Ak Parti´nin Ereğli´den İl Genel Meclisi Üyeliği için Aday gösterdiği isimler açıklandı.


Osman Arslan, Nail Eski, İsmail Tak, Ahmet Köse, Kahraman Erdoğan, Nuri Çetin&8230;


Ak Parti, Ereğli´de Ayhan Taşdelen´i silmiş.


Osman Arslan liste başı&8230;


Ahmet Köse seçilebilecek bir yerde.





Bir-iki hafta önce Ayhan Taşdelen ile ilgili yazdığım yazıya gelen tepki şu;


"Senin yeğen beni eleştirmiş."


Eleştirdim.


Kendisine destek veren köylere hizmet vermedi. Onun yapmadıklarını, Osman Arslan yaptı. Allah Osman Hoca´dan razı olsun. Bu kez köylerde yine aradığı desteği bulacaktır.


Ayhan Taşdelen´e gelince&8230;


Allah işini-gücünü artırsın.


Listeye giremeyeceğini anlayınca girişimde bulunmuş.


Bizim Mehmet Usta başta.


16-17 Köy Muhtarı, İl Başkanı Hamdi Uçar´ı ziyaret etmişler.


&8220;Ne olur bunu bir daha Aday yapın. Destekleyeceğiz&8221; demişler.


Sonuç?


Taşdelen listede yok.


Benzer durumu Ormanlı Belediye Başkanı Yaşar Sever de yaşamıştı.


İkiyüz civarında vatandaşla teşkilatı ziyaret edip, Eday olmak istiyor. Aday yapılmıyor.


Muhtemelen daha önce istifa etmesinden.


Yada muhalefet partili gibi, hizmet noktasında Milletvekillerini eleştirmesinden.





Genel kuraldır:


Her doğru, her yerde söylenmez.


Siyasette ise doğru, hiç söylenmedi diyecek kadar az.&8230;


Neyse.


Sonuç;


Ayhan Taşdelen´in Adaylığı öldü.


Ruhuna üç İhlas, bir Fatiha.


Allah hizmetince rahmet eylesin.


Allah hizmetini, kabullerin en güzeliyle makbul buyursun.


Yapamadıklarının, yapamaya-caklarının göstergesi olduğunu fark ederek Aday yapmayanlardan da Allah razı olsun.





Yaşar Sever ise yoluna CHP´de devam kararı aldı.


Seçmen sayısı az olan yerleşim birimlerinde bazen seçmen sadece Adaya bakabiliyor.


Bu büyük yerlerde çok nadir.


Ufak beldelerde ise sıklıkla yaşanan bir durum.


Ormanlı´da tutar mı?


Bilinmez.



Nasip&8230;


Otomobili kamyon biçmiş. Otomobil hurda. Araçta bulunan beş kişiden dördü olay yerinde ölmüş. Bir tek o ağır yaralı.


Hastaneye götürüyorlar.


Komada.


Doktor; "24 saat yaşamaz diyor". O yaşıyor.


Doktor; "Komadan çıkmaz" diyor. O çıkıyor.


Doktor; "Yoğun bakımda ölünceye kadar bekleyeceğiz" diyor. O ölmüyor.


Üç ay sonra yoğun bakımdan çıkıyor. Ağız, göz, burun, kafa dağınık. Gerçekten kamyon çarpmış gibi.


Doktor; "Konuşamaz" diyor.


Konuşuyor.


Doktor; " Yürüyemez" diyor.


Yürüyor.


Doktor; "Hafızası belki geri gelebilir" diyor.


Hafızası geri geliyor.


Doktor; "Bu bir mucize" diyor.


O hayata dört elle sarılıyor.


Çok sevdiği mesleği, Öğretmenliğe geri dönüyor.





Bir gün ortalık karıştı.


"Hocam ne olacak?" dedim.


"Oğlum sıkma canını. Nasipse gelir Çin´den Yemen´den. Nasip değilse ne gelir elden" dedi.


Ve kısaca hikâyesini anlattı.


Nasibi olanlara kıssadan hisse.



Işıksız kalırız...


Akıl hastanesinde bir gün delilerden biri koşarak doktorun yanına gelmiş:


"Doktor bey, çabuk bizim koğuşa gelin" demiş.


Doktor gitmiş, delilerden bir tanesi, kendini ayaklarından tavana asmış öylece duruyor.


Doktor, "Ne bu?" diye sormuş. Doktoru çağırmaya giden deli cevaplamış:


"Doktor bey, bu zırdeli kendisini ampul sanıyor."


Doktor kızmış:


"Olur mu öyle şey, hemen indirin onu aşağıya."


Yine aynı deli:


"Doktor bey, o zaman da biz ışıksız kalırız."