu kadar kusur, kadı kızında da olur!