&[#]8220;Yaş otuz beş!
Yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allah&[#]8217;ım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?&[#]8221;

Der ve devam eder&[#]8230;

&[#]8220;Zamanla nasıl değişiyor insan?&[#]8221;

Cahit Sıtkı Tarancı&[#]8217;nın &[#]8220;Otuz Beş Yaş&[#]8221; şiirinde bir kesit&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Böldüm ömrümü dört mevsime&[#]8230;

Sonbaharımın ilk günlerini yaşıyorum.

&[#]8220;Kışı görür müyüm?&[#]8221; diye soruyorum kendime&[#]8230;
İlkbahara dönemem, yazdan kalma günler arıyorum.

[*] [*] [*] [*]

Akköy&[#]8217;süz olmuyor.

Akköy&[#]8217;de de olmuyor.

Akköy, Ereğli, Zonguldak yolunda sürünen bir hayat&[#]8230;

Çalışmalar yapılıyor.

Bakmışız tam oluyor.

O da ne?

Olmamış&[#]8230;

Yeniden, yine&[#]8230;

Baştan başlıyoruz.

Bitmiyor, bitiremiyoruz.

Akköy-Zonguldak yolu, biteceğine&[#]8230;

Ömrümün yeteceğine inancım yok.

Muradım; çocuklarımın görmesi&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Ömrümüzün yirmi yılı Akköy-Ereğli arasında geçti.

Diğer on yılı Ereğli-Zonguldak arasında&[#]8230;

En güzel yıllarım, ilkbaharım, ilk on yıldı&[#]8230;

Gidecek yerimiz yoktu.

Bilmiyorduk; başka yerleri, köyleri, şehirleri&[#]8230;

Kocaman köyümüz vardı.

Elektriğimiz yoktu.

Yolumuz yoktu.

Suyu ibrikle taşırdık.

Kovayla taşırdık.

Ocak başından kara kazan eksik olmazdı.

Yirmi dört saat sıcak su hazır&[#]8230;

Köpeğe yal verilecek&[#]8230;

Oradan al, yap&[#]8230;

Öküze karma verilecek&[#]8230;

Kara kazana bir maşraba daha sal&[#]8230;

İnek sağılacak&[#]8230;

Eli boş gitmek olmaz.

O süt verecek.

Önüne bir şey koymak lazım&[#]8230;

Biraz sıcak su al...

Üzerine kepek dök&[#]8230;

Birkaç yaprak kara mancar&[#]8230;

Sütü çok indirsin.

Böyleydi hayatımız, hatta insanlarımız&[#]8230;

İnekten bile karşılıksız süt almazdı.

[*] [*] [*] [*]

Not&[#]8230;

Yazı buraya kendiliğinden akıp geldi.

&[#]8220;Karşılıksız süt, inek&[#]8221; işini nereye çekerseniz, oraya gelir.
Kimseye kastımız yok.

[*] [*] [*] [*]

Yemek yapılacak&[#]8230;

Sıcak su kara kazanda.

Banyo yapılacak&[#]8230;

İbriğe-kovaya biraz soğuk su&[#]8230;

Karakazandan al sıcak suyu, ılıştır&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Hayatımızın karakazanın etrafında dönerdi.

Televizyonu bilmezdik.

Radyonun kısa dalgası yeter, artardı bile&[#]8230;

Onunla biten ömürlerin son bölümlerine şahit olduk.

[*] [*] [*] [*]

Devirlerin ardından, ilkçağ, ortaçağ, yeniçağı ilkokulda öğrendik.

Uzay çağının nimetlerinden yoksunduk.

Şehirden gelen birisini görünce utanırdık.

Yüzümüzde perde vardı.

Şimdi şehri gördük&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Zengin baba, oğlunu köye götürdü.

İnsanların ne kadar fakir olduğunu oğluna öğretmek istiyordu.

Çok fakir bir ailenin yanında misafir oldular.

Dönüşte oğluna sordu;

- İnsanların ne kadar fakir olduklarını gördün mü?

- Evet&[#]8230;

- Ne öğrendin?

- Bizim bir köpeğimiz var. Onların dört&[#]8230;

Bizim bahçenin ortasına uzanan havuzumuz var. Onların sonu olmayan dereleri var.

Bizim bahçemizde ithal lambalar var.

Onların yıldızları&[#]8230;

Bizim görüş alanımız ön avluya kadar.

Onlar ufku görüyorlar.

Teşekkür ederim baba, ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!

[*] [*] [*] [*]

Şehri gördük&[#]8230;

Yeni çağlar gördük&[#]8230;

Dünyayı gördük.

Zamanla değiştik&[#]8230;

Kestane misali olduk&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

&[#]8220;Kestane çıkmış, poturunu beğenmemiş&[#]8230;&[#]8221;

Kalın sağlıcakla&[#]8230;