Atatürk, 26 Ağustos 1931 tarihinde yaptığı Zonguldak gezisinde, deniz yoluyla geldiği Ertuğrul yatından küçük tekneyle günümüzdeki maden mühendisleri lokalinin yanında bulunan iskeleden Zonguldak’a ayak basmıştır, yanındakilerle birlikte iskelede bekleyen otomobille Üzülmez Kömür Ocakları bölgesine, Türk-İş Ocaklarına gitmiştir. Ardından Atatürk, saat 15.00’te Üzülmez kömür ocakları bölgesinden kömür treniyle ayrılmış çarşı içinden geçip halkın alkışları ve maden işçilerinin “Yaşa,Varol Gazi Paşa..” haykırışları arasında vilayete dönmüştür. Uzumehmet parkında halka hitaben kısa bir konuşma yapmış , konuşmasından kalan şu tarihi hitabesindeki "Zonguldak´ın derin toprakları altındaki servet-i madeniye ne kadar kıymetli ise bizim nazarımızda Zonguldak o kadar çok kıymetli bir vilayetimiz" sözü ziyaret sonrasında Zonguldak’ın önünü açmıştır.
Atatürk’ün bu gezisi sonrasında geçmiş olduğu bu yola daha sonra “Gazipaşa Caddesi” adı verilmiştir.


GAZİPAŞA CADDESİ…

Gazipaşa caddesi, Kızılay kan merkezinden başlayıp iskele liman caddesi başlangıcına kadar olan yaklaşık 2km’lik Zonguldak’ın ana caddesidir. Zonguldak’ta kömürün bulunuşundan günümüze kadar değişmeyen ana güzergahıdır, geçmiş yıllarda bu şehirde yaşamış veya ziyaret etmiş birine ‘’Gazipaşa Caddesi denilince aklınıza ne geliyor’ sorusunu sorarsanız vereceği cevap ’ ortasından tren geçen cadde’ yanıtı olacaktır. Tren yolları Zonguldak’ın imzası olmuştur, caddesinin ortasından geçen tren rayları kente tam bir maden şehri havası vermiştir , kentle bütünleşmiştir. Bilinmez belki bir gün biri çıkar şehrin trafik problemini çözer ve aynı nostaljiyi yıllar sonra yaşatır, trafiğe kapatılan caddede nostalji tren seferleri başlar, dileriz bu çılgın fikirler bir gün gerçek olur.
1957’de hizmete giren yeni Zonguldak limanı, lavuarı ve İsmet İnönü köprüsünün inşasından sonra Gazipaşa caddesinde görev süresini tamamlayan demiryolu hattı 1964’te kaldırılmış ve normal trafiğe açılmıştır.
Cumhuriyetin ilanından önce yabancı sermayeye teslim olmuş, cumhuriyetin kurulmasından sonra Türkiye’nin ilk ili ilan edilmesiyle başlayan, Atatürk’ün Gazipaşa caddesinden geçmesiyle de yıldızı parlayan bir şehir ve onun ana caddesinin öyküsüdür; ‘’Gazipaşa Caddesi’’.


ATATÜRK’ÜN ZİYARETİNDEN ÖNCE GAZİPAŞA CADDESİ…

1930 öncesi, iki tren hattının bulunduğu, toz duman içersinde, trenlerle limana nakli yapılan kömürlerin döke saçıla taşındığı bir tarla görünümündeydi Gazipaşa caddesi, caddeden geçen trenlerin vagonlarından yere dökülen kömürleri toplayan, bekleme yaptığı noktalarda ellerinde hazır bulunan testere ağızlarıyla vagonlar arasında kalan kömür kalıntılarını kazıyıp tenekelere doldurup satan bir iş koluda vardı Gazipaşa caddesinde.
Toplanan kömürleri alıp-satan, bugünkü Vergi Dairesi’nin karşısında asıl işi lokantacılık olan bir de işyeri vardı, adı Aşçı Hacı Baba. O zamanlarda lokanta kelimesi kullanılmazdı, yemek yapan işyerlerine aşçı denilirdi. Hacı Baba hamallara yemek veren bir işyeri sahibiydi. İnsan gücünün ön planda olduğu o yıllarda bütün taşıma işlerini Yabanova’lı hamallar yapardı ve genelde bütün hamallar aşçı Hacı Baba’da yemek yerlerdi. Hacı Baba ikinci iş olarak kömürcülük yapar tenekelerle toplanan kömürleri deposunda biriktirir ve lokantacılıktan ayrı kömür alım satım işiyle de uğraşırdı.


