Otobüs lastiği kadar kafası ama o lastiğin sibobundaki iğne kadar zekası olmayan insanların yazdıklarıyla-konuştuklarıyla ilgilenmiyoruz!
Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu müfettişleri, büromuza ziyarete geldiler.
İsimsiz yazdığımız bir haberi ihbar kabul ettiklerini söylediler.
Biz de kendilerine istedikleri bilgileri verdik.
Yani Pusula’nın isimsiz haberleri bile devlet kurumlarını harekete geçiriyor.
Bunu anlayana saz, anlamayana davul-zurna az!
Bakın, Zonguldak Prof. Dr. İlhan Varank Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi hakkında yaptığımız haber, Milli Eğitim Bakanlığı'nı harekete geçirdi.
Bakanlık, okula müfettiş yolladı.
Bu böyledir.
Yayın kuruluşu, etkili ve ciddiyse, yazdığı her satır ciddiye alınır.
Soruşturma konusu olur.
Pusula, Zonguldak’ın en etkili yayın organıdır.
Akredite bir yayın kuruluşudur.
Yazdığı her satır dikkate alınır.
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, bazı etkisiz elemanları muhatap alıp makamında görüştüğü için, kendini nimetten sanıp, bize salça olanlar oluyor!
Araklılı ünlü düşünür Ali Osman ne demiş?
“Gomuşum o havalara!”
Hayırlı cumalar...

Yemekçi başkan!

Zonguldak Merkez’de her yer otopark oldu!
Cadde kenarlarında bir saatliğine 30 liraya araç park edebiliyorsunuz!
İşyerlerine mal dağıtan servis elemanları, durumdan şikayetçi!
"Abi, bir markete mal veriyorum.10 dakikada işim bitiyor. Ama 30 lira ödemek zorunda kalıyorum!
Her durduğum market önünde 30 lira verdiğimi düşün... Ben bunu belgelendiremiyorum. İşyerimle sorun yaşıyorum. Çoğunlukla bu para cebimden gidiyor. Aldığım para zaten asgari ücret. CHP, emekten yana olduğunu söylüyor! Ama bu uygulaması, emekçi olarak bizleri zor durumda bırakıyor. Her yerde ilk 15 dakika ücretsizdir. 15 dakikadan sonra para yazar. Bu, herkes için kolaylıktır. Ama Zonguldak Belediye Başkanı, halkını para olarak görüyor! Bu konuyu dile getirmeni rica ediyoruz” dedi.
Biz de emekçi kardeşimizin ricasını dile getirdik.
Ama karşımızda "emekçi" bir belediye başkanı yok!
"Yemekçi" bir belediye başkanı var!
Allah, yardımcımız olsun!

Tuz yerine talaş olur mu?

Pusula’da gün içinde şöyle bir haber yayınlandı: 
“Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde buzlu yolda yürürken dengesini kaybederek düşen 97 yaşındaki Ahmet Gedik, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. 
Gözler, Çaycuma Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün ilçe merkezinde yaptığı çalışmaya çevrildi. 
Pusula’ya ulaşan bilgi ve fotoğraflara göre, Çaycuma Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin belediyeye ait Çaybel adlı şirketinin ahşap bölümünden çuvallara doldurulan talaşların yollara ve kaldırımlara döküldüğü ortaya çıktı. 
Buzu eritmek için tuz dökmek yerine ellerinde bulunan ve maliyeti olmayan talaşı dökmeyi tercih eden Çaycuma Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün bu yöntemle ilgili mantıklı bir açıklama yapması bekleniyor.”
Mantıklı bir açıklama bekliyoruz.
Buza talaş mı dökülür?
Tuz mu dökülür?
"Parke bozulmasın" diye tuz dökülmediği doğru mu?
Öğrenmek istiyoruz.

Cengiz Kolçak dinlemedi!

Kolçak Mobilya’nın sahibi Cengiz Kolçak'ın, 21 Şubat 2025 tarihinde cezaevine girdiğini öğrendik!
Bu kardeşimizi uyarmıştık!
Aklını başına devşirmesini söylemiştik!
Şimdi kapalı cezaevinde!
Eğer daha önce aldığı cezalar, bu cezasına eklenirse, içerde kalış süresi uzar!
Alkollü araç kullan!
Kaza yap!
Jandarmanın üstüne yürü!
İşyerinin önünde havaya ateş aç!
Belediye başkanına hakaret et!
Yardımcısını tehdit et!
Bu hareketler, bırakın iş insanına, sade bir vatandaşa bile yakışmayacak hareketler!
Çevresinde tek bir akıllı insan olsa, uyarsa, bunları yapmaz!
Yazar Jim Rohn, “İnsan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der!
Cengiz Kolçak, çevresinde kim varsa değiştirmeli!
Yoksa başı dertten kurtulmayacak!

Bir 'YEL' esti, koca bir 'İZ' bıraktı!

Bir "YEL" esti....
Koca bir çınar devrildi. 
Arkadaşımızın yüreğinde derin biz "İZ" bıraktı.
Hayat böyle işte...
Hepimizde böyle derin izler bırakıyor.
Pusula Gazetesi Çaycuma Temsilcisi Yeliz Alagöz'ün babası, Çaycuma Şeyhler Köyü Alagözler Mahallesi sakini 71 yaşındaki Recep Alagöz, son yolculuğuna uğurlandı.
Biz de bu zor gününde arkadaşımız, dostumuz Yeliz Alagöz’ün yanında olduk.
Acısını paylaştık.
Ben; annemi, babamı, en büyük ağabeyimi kaybettim. 
Önce acayip zor geliyor...
İçinde kocaman bir boşluk oluyor.
Sonra o boşluğu doldurmaya çalışıyorsun.
Bazen o boşluğu doldurduğunu sanıyorsun...
Öyle bir an geliyor ki, çaresiz kalıyorsun.
Hayat böyle işte...
Boşu doluya koyuyorsun, almıyor.
Boşa koyuyorsun, dolmuyor!
Hep bir yanımız eksik kalıyor.
Başın sağolsun Yeliz...

Ne enneye geliyorsun, ne gövdeye!

İçinden çay geçen ilçenin çapkın müteahhidiyle ilgili yazı, içinde çay geçen ilçede de geniş yankı uyandırdı!
Ankara havalarıyla tanınan Oğuz Yılmaz’ın meşhur "Topal" şarkısı dillere pelesenk olmuş!
“Geliyorum Ankara'nın elinden
Kaşıkları çekilmedin belinden
Seni gidi topal
Seni hayin topal
Seni gidi topal, bu gece de burda kal
Yandan çarklı geliyor da kaçın
Kapıları, bacaları kapatın
Seni gidi topal
Seni hayin topal
Seni gidi topal, bu gece de burda kal”
Topal, burada kalmış ama müteahhit uzaklara gitmiş!
Oysa daha karpuz kesecektik!
Oldu mu sevgili müteahhit?
Sen de ne enneye geliyorsun, ne gövdeye?