Sabah kalkar kalkmaz kahvaltı.
Okulsa okul.
Okul yoksa çobanlık.
Her ikisinde de arkadaşlar aynı.
Hem ders, hem oyun.
Ya da hem çobanlık, hem oyun.
Çocukluk zaten oyun demekti.
Çocukluk zaten oyun demekti.
Ev yanında olduğumuz zaman harmanda oynardık.
Üç evin ortasındaki harman yeri bizim buluşma noktamız, oyun alanımızdı.
Üç evin ortasındaki harman yeri bizim buluşma noktamız, oyun alanımızdı.
Körebe, saklambaç, uzun eşek, bayrak yarışı, çelik çomak...
Topumuz olmaz, olsa da bir hafta sağlam kalmazdı.
Kesin bir erik ya da ham elma dikenine takılırdı.
Patlak matlak top bulursak tek kale maç, dokuz aylık, istop, yakar topu oynardık.
Pür neşe oynarken kimine göre ´deli´, bize göre ´Kara Muharrem´ gelip oyunun içine ederdi. Bizi korkutup kovalardı.
Küçükken çok yaramazmış, ´deli´ lakabı oradan geliyor.
Küçükken çok yaramazmış, ´deli´ lakabı oradan geliyor.
Muhtemelen büyüyünce bizi kıskanıyordu.
Oyunumuzu bozuyordu.
Muharrem Amca´nın oğlu Salih, Yaşar Emmi´nin oğlu Adem ve ben.
Harmanda oynarken bizi yine kovaladı.
Salih eve kaçtı.
Muharrem Amca´nın oğlu Salih, Yaşar Emmi´nin oğlu Adem ve ben.
Harmanda oynarken bizi yine kovaladı.
Salih eve kaçtı.
Adem ile karar verdik.
Dönüşte ´Kara Muharrem´i yakacağız.
Yolu tam Ademlerin penceresinin altından geçiyor.
Dönüşte ´Kara Muharrem´i yakacağız.
Yolu tam Ademlerin penceresinin altından geçiyor.
Mahallede kimsecikler yok.
Ademlerin eve gittik.
Ademlerin eve gittik.
Ocaklıktaki odunları yaktık.
Sacayağı yerleştirip üzerine kocaman kara kazanı koyduk, içini de suyla doldurduk.
Su kaynamaya başladı