1900 başlarında iskele, ahşaptan yapılmış kullanışsız, büyük teknelerin yanaşmasına müsait olmayan bir yapıya sahipti ve bu haliyle 1931 yılında inşa edilen beton iskele yapılıncaya kadar Zonguldak’a hizmet verdi, yerine yapılan beton iskele iki kat inşa edildi ve bir vinç monte edilerek şehrin malzeme ihtiyacını karşılamak üzere denizyoluyla gelen çektirme ve teknelerlerin yükleme ve boşaltma ihtiyacını yıllarca karşıladı. İskelenin çevresi 1930’lu yıllara kadar iç içe düzensiz, park ve bahçelerin olmadığı bir bölgeydi. İskelenin hemen yanında 1890’lı yıllardan 1930’lu yıllara kadar ‘Taşıma Bürosu’ olarak kullanılan bina, onun hemen yanında ‘Sahil Sıhiye’ binası ve o yılların en iyi oteli olan ‘İhsaniye Oteli’ bulunmaktaydı.


1920’li yıllarda Zonguldak’ta üç tane varlıklı aile vardı, bunlardan ikisi yabancı uyruklu bir tanesi Türk, O da Numan Ağa. Numan Ağa, Zonguldak’ta bulunan iki otelden birinin sahibi idi. Bu otellerden birisi şimdiki yeni cami ile Gazipaşa caddesi’nin birleştiği noktadaydı, eski bir binaydı. Adı ‘İstanbul Oteli’. Diğeri de Numan Ağa’nın oteliydi ki, o günkü koşullara göre lüks sayılan bir oteldi. Yeri de şimdiki İsmet İnönü Heykeli’nin bulunduğu alandaydı, tabi o zaman kordon boyu yok, park yok, taşlık kumluk bir sahildi orası, iskeleyle bügünkü vilayet binası arasındaki alanda bulunan bu otelin adı ‘İhsaniye Oteli’ idi.


Henüz il olmadan önce Zonguldak denilen yerin ilk yönetim binası Yeniçarşı’daydı 1923’den sonra aynı bina Vilayet binası olarak hizmet verdi, Vilayet binası Yenicami’nin yanında Amele birliği hastanesinin yolu üzerinde bulunuyordu bu bina daha sonra yıkıldı ve 1930’dan sonra günümüzdeki vilayet binasından önce yıkılan yeni yerine geçildi.


ATATÜRK’ÜN ZİYARETİNDEN SONRA GAZİPAŞA CADDESİ…

Atatürk’ün 26 Ağustos 1931 tarihinde yaptığı Zonguldak ziyaretinden sonra şehrin silüeti tamamen değişti. Gazipaşa ceddesine ismi verilmesiyle birlikte yollar ve binalar yenilendi. Günümüzde Telekom binasının olduğu yerdeki karakol iskelenin karşısına taşındı, hemen yanına Gümrük binası yapıldı, yolun karşısına İl Belediye binası inşa edildi. Belediye binasının zemin katında ‘Fenerler ve Denizyolları’ acentası, şimdiki yeri olan Çarşı karakolunun karşısındaki yerine geçmeden bu binada hizmet verdi. Bina daha sonra İlkokul ve son zamanlarda Şehir Kulübü olarak hizmet verdi halen tarihi önemini korumaktadır. Cadde devamında şehrin zengin ailelerinden Barlı’ların yaptırdığı Barlı apartmanı ve yanında PTT binası bu yıllarda yapılan binalar arasındaki yerini aldı.
İnönü heykeli yapılmadan önce İhsaniye Otelinin bu alanda olduğunu belirtmiştik, arka sırasında bulunan Barlı Apartmanları’nın sahipleri bu otelin, görüntülerini engellediğini söylüyorlardı. Daha sonra Mülki İdarecilerle de anlaştılar. Oteli istimlak ettirip yıktırmak istiyorlardı. Hatta Atatürk’ün heykelini yapma bahanesiyle; vilayet, oteli istimlak etmek istedi. Atatürk’e telgraf çektiler. Atatürk’ün cevabı “Benim heykelimi başka yere koyun. Vatandaşı taciz etmeyin.” olunca istimlak olayı durduruldu. Ama Atatürk’ün ölümünden sonra, ki o zaman Numan Ağa da ölmüştü, bu defa aynı çevreler İnönü’nün heykelini yapmak için girişimleri yenilediler. Bunun üzerine otelin yeni sahipleri de İnönü Heykeli’nin dikilmesine kendi gönülleriyle izin verdiler. Böylece istimlak gerçekleşti ve otel yıkıldı. Sonra da oraya İnönü Heykeli yapıldı (1946). bu heykel aynı zamanda, Anadolu’da dikilen ilk İsmet İnönü Heykeli’dir. İnönü’nün kendi memleketi Malatya’ya yapılan heykel ikincidir. Alanda çevre düzenlemesiyle birlikte Belediye park ve bahçeside bu yıllarda yapılandı.


1930’lu yıllarda, Zonguldak’ın iyi bir yönetim binasına ihtiyacı vardı. bugünkü Valilik binasından önce Türkiye’de aynı mimari ile inşa edilmiş 11 yapıdan biri olan bina, günümüzdeki valilik binası gibi aynı yere inşa edildi . Bu yapıyla birlikte çevre düzenlemesi park ve bahçelerde modernize edildi. 1990’lı yıllarda yerine, bugün halen hizmet veren bina yapılmak üzere yıkıldı.


Zonguldak’ta modern kentleşmenin olduğu bu yıllarda, hizmet binaları dışında kent kültürü adına yapılan binaların en önemlisi vilayet karşısına inşa edilen Halkevidir. Halkevi her şeyden önce, yeni Türkiye’nin hedeflediği çağdaş medeniyet seviyesine ulaşma amacına uygun bir eğitim vermeyi hedefleyen bir kurumdur. Halkevi Atatürk’ün bizzat direktifleriyle kurulmuş ve kısa zamanda hedefine ulaşmış çok önemli bir kültür kurumudur. Bu kurum Zonguldak’ın toplumsal ve kültürel tarihinde önemli rol oynamıştır. devlet adamları zaman zaman halkevleri çalışmalarına bizzat katılmak suretiyle bu kurumları desteklemişlerdir, böylece geniş halk kütlelerinin halkevlerinde yapılan faaliyetlere katılımını sağlamışlardır. Halkevi binası daha sonra Belediye başkanlığı olmuş, Belediyenin acılık’taki yeni binasına taşınmasından sonra günümüzde Belediye Kültür Merkezi olarak aynı kültürel hizmeti vermeye çalışmaktadır.



Gazipaşa caddesini tarihe iz bırakmış mekanlarından bahsederek bitirelim, Halkevi binasından içerlere doğru devam edildiğinde, hemen yanında İş Bankası, EKİ işçi müdürlüğü, Sümer Oteli. Sümer otelinin karşısında Askerlik şubesi, Askerlik şubasinden yine çarşı içine doğru ilerlediğimizde Zonguldak’ın zengin tüccarlarından Taşçıların “BOMBACHE” ismindeki mağazası; İnşaat sektörüne lazım olan her şey bu mağazada mevcuttu, En büyükleri Halil bey olmak üzere 6 kardeşlerdi ve günümüzde terminalin olduğu yerde meşhur Taşçılar köşkü onlarındı. Az ilerde ara sokakta Çakaloğulları’da bu sektörde söz sahbi isimlerdendi. Turumuza devam edersek karşı kaldırımda Taflan Kıraathanesi, ara yol karşısında Günümüzde Vergi Dairesinin olduğu binanın yerinde Maden Dairesi, caddenin sonunda 1933 yılında açılan Zevk Sineması, karşısında tarihi İstanbul Oteli ve son olarak Zonguldak’ın en eski tarihi camisi Yeni Cami’yle Gazipaşa caddesini bitirmiş oluruz.


Yardımcı kaynaklar.
Zonguldak Nostalji
Haber Zonguldak