Zonguldak’ta yeni bir dönem başladı. 
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, kongrede delegelerin oyuyla seçildi.
Koltuğa daha güçlü oturdu.
Şimdi gerçek bir lider gibi hareket edecektir.
Tanıdığımız ilk günden bu yana "Zonguldak", "Zonguldaklı" diyen Mustafa Çağlayan, ekibiyle birlikte Zonguldak’a ve Zonguldak insanına daha fazla hizmet edecektir. 
Partinin kuruluşundan bu yana görev yapan il başkanları ve milletvekillerine bile kongrede vefasını gösteren Mustafa Çağlayan, kırıp dökmeden yürüyeceğini herkese gösterdi. 
Mustafa Çağlayan, kendisinden küçükler için "ağabey", büyükler için "kardeş" olmayı bildi. 
Bürokrasiyle çok iyi diyalog kurdu.
Nerede sert olunacağını bildi.
Nerede duracağını bildi.
Ateşten bir gömleği giydi.
Bu ateşi hizmete dönüştüreceğine inanıyoruz.
Burada bürokratlara büyük görev düşüyor.
Burada bizlere büyük görevler düşüyor.
Herkes üzerine düşeni yapacak.
Biz de yapacağız.
Aslolan Zonguldak...

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nde neler oluyor?

Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürlüğü, üreticilere dağıtmak üzere fide ihalesi açmış!
İhaleye iki firma katılmış!
Firmanın biri, daha büyük fideye 1,35 lira teklif vermiş!
Diğeri, daha küçük fideye 1,70 lira teklif vermiş!
200 bin adet fide alınmış!
1,70 lira olan firma tercih edilmiş!
Fide işinde işler böyle yürürken, fidan işleri nasıl yürüyor?
Ona da bakalım...
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürlüğü’nde fidan işlerine Serkan Bulut bakıyor!
Bursa’ya gidiyor, arkadaşından fidanları alıp geliyor!
Bu fidanlar, bazen aşılı oluyor, bazen aşısız oluyor!
Aşısız fidanları geri göndermek bayağı zor oluyor!
Hiç kimse de “Ne oluyor?” diye sormuyor!
Biz sorunca, elli türlü bahane uyduruluyor!

Uşaklık!

Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürlüğü’ndeki "Balıkesir ekibi"ni yazmıştık!
Üç ismin sürekli okey oynadıklarını vurgulamış, "Dördüncü kim?" demiştik!
Dördüncüyü de bulduk, niteliksiz yancıyı da!
Dördüncü, Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı'ymış!
Tarım ve Orman Zonguldak İl Müdürü Nihat Ağan ile Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı’nın dostluğu Uşak’a dayanıyormuş! 
Geçmişlerinde bir "Uşak"lık var!
Muammer Bey, okey işini Balıkesir ekibiyle hallediyor!
Alkol işini; Devrek, Çaycuma ve Amasra’da hallediyor!
Alkolü kaçırınca, ileri-geri konuşuyor!
Ara sıra da bize çatıyor!
Biz, Uşak’ta görev yapmadığımız için kimseye "uşak"lık yapmıyoruz!
Turizmden sorumlu olduğu için turizm belgeli tesislerde alkol almaya özen gösteren Vali Yardımcısı Muammer Balcı’nın alkol almak dışında turizme nasıl bir katkı sunduğunu merak ediyoruz!
Alkol sağlığa zararlı Muammer Bey!
Topluma kötü örnek oluyorsunuz!

Balık mı kurban ettiniz?

Zonguldak’ta önemli bir bürokratın tekne tatili işi geldi!
Ama şimdi yazmayacağız!
Tatil yapılan ili, tura çıkılan tekneyi filan bulduk!
Tekneyi kiralayanı da bulduk gibi!
Ama bir-iki çek işimiz daha kaldı!
Olayı çek edelim, öyle yazalım!
Kurbanda tekne tatili mi olur?
Balık mı kurban ettiniz efendim?

İçinden çay geçen ilçede neler oluyor?

