Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal&[#]8217;ın ortaya attığı Çaycuma&[#]8217;daki otopark inşaatıyla ilgili tartışma sürüyor. Önce olayın özetini verelim:

Mithat Gülşen&[#]8217;in Başkanlığı döneminde Müteahhit Bülent Kantarcı, Çaycuma Belediyesi&[#]8217;nin katlı otopark ihalesine giriyor ve en yakın rakibinden 400 bin lira düşük teklifle ihaleyi alıyor.

Ancak projede maliyeti çok etkileyen bir tadilat yapılıyor.

Bir katı yeraltında olacak ve fore kazık kullanacak otopark inşaatında bu uygulama yapılmıyor, üste kat çıkılıyor.

Dönemin Belediye Başkanı Mithat Gülşen, projedeki tadilatın tek başına kendi sorumluluğunda olmadığını belirterek, sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor.

Dönemin müteahhidi, şimdinin Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı da, Mithat Gülşen&[#]8217;in üzerine, &[#]8220;Çarşı içindeki bina kimin, İstanbul&[#]8217;daki işyeri ne iş?&[#]8221; tarzında sorular soruyor. Bu işte bir bit yeniği var, ama ne?

Kamuoyunun aydınlanması için hem Mithat Gülşen, hem de Bülent Kantarcı, ağzındaki baklayı çıkarmalı. Bakalım kimin &[#]8220;bakla&[#]8221;sı büyük!

Kıssadan Hisse: Hayrola Teyze&[#]8230;

Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak halinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş haline rağmen sağa-sola koşuyordu. Yanına sokularak, &[#]8220;Hayrola teyzeciğim, bir derdiniz mi var?&[#]8221; dedim.

Sıcak bir tebessümle, &[#]8220;Buraların yabancısıyım evladım, hastane tarafına gidecek bir araba arıyorum&[#]8221; dedi.

&[#]8220;Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, oraya geldiğimizde size haber veririm&[#]8221; dedim.
Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyenin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanakları pembe pembe olmuştu.
&[#]8220;Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, ziyaret saati bitmeden yetişmek istemiştim&[#]8221; diye devam etti.
&[#]8220;20 dakikanız var, hastaneye yakın, ama bu havada pek araba bulunmuyor&[#]8221; dedim.
Durağa herkesten önce geldiğimiz için, dolmuşa da rahatça bineceğimizi zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir anda hücum ettiğini gördüm. İçeriye doluşan ve arkadaş olduğu anlaşılan adamlara, &[#]8220;İlk önce biz gelmiştik, sırayı bozmaya hakkınız var mı?&[#]8221; dedim.

Ön koltukta oturanı, &[#]8220;Hak istiyorsan Hakkari´ye gideceksin arkadaşım, hem oradaki haklardan KDV´de alınmıyormuş&[#]8221; dedi.

Bu laf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu. Sakinleşmeye çalışarak, &[#]8220;Ben biraz daha bekleyebilirim, ama şu ihtiyar teyzenin hastaneye yetişmesi gerekiyor&[#]8221; dedim.

Bu defa şoför lafa karışıp, &[#]8220;Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, okuyup üfledi mi, hastaneye uçuverir&[#]8221; diye araya girdi.

Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu.

5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, "Teyzeyi hastanede indirmesini" söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikayet etmiyordu. Üstelik trafik de, yarı yolda tıkanıp kalmıştı. Şoför, &[#]8220;Yolun bu durumu hayra alamet değil, sebebini anlasam iyi olacak&[#]8221; dedi.

Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileri doğru yürüdü ve biraz sonra döndüğünde, &[#]8220;Kısmete bak yahu, bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış&[#]8221; dedi. Heyecanla, &[#]8220;Bir şey olmuş mu? Yani yaralı falan var mı?&[#]8221; diye atıldım.

Şoför, &[#]8220;Herhalde, dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği hastaneye kaldırmışlar&[#]8221; diye cevap verdi.

Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla bir şeyler mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu. Şoför, koltuğuna yavaşça otururken, &[#]8220;Kısmet işte, sen kalk koca bir kamyonla çarpış, hem de Türkiye´nin öbür ucundan gelen Hakkari plakalı bir kamyonla...&[#]8221; diye tekrarlayıp, duruyordu. (Alıntı)