Zonguldak Belediye Başkanvekili Berran Şeker Aydan, görev süresi boyunca Almanya'nın kardeş şehri Castrop-Rauxel'den gelen heyeti ağırladı. Kentin en güzel noktaları gezdirildi, misafirperverlik gösterildi, güzel bir ev sahipliği yapıldı.
Ancak ziyaret sırasında yaşandığı öne sürülen bir olay, en az geziler kadar konuşuluyor.
Zonguldak Belediyesi ekibinden bir görevli, tercüman aracılığıyla Alman heyete dönerek, "Benim, sizin için güzel bir projem var" dedi. Heyetin merakla dinlediği "proje" ise, Almanya'dan kendisine bir eş bulunması konusunda yardım istemesi oldu.
Söylenene göre Alman heyet, bu sözler karşısında kahkahalara boğuldu.
Elbette olayın mizahi bir tarafı var.
İnsanlar gülebilir, anlık espriler yapılabilir.
"Espri" mi desek, "pot" mu desek?
Buna diyecek bir sözümüz yok.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.
Kardeş şehir ilişkileri; şehirlerin kültürel, sosyal ve ekonomik bağlarını güçlendirmek amacıyla yürütülen ciddi diplomatik temaslardır.
Böyle bir ortamda yapılan bu tür kişisel çıkışlar, o an gülümsetse bile sonrasında nasıl bir izlenim bıraktığını bilemeyiz.
Belki sadece eğlendiler...
Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.
Ama şunu biliyoruz ki; şehirleri temsil eden herkes, yaptığı her davranışla aslında sadece kendisini değil, temsil ettiği kurumu ve kenti de temsil eder.
Gülmek güzeldir.
Geride bırakılan izlenim, bazen kahkahadan çok daha uzun ömürlü olur.
Belediyeler, ticari işletme değildir!
Yaz mevsimi geldiğinde Zonguldak'ta akla ilk gelen yerlerden biri Kapuz Plajı oluyor.
Kimisi sabahın erken saatlerinde serin sulara kendini bırakır...
Kimisi kahvaltı ya da akşam yemeği için gelir...
Kimisi de sadece denizi seyretmek için gelir.
Yıllardır bu şehrin hafızasında önemli bir yere sahip olan Kapuz, sadece bir plaj değil.
Ancak bu yaz Kapuz'u konuşmamızın nedeni; denizin maviliği değil, fiyat tarifesi oldu.
İki yıldır 30 lira olan giriş ücretinin 50 liraya yükseltilmesi...
Bunun yanında şezlong, şemsiye ve kabin ücretlerinin de uygulanması vatandaşın gündemine oturdu.
Kimi bu artışı normal karşıladı...
Kimi ise "Belediyenin sosyal tesisi bu kadar pahalı olmamalı" diyerek tepki gösterdi.
AK Parti döneminde "plajlar halkındır" diyen zihniyet nerede?
Elbette maliyetler arttı.
Elektrikten personele, temizlikten güvenliğe kadar her kalemde ciddi giderler var.
Hiç kimse belediyenin zarar etmesini istemez. Hizmetin bir bedeli olması da doğaldır.
Fakat belediyelerin görevi, sadece gelir elde etmek değildir.
Temel amaç, vatandaşın uygun fiyatla kaliteli hizmet almasını sağlamaktır.
Çünkü belediyeler, ticari işletme değildir.
Bugün dört kişilik bir aileyi düşünelim. Giriş ücretleri, şezlong, şemsiye, gün içinde içecek ve yiyecek derken deniz keyfi, asgari ücretli ve emekli maaşı alan aileler için ciddi bir harcamaya dönüşüyor.
Bir gün denize gitmenin hesabını yapmak zorunda kalan insanlar, ister istemez, "Acaba bu yaz kaç kez gelebiliriz?" diye düşünmeye başlıyor.
Oysa deniz, herkesindir.
Kıyılar, toplumun ortak değeridir.
Belediyelerin işlettiği plajlar da bu anlayışla hizmet vermelidir.
Zonguldak Belediyesi, son yıllarda sahil düzenlemeleri, sosyal alanlar ve plajlarla ilgili çalışmalar yaptı.
Bunu görmezden gelmek haksızlık olur.
Fakat yapılan her hizmet, vatandaşın eleştiri hakkını ortadan kaldırmaz.
Vatandaş, Tersane Plajı'ndaki bir karton bardağın 5 lira olmasını da eleştirir.
Kapuz Plajı girişinin 50 lira olmasını da eleştirir.
Belediyeler, halkın sesini dinledikçe, daha güçlü yönetimler haline gelir.