Babamlar ormanda çalışırken iki katırları vardı.

Sarısı iri yarı.

Dedemin katırı.

Ağır başlı.

Yavaş.

Uslu.

Ne yük vursan, aynı ağırlıktaymış gibi taşırdı.

Hiç esnemez.

İtiraz etmez.

Sırtına bineni taşırdı.

Karası...

Babamın katırı.

Biz ona "Deli katır" derdik.

Uslu durmazdı.

Canı istediği zaman çok güzel yük taşırdı.

Yolda hızlı giderdi.

Hele yükü ağırsa, daha hızlı taşırdı.

İstediğini sırtına bindirir, istediğini sırtından atardı.

Babamı hiç sevmezdi.

Babamın oğlu olduğumdan beni de sevmezdi.

Sırtına çok zor binerdim.

Şimdiki hayvanseverler nasıl sırtına bindiğimi görseler, kesinlikle beni protesto ederlerdi.

Başını yüksek bir yere bağlar sonra hızlıca sırtına atlardım.

Sonra yavaşça zincirini çözerdim.

Yola koyulana kadar zıplardı.

Yola girince sorun yok.

At gibi koşardı, it gibi sadıktı.

Ablamlar ona çok rahat binerlerdi.

Katır anamı severdi.

Anamın kızlarına da problem çıkarmazdı.

Babamla biz odun yüklerken birimiz zincirini tutar, birimiz odun yüklerdi.

Ablamlar tek başına odun yüklerdi.

Yükün altında hiç kıpırdamazdı.

Babam da hep ablamları oduna gönderirdi.

Bu duruma çok sevinirdim.

"Katır durmuyor" der, işin içinden çıkardım.

Böyle olunca bana Dedem'in katırını verirlerdi.

İki katırımız vardı.

Sarısını kimse hatırlamaz.

Karası öleli yıllar oldu.

Ama halen yaşıyormuş gibi köydeki herkes hatırlar.

"Sizin bir deli katır vardı" diye söze başlayıp onun marifetlerini anlatırlar. Halbuki en çok hizmeti Sarı Katır yapmıştır.

Kıssadan hisse;

Önümüzde yerel seçimler var.

Hizmet edenler.

Her yükün altına girenler.

Sesi-soluğu çıkmayanlar.

Canbazlığı sevmeyenler.

Tek beklentisi dua olanlar.

Artık hatırlanmıyor.

Bu günlerde

Yalan söyleyenler,

Çamur atmayı marifet sayanlar,

Hizmet değil, reklam yapanlar,

Üç kağıt çevirenler,

İftira atanlar daha çok konuşuluyor.

Elleri hızlı...

Gözleri fırıl fırıl.

Fırıldakçılar günlük konuşulur.

Geriye, Deli Katır'ın hatıraları...

Sarı Katır'ın hizmetleri kalır.

Kalın sağlıcakla...

Piliç...

Adam bara gitmiş, tam arkasında bir devekuşu..

- "Bir bira..!" demiş adam..

- "Ben de..!" demiş devekuşu.

Barmen servisi yapmış..

- "Hesap üç dolar kırkiki!" demiş..

Adam elini cebine sokmuş, bir avuç para çıkarıp bara koymuş. Saymış barmen.. Kuruşu kuruşuna 3 dolar 42!..

Ertesi gün

- "Viski!" demiş adam.

- "Ben de!" demiş, devekuşu.

- "Yedi dolar ondört!" demiş Barmen..

Yine elini cebine atmış adam.. Pat!. Çıkartmış parayı. Tamı tamına 7 dolar 14.. Günlerce devam etmiş bara gelişler.. İçki.. Aynısı devekuşuna.. Aynen cepten para..

Merak etmiş barmen sonunda..

- "Kuzum nedir bunlar?. Parayı saymadan tamı tamına çıkarıyorsun cebinden.."

- "Ben sihirli bir lamba buldum" demiş adam..

- "Ne alırsam.. Bir bardak su veya bir Rolls Royce, cebimde kuruşu kuruşuna parasını buluyorum..!"

- "Peki.. Peki bu devekuşu?" diye sormuş Barmen..

- "Haa o mu?!" demiş adam.. "Bir de benimle aynı zevkleri paylaşan, uzun bacaklı bir piliç dilemiştim..!"