Aylardır yazdık.
Aylardır söyledik.
Zaman yine bizi,
Haklı çıkarıyor.
Hafızalarımızı bir yoklayalım.
Tahsin Erdem ile Akın Kavi birlikteliğini,
Her zaman dile getirdik.
Akın Kavi zaten,
Yağ damlayan kalemi ile,
‘Kar yere düşmeden havada yakaladılar’ diyecek kadar ileri gitti.
Tahsin Erdem cimri!
Bunu herkes biliyor.
Ama,
Bu kadar karşılıksız menfaat de olmaz!
Bunu da herkes biliyor.
Yaz aylarından bu yana,
Akın Kavi’nin,
Gümüşhane’de bulunan arsasına,
Hafriyat dökülüyordu.
Yahu bunu,
Mahalle sakinleri bile şikâyet etti.
Tahsin Erdem,
Ve,
Valiliğin ilgili makamları,
Bile bile,
Göz göre göre buna ses çıkarmadı.
Günün sonunda ise,
Akın Kavi’nin bahçesinin,
Hafriyat döküm alanı olması için,
Meclise madde sunuldu.
Bu da komisyona gönderildi.
Bu komisyon incelemede bulunacak.
Şimdi!
Toplanan komisyona bir önerim var.
Aynı arsa içinde,
Geçtiğimiz aylarda Akın Kavi’nin evi yanmıştı.
Bu yangının,
Zonguldak itfaiye Müdürlüğü tarafından yazılan raporuna bakmalılar.
Bunları yazdım.
Şimdi size,
Bir silsile yazarak,
Bir gerçek ortaya koyacağım.
Yangın öncesinde,
Akın Kavi ile Ozan Varol arasında olaylar gelişti.
Kamuoyunda yer buldu.
Akabinde ise,
Akın Kavi’nin evi yandı.
Zonguldak’ta ilk defa,
Bir yangının sonucunda,
Olay yeri inceleme ekipleri,
Yangın enkazını inceledi!
Çünkü kundaklanma şüphesi yaratılmak istendi.
Ev bir şekilde yandı.
İtfaiye müdürü rapor yazdı.
Akın Kavi’nin yayın organı,
Ertesi gün itfaiye müdürünü manşetlere taşıdı.
Bu neden olabilir?
Ev doğal yollardan yandıysa,
İtfaiye müdürünün raporuna razı gelinir.
Ama bu yayınlarda tepki ve itiraz var!
Bu noktada,
Raporun Akın Kavi’nin talep ettiği gibi yazılmadığı şüphesi doğuyor.
Tabi o dönem,
Biz de çok şüphelendik.
Şimdi gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere!
Bir yerin hafriyat alanı ilan edilmesi için gereken maddeyi paylaşıyorum.
“Eğer bir alan resmî olarak hafriyat döküm sahası olarak belirlenmişse, burada hafriyat dökümü yapılabilir. Ancak eğer bu alanda konut veya başka yapılar bulunuyorsa, döküm izni verilmesi pek mümkün değildir. Mevcut yapılar ruhsatsız veya kaçak olsa bile, bölge yaşam alanı olarak kullanılıyorsa, çevre sağlığı ve insan yaşamı göz önünde bulundurularak döküm izni verilmez. Belediyeler ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, böyle durumlarda çevreye zarar vermeyecek alternatif alanları değerlendirmeye alır.”
Yangın ile,
Arsa içinde bulunan  ev yok edildi.
Bu alanın,
Zonguldak Belediye Meclisi’ne getirilmesi,
Aylar önce planlanmış anlaşılan.
İşi mevzuata uydurmak için,
Plan yapıldığı şüphesi doğuyor.
Tabi bu alan için,
Sadece Akın Kavi’nin evi önemli değil.
Çevrede yaşayan vatandaşlar,
Buranın hafriyat alanı olmasına itiraz edebilir.
Belediye meclisinden,
Olum bir rapor çıksa dahi,
Bu iş,
İdari mahkemeye taşınmalıdır.
Bu işi oldu bittiye getirmek istiyorlar.
Uyuma Zonguldak!
Uyuma Ontemmuz,
Uyuma Gümüşhane!
*    *    *    *    *    *    *    *    *
MHP ile ilgili eleştirilerimiz üzerine,
Bir çok telefon aldım.
Ben,
En basit şekilde,
MHP İl Yönetiminin,
Kamuoyuna ortak olmadığından,
Öneri veya eleştiri getirmediğinden bahsettim.
Yani bu kişisel bir kavga değil.
MHP’ye il başkanı olacak halim yok.
Ben gazeteciyim!
Eleştiririm!
Ama koskoca MHP,
Kurumsal kimliği ile beni hedef aldı.
Bunu kapı arkası diplomasisi ile çözebilirdik.
Şimdi işi,
Başka boyuta getirdiler.
Şehit annesinin cenazesine gitmeyen MHP İl Yönetimi,
Umre’den dönen Mehmet Ali Güldaş’ın ziyaretine gitti.
Şehit annesine sırt çeviren MHP İl Yönetimi,
Ankara’da yürütülen süreçten korkmuş olabilir.
Terörist başı Öcalan’ın açıklamasını beklemiş,
Şehit ailelerine sırt çevirmiş olabilirler.
Ama,
Bir sıkıntı olduğu çok belli.
Bakın!
MHP’nin Perşembe Belediye Başkan adayı,
Aynı zamanda belde başkanı olan,
Fatih Kararmış istifa etti.
Ve,
Ülkücü Camia’yı içten içe kanatan,
Başka bir hatayı daha söyleyeyim.
MHP İl Yönetiminde bulunan,
Otel sahibi bir aile,
Yıllar önce,
Zonguldak Ülkü Ocaklarını icraya vermişti.
Daha ne söylenebilir ki!
Ülkü Ocakları kırmızı çizgimdir.
İçim acımadı desem yeridir.
Bir şiir ile veda edeyim.
*
Size selam gönderdi kırk yiğidiyle KÜRŞAD
Sizden haber bekliyor yüz milyon; imdat! İmdat!
Hala tevekkülde mi kararlısın yoksa?
Sükût neyi halleder, yaran oyuk oyuksa? 
*
Dağdan bağa inenler, yoluma kül döküyor
Benim ayak izlerim taşralı gözüküyor
Farkına yeni vardım, suçluymuşum ben meğer
Otağımda cellâtlar... Kaçmak!.. Bu neye değer!
*
O ses der ki: -Ey oğul, yazıklar olsun sana!
Mezarımı kirleten, şu mahlûka baksana!
Baktım! Gafiller düşmüş hainlerin peşine
Dedim Bozkurtların yurdunda, çakalların isi ne?