Şikâyet şu.
´Çalışmıyor.
Söz dinlemiyor.
İş görmüyor.
Zarar veriyor.´
Vs&[#]8230;
[*][*][*]
İki komşumuz var.
İkisinin de atı var.
Birinin adı ´Yıldız´
Her akşam sabah antrenman yapıyor harmanda.
Alnının ortasında beyaz bir leke var.
Tüyleri pırıl pırıl. Parlıyor. Bayılıyoruz.
Eğersiz antremanlarında sırtına binmek için sıra bekliyoruz.
Bir atın sahibinin torunu Adem.
Çocukluk arkadaşım.
Bir ben biniyoruz.
Sırayla.
Komşuyuz.
Akrabayız.
Ama kardeş gibiyiz.
Ailelerimiz bizi hiç ayırmadı.
Sanki Adem bizim evin oğlu.
Sanki ben onların çocuğuyum.
Zaten iki arkadaşı birbirinden ayırmak ayıp.
Büyüklerimiz ayırsa bizi.
El alem onlara güler.
Biz sadece üzülürüz.
[*][*][*]
Yıldız harmanda dönerken bir atlıyorum üzerine.
Yelelerinden tutup turluyorum.
Bayılıyorum.
Kalbim güm güm.
Heyecanım dorukta.
Zevki şahane.
[*][*][*]
Diğer komşunun atı.
´Arap´
Simsiyah.
Yılan gibi.
Yolda akıyor.
Yük taşıyor.
Rahvan koşuyor.
Ama ´Yıldız´ın yerini tutmuyor.
[*][*][*]
Bizim de ´Deli Katır´
Ama at gibi koşuyor.
[*][*][*]
Muhabbet şu.
Kimin atı.
Kimin eşeği.
Kimin katırı.
Kahvede.
Yıldız´ın yeri ayrı.
Bizim Deli Katır başa koşuyor.
[*][*][*]
Sordum; Neden böyle?
Dedem cevap verdi;
´At sahibine göre kişner´
Atamalar. Çalışanlar. İşçiler.
Onlara birde bu gözle bakın.
Hatta siyasetçilere de.
Biz çok mu masumuz?