Fatih Sultan Mehmet, kıyafet değiştirmiş.
Edirne'de geziyor.
Halk arasında dolaşıyor.
Etrafı kolaçan ediyor.
Bir bakkala girer.
Yağ ister.
Verir parasını alır.
Tam çıkacakken geri döner.
Bu kez bal ister.
Ama bakkal vermez.
- Neden vermek istemiyorsun?
- Yanımızdaki bakkaldan alın.
- Niçin sen vermiyorsun?
- O daha siftah yapmadı.
- Olsun. Sen sattığına baksana!
- Olmaz! Yalnız ben kazanırsam onların çocukları aç kalır.
Gezmeye devam eder.
Farklı dükkanlara girer.
Hep aynı taktiği dener.
Hemen hemen herkes benzer cevap verir.
Özetle;
Onlar da kazansınlar.
Onların da çocukları var.
Biz siftah yaptık.
Onlar yapmadılar.
Vesaire...
Fatih mutlu olur...
Şu veciz sözleri söyler...
"Birbirlerine bu derece bağlı...
Birbirlerini böylesine düşünen...
Böyle adil, kanaatkar ve cömert...
Bir halkım olduktan sonra İstanbul'u değil...
Tüm dünyayı alırım..."
[*] [*] [*] [*]
Gelelim günümüze...
Bırakalım komşuya yardım etmeyi...
Cömert davranmayı...
Düşünmeyi...
Komşu batsın.
Kazanmasın.
Tekel olalım.
Bütün gaye bu...
Piyasa tek kişide olsun.
Güç onda.
İktidar onda.
Herkes ona kul olsun.
İstediği gibi at koştursun.
[*] [*] [*] [*]
Maalesef durum bu...
İstanbul'u hedefe koyan...
Dünyayı hayal eden bir millet.
[*] [*] [*] [*]
Günlük çıkarlar için birbirine düşen bir millet.
Çalıştığı dükkanı soyan insanlar.
Bırakın komşuyu düşünmeyi...
Hizmeti, görevi rüşvetle yapanlar.
[*] [*] [*] [*]
Allah bizi ıslah etsin.
Affetsin.
Hayallerimiz...
İstanbul'un fethinden sonra...
Çıkar yine sokaklara...
Kimi makamına gelir.
Ve yazdıklarını okurlar.
Fatih'e övgüler.
Kasideler.
Mutlu olur.
Hepsine hediyeler verir.
Ve onlardan biri...
- Devlet Hünkarım, sabahınız hayırlı olsun.
Yediğin bal ile kaymak, güzergahınız çayır olsun.
Fatih en çok bahşişi ona verir.
Etrafındakiler şaşırır.
- Daha iyi şiirler yazıldı. Daha az bahşiş verdiniz. Hikmeti nedir?
- Bu şairi çok samimi buldum.
Yalansız yazmış.
- Nereden anladınız?
- Zavallı. Ömründe hiç iyi yemek yememiş.
En iyi yemeği bal ile kaymak zanneder.
En iyi yerin ise, çayır olduğunu zanneder.
[*] [*] [*] [*]
Çok sorunumuz var.
Ama baş sorunumuz yalan.
Yalanı kaldıralım ortalıktan.
Bakın ne güzel sohbetlerimiz olacak.
Maskelerimiz olmayacak.
Biz olacağız.
Biz bize olacağız.
Anlaşamayabiliriz.
Farklı düşünürüz.
Ancak samimiyet...
Dürüstlük...
Bizi birbirimize bağlar.
[*] [*] [*] [*]
İsterseniz deneyelim.
Ya da şöyle bakalım.
En düzgün ilişkilerimiz kiminle?
Elbette yalan söylemediklerimizle...
Zamanla hoşgörümüz artabilir.
Herkesi affedebiliriz.
Ancak sadece yalan söylemeyenlere güveniriz.
Onları severiz.
En azından saygı duyarız.
Yalansız günler dileğiyle...