İçinden çay geçen ilçede bir müteahhit var!
Bu müteahhit, seçime üç ay kala belediyeye yaptığı işlerle anılıyor!
Ne iş yaptığı belli değil!
En çok hoşuna giden şey, "müteahhit" diye anılmak!
Ama "para" diye belediyenin kapısında yatmaya başlayınca, bu kişiye "müteahhİT" demeye başlamışlar!
Bir de bizim parkeci abimiz var!
Üç harfli!
O da parkeleri biraz ağır döşemiş!
Müfettişler, parke taşlarının ağırlığını görünce, “Asliye Ceza olmaz, Ağır Ceza olsun” demişler!
Bir de belediye başkanının yeğeni üzerinden alınan televizyonlar ortada yok!
Kameralar yok!
Bu televizyon ve kameralar kimlerin evine bağlandı ki?
Kartuşlar da erkenden bitmiş!
Demek ki, faturada yazdığı kadar alınmamış!
Bir de dere kıyında bir yerde kumar oynanıyormuş!
Gözden ırak olduğu için kolluk güçleri uğramıyormuş!
Uğrasalar da onlar altta yemek yerken, üstte kumar gırla gidiyormuş!
İddia da kumar sayılıyormuş ya!
O halde biz de bir iddiada bulunalım...
Kumar oynanan bu alkollü mekan, üç vakte kadar basılır!

Kıssadan Hisse: Sinekler ve arılar...

Arıları ve sinekleri ağzı açık bir şişeye koymuşlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştirmişler. Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru ilerlemişler fakat şişenin tabanı kapalı olduğu için arılar dışarı çıkamamışlar, ancak bir an olsun geri dönüp karanlık tarafa yönelmemişler. Önlerindeki cam engeli aşabilmek ve ışığa ulaşabilmek için mücadele etmişler. Sinekler ise, şişenin ağzına doğru dolmuşlar ve dışarı çıkıp karanlıkta kaybolmuşlar. Bazılarımızın aklına arıların akılsızca, sineklerin ise zekice davrandığı gelebilir. Ancak daha derinlemesine düşününce kolektif bir yaşam süren arılardan öğrenecek çok şey olduğunu görebiliriz. Arılar nerede hangi çiçek ile besleneceğini bilen, yüzlerce kovan arasında kendi kovanını bulan ve o kovanın yüzlerce peteği arasında kendininkine yumurtlayan bir canlıdır. Ve bu olağanüstü canlı nasıl olur da şişenin ağzını bulup çıkamaz değil mi? Kuşkusuz ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır. Onlar engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyeceklerdir, bu uğurda ölmeyi de göze alabileceklerdir.
Sinekler ise, karanlığa doğru sıvışan kaçaklardır. Hiç umursamadan karanlığa doğru yürüyenlerdir. Sadece kendi yaşamları değerlidir. Nerede yemek varsa, nerede rahat yaşayacaklarsa, nerede çıkarları söz konusu ise oraya giderler. Kendisinden başka hiç kimsenin önemi yoktur sinekler için. Arıyı kovalamak isterseniz, o kaçmaz sizinle savaşır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır ve gerekirse diğerleri için ölür. Ama sinekler kaçarlar. Mikrop taşıyan ayaklarıyla gezerler yaşadığımız her yeri. Sinek olup karanlığa mı, arı olup aydınlığa mı uçmak gerekir? Engellere rağmen ışığa yürüyenlere, ışığa ulaşmak için çabalayanlara, insanca değerler yaratmak için mücadele edenlere ve ışık saçanlara selam olsun. Bizim yolumuz aydınlık geleceğin yoludur.
Hisse: Daha güzel bir dünya için mücadele edenlerin önlerine engeller çıkacaktır. Önemli olan bıkmadan usanmadan hedefe gitmek için ortaya konulan mücadeledir. Bu hikâyede arılar birlikte mücadele etmeyi, sinekler ise bireysel kurtuluş hayalini temsil ediyor. Bize arıları örnek almak düşüyor. (Alıntı)