Zonguldak Belediye Başkanı; vizyonsuz, beceriksiz ve korkak çıktı!
Göreve geldiği 232 günden bu yana "para yok, borç çok" diye ağlamaktan iş yapmaya fırsat bulamadı!
Bizim zorumuzla, Dr. Ömer Selim Alan döneminde yaptırılan "Zonguldak Sahil Projesi"nin içine "Kent Lokantası" açtı!
3 kap yemeği 50 liraya vermek için suya yüzde 259, rüsum bedellerine yüzde 2 bin 300 zam yaptı!
Muhasebeci olduğu için, her şeyi para gördü!
Ereğli’de Hüseyin Uysal, Kilimli’de Seçkin Özdemir başarısız olunca, “Doktordan belediye başkanı olmaz” demişlerdi!
Dr. Ömer Selim Alan ile olduğunu gördük.
Ama muhasebeci Tahsin Erdem’in 232 günde, kendini ve belediyeyi nasıl rezil ettiğini de gördük!
Makamında yediği küfürler ve hakaretler yenilir-yutulur değil!
Hiçbir belediye başkanı böyle aşağılanmamıştı!
Yazar Jim Rohn, “İnsan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der.
Zihin yapımız, etrafımızda iletişimde olduğumuz beyinlerden etkilenip şekillenir.
Beynimiz, sosyalleşmeye ve etrafındaki diğer beyinler ile senkronize olmaya bayılır.
Tahsin Erdem; gündüz Özgür Halkın Sesi Gazetesi’nin sahibi Mustafa Özdemir, akşam Elmas TV Genel Müdürü Akın Kavi ile takılıyor!
Bence, Tahsin Erdem’in ortalaması bu iki kişiyle düşmeye başlıyor!
Ben, Tahsin Erdem’e üzülmüyorum!
Zonguldak’a üzülüyorum...
Kentin sorunlarını çözmesi gereken Zonguldak Belediyesi, her gün yeni bir sorun çıkarıyor!
Albert Einstein, "Hiçbir problem, onu yaratan bilinç seviyesinde çözülemez" demiş.
Yani biz, bu sorunu yaratan kafalardan çözüm bekliyoruz!
En büyük yanlışı burada yapıyoruz!
AK Parti ve Dr. Ömer Selim Alan’a kızıp, CHP’ye ve Tahsin Erdem’e oy veren Zonguldak halkı, 52 ay daha sabretmek zorunda!
Kendi düşen ağlamaz!

Türker Kapkaç, neden sessiz?

Zonguldak Baro Başkanı Avukat Türker Kapkaç, Türkiye Barolar Birliği’nin gönderdiği basın açıklamalarını kendi açıklamasıymış gibi yayınlamaya devam ediyor!
Biz, Zonguldak Baro Başkanı Avukat Türker Kapkaç’tan Zonguldak sorunlarıyla ilgili açıklama bekliyoruz!
Türker Kapkaç, CHP’li!
CHP’li Zonguldak Belediye Başkanı makamında sözlü saldırıya uğradı!
Bari bu konuda bir açıklama yapsaydı!
Mesela, Belediye Başkanına makamında hakaret eden Ozan Varol adlı şahıs tutuklandı!
Bu kararın hukuka aykırı olduğu iddiası var!
Türker Kapkaç, bu konuda da sessiz kaldı!
Zonguldak Belediyesi, fahiş fiyat artışları yapıyor!
Türker Kapkaç, bir meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşu başkanı olarak neden ses çıkarmıyor?
Neden?

Sedat Karagülle-Kazım Gemici–Serdar Kılınç...

Devrek'in Bılık Köyü Cereller mevki Karaahmetoğlu Sokak’ta faaliyet gösteren Devorsan şirketine ait kereste fabrikasının kaçak olarak faaliyet gösterdiği ortaya çıktı!
Devrekli kuyumcu Sedat Karagülle, müteahhit Serdar Kılınç ve Park AVM’nin sahibi Kazım Gemici’nin ortak oldukları Devorsan adlı şirketin (Devrek Orman Ürünleri İmalatı Sanayi ve Limited Şirketi) Zonguldak İl Özel İdaresi’nden tarımsal-hayvansal faaliyette bulunmak üzere izin aldığı ancak kereste fabrikası kurdukları ortaya çıktı. 
Zonguldak İl Özel İdaresi’nden alınan ruhsatlarda sıkıntı olduğu söyleniyor!
Fabrika yapılan alanda bazı parsellerin tüm hisseleri alınmamış!
Bılık Köyü Çay Mahallesi köyken, Çaydeğirmeni Belediyesi mücavir alanına geçti. 
Bakalım, Çaydeğirmeni Belediye Başkanı Satılmış Gebeş, Devorsan’ın ruhsat işini uydurabilecek mi?
Devrek Kaymakamlığı, Çaydeğirmeni Belediyesi ve Zonguldak İl Özel İdaresi’nin duruma müdahale etmesi bekleniyor. 

Güz-Düz-Savcı...

Çaycuma Cumhuriyet Başsavcısı Yavuz Cengiz hakkında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un talimatıyla HSK tarafından inceleme başlatılmıştı. 
Güz kararnamesi ile "baş"ı gitti, "düz savcı" oldu! Gebze’ye atandı!
Çaycuma ve Devrek’ten çok sayıda telefon alıyoruz.
Başsavcı, "savcı" olarak gitti!
Sevgilisi "avukat" ne oldu?
Ne bilelim ne oldu?
Avukatların tayini çıkmıyor ki!
Herhalde hala Çaycuma’dadır!
"Adalet"e "duygu" karışınca, işler rayından çıkıyormuş!
Yargı mensuplarının, kişisel hırs ve ihtiraslarını "hukuk" yoluyla çözmeye çalışması yanlışmış!
Eğer bu yanlışı yaparsan, "baş"ın gidermiş!

Kültür mantarı...

Hani, bir yaz akşamı Filyos sahilinde ağacın altında "mantar buldum" diye sevinen bir çocuk vardı!
Hani bir karaltı vardı!
Yanında da bir sarartı vardı!
Filyos’ta inşaatlar mantar gibi biterken, o müteahhit ağacın altında mantarla uğraşıyormuş!
Herkes “Ne mantarı?” diye soruyor!
O mantar, "kültür mantarı"ymış!
Yanında bir de "kaymak mantarı" varmış!
Aslında bu yörede "kanlıca mantarı" meşhurdur.
Bir de "börek mantarı" vardır.
Mis gibi kokar...
Dışı kızıl ile içi kızıl da cabası...
Biz, Devrek’te çok toplardık bu mantarı...
Bir de "tillice mantarı" vardı.
O da çok güzel olurdu.
"Ayı mantarı" vardı.
Çok kötü kokardı.
Elimizi sürmezdik.
Top gibi tekmelerdik.

Kıssadan Hisse: Kurabiye...

Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir kadın uçağına binmek üzere bekliyordu.
Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı.
Dinlenmek ve kitabını okumak için VIP salonunda bir koltuğa yerleşti.
Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu; dergisini açıp okumaya başladı.
Genç kadın ilk kurabiyesini aldı. Adam da bir tane aldı. Kadın çok rahatsız hissetti kendisini ve,
“Sinir bir şey! Havamda olsaydım bu cüretinden dolayı ona haddini bildirirdim!” diye düşündü.
Kadın bir kurabiye alıyor, adam da bir tane alıyordu. Çıldıracak gibiydi kadın ama olay çıkarmak istemiyordu.
Nihayet son kurabiye kalınca kadın, “Bu küstah adam şimdi ne yapacak?” diye düşündü.
Adam, son kurabiyeyi aldı, onu ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi.
Aaaa! Bu kadarı da fazla! Çok öfkelenmişti şimdi! Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp bir fırtına gibi giriş salonuna oradan da uçağın içine yöneldi.
Uçaktaki koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı. Ne görsün? Kurabiye paketi açılmamış olarak orada duruyordu.
Çok utandı. Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı. Kurabiyelerinin paketini açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu.
Adam kendi kurabiyelerini, hiç sinirlenmeden, yüksünmeden kadınla paylaşmıştı,
Kadın kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti. Ve şimdi bu durumu açıklama şansı yoktu. Özür dileme olanağı da kalmamıştı.
Hisse: Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır.
Taş atıldıktan sonra...
Söz ağızdan çıktıktan sonra...
Fırsat kaçtıktan sonra...
Zaman geçtikten sonra...