Küçük kız...
Üstü başı yırtık...
Eli-yüzü kir pas içinde...
Elinde mendil...
Satmaya çalışıyor.
[*] [*] [*] [*]
Hali vakti yerinde...
Sağlıklı...
Genç...
Önünden geçti.
Kızın yüzüne bile bakmadı.
Hatta...
Yüzünü çevirdi.
Yoluna devam etti.
Evine vardı.
Salonun ortasında...
Akşam sofrası kurulmuş.
İstediği türden yemekler pişirilmiş.
Ortam ferah...
Üzerini değiştirdi.
Elini-yüzünü yıkadı.
Masaya oturdu.
Yemeğe başladı.
Birden zaman geriye sarıldı.
Aklı akşamki kıza gitti.
Duyguları itiraz ediyor...
O aklıyla bastırıyor.
Vicdanı fısıldıyor.
- Neden?
Yardım etmedin.
Elinden tutmadın.
Görmezden geldin.
Neden?
Neden?
Neden?
Bitmek bilmeyen nedenler.
Hepsine verilecek kaçamak cevaplar var.
Kolay yolu seçti.
İtirazları Allah'a yöneltti.
Topu taca attı.
Yaratıcı o...
İyilik ondan.
Kötülük ondan.
Onu niye böyle yarattı?
Böyle bir olaya nasıl izin verir?
Neden küçük kıza yardım için şeyler yapmaz?
Vesaire...
Öyle yakınırken...
Aklın bastırdığı duygular ezik.
Vicdan dile geldi.
- Allah bu kız için bir şeyler yaptı.
Beni yarattı...
[*] [*] [*] [*]
Hikaye bu...
Aileye bakıyorum.
Mahalleye...
Köye...
Ormanlı'dan Ereğli'ye...
Zonguldak'tan Türkiye'ye...
İslam alemine...
Ümmete...
Hatta insanlığa bakıyorum...
Aklımın erdiği kadarıyla...
Dertlere çözüm arıyorum.
Çare...
Listeyi tersine çeviriyorum.
Önce kendini düzeltmek...
Ayaklarımın üzerinde durmak...
Aileyi kalkındırmak.
Köyün sorunlarına el atmak...
Öyle sıralıyorum.
Eğer elimde imkan varsa...
Allah beni yaratmışsa...
Kalem tutuyorsa elim...
Pusula'da iki sütun köşem varsa...
O zaman görmezden gelemem.
Sırtımı dönemem Akköy'e...
Onun için örnekler hep Akköy'den...
Zamanla şunu tespit ettim.
İnsanlar her yerde aynı...
Göreceli...
Sonradan kazanılan becerileri bir kenara bırakırsak...
Niyet aynı...
Niyet değişmeyince...
Zaman-mekan değişiyor.
Olaylar ve sonuçlar değişmiyor.
Suç-günah değişmiyor.
Sonuç Allah bizi yaratmışsa...
Cehalet rüzgarları üzerimize fırtına gibi esse de...
Biz kibrit kadar...
Mum kadar aydınlanmaya-aydınlatmaya gayret edeceğiz...