Zonguldak Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Şantiyesi'nde formen olarak çalışırken, gerekçe gösterilmeden görevden alınan ve Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne gönderilen Samet Kabasakal, sosyal medya hesabından çok ciddi iddialarda bulundu. 
Haberin Pusula’da yayınlanmasının ardından yerel basın olayın üzerine atladı!
Paylaşımların birinde, yolsuzluk-hırsızlık iddiaları vardı: 
“İstasyonun altında cenaze arabasından mazot çekip satanlar...
6.000+KDV ptu güç pompasını 16.000 TL'ye belediyeye mal eden arkadaşlar...
Cenaze arabasına 'İstanbul’a cenaze nakli' yazıp, İstanbul’a gezmeye giden arkadaşlar...
19 kişilik otobüse 'kafile nakli' yazıp, akrabalarına tatile giden arkadaşlar...
Hepsi makam sahibi olmuş.
Çalışanları da geri hizmete attılar.”
Samet Kabasakal, başka bir paylaşımında ise, Belediye Başkan Yardımcısı Ogan Göktürk’ü hedef alarak, “Selim’e oy vermezseniz yatırıp s….m, kaldırır s…..m diyen adam görevde kalacak, ben gidecem... Yok yaaa...” dedi. 
Bu sözler, yenilir-yutulur şeyler değil!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, bu yolsuzluk ve hırsızlık iddiaları konusunda kamuoyunu aydınlatmalı!
Belediye Başkan Yardımcısı Ogan Göktürk, seçim döneminde, “Selim’e oy vermezseniz yatırıp s….m, kaldırır s…..m” demiş midir?
Ogan Göktürk’ün böyle meziyetleri var mıydı?
Hani yatırıp yapabilir de!
Kaldırıp nasıl yapıyor?
Bunun için mi Tahsin Erdem kendisiyle çalışıyor?

Dem-irtaş...

DEM Partili belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyum atanıyor.
İktidarı eleştirmek için, “Madem görevden alacaktınız. Neden seçime soktunuz?” diyorlar!
Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Gülüç Belde Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş, AK Parti’den ihraç edildi.
İyi Parti adayı olarak seçime girdi ve kazandı!
Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş hakkında, seçimden uzun süre önce başlayan bir soruşturma ve devam eden bir mahkeme vardı.
Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş'ın, belediye çalışanı Duygu K.’ye "Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı" ve "cinsel taciz" suçlarından yargılandığı davada verilen 3 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası istinaf tarafından onandı.
Bu kararın ardından Gökhan Mustafa Demirtaş, Eskişehir’de gözaltına alındı ve tutuklanarak cezaevine konuldu. 
Yani hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadığı için seçime girdi.
Mahkeme kararı kesinleşince, belediye başkanlığından alındı, cezaevine kondu.
Devlet, "seçilmiş" diye, "halk iradesi" diye Gökhan Mustafa Demirtaş’ı sokaklarda gezdirecek değildi!
Bu durum, CHP ve DEM Partili belediye başkanları için de böyle!
DEM Partisi, teröre bulaşmamış isimler bulup, aday gösterse kim, ne diyebilir?
Kim, nasıl görevden alabilir?
Olaya bir de böyle bakalım...

Kıssadan Hisse: Pire-Yorgan...

Bir gün karısıyla beraber yatağında yatarken Nasreddin Hoca'nın yorganının üzerinden bir pire sıçrar ve yatağın öbür tarafına zıplar. Hoca, hemen kalkar ve yorganı odadaki ocağa (şömine) atıp yakar. Bunu gören karısı, yanan yorganın acısıyla, “Hoca, ne yaptın? Yorganımızı durup dururken niçin yaktın?” diye sorar.
Hoca da, “Yorganın üzerinden pire geçti, onun için yaktım” der.
“Canım Hoca, bir pire için yorgan yakılır mı hiç? Bırak geçsin” diye yineler karısı....
“Bu pireye şimdi bir şey demezsem, sonra yol olur, bütün pireler buradan geçmeye kalkışır!” der Hoca...
Kültürümüzde uzun yıllardır var olan ve "pire-yorgan" örneğiyle kolayca açıklanan “yol olur” darbımeseli, günümüzün modern psikologları tarafından “Kırık Cam Teorisi” olarak açıklanıyor.
"Kırık Cam Teorisi", psikologların yaptıkları bir deneyden ilham alınarak geliştirilmiştir. Psikologlar, suç oranının yüksek olduğu ve yoksulların yaşadığı bir semt ile daha yüksek yaşam standardına sahip zengin bölgeye birer otomobil bıraktılar. Araçların plakası yoktu ve motor kaputları aralıktı. Sonra olup bitenleri izlediler. Yoksul semtteki otomobil, üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise, bir hafta boyunca kimse dokunmadı. Ardından psikologlar “sağ kalan” otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdılar. Daha ilk darbe indirilmişti ki, çevredeki insanlar (zenginler bile) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmişti. "Demek ki" dediler psikologlar:
"İlk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerekli. Aksi halde kötü gidişatı engellemek mümkün değildir." (Alıntı) 

Günün Fıkrası: Aslan, koyun, kurt ve tilki...

Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar.
“Evet” diye yanıtlar koyun...
Aslan, bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar.
Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar.
“Hayır” diye yanıtlar kurt korkudan.. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz. Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur:
“Üzgünüm, üşütmüşüm biraz... O yüzden burnum koku almıyor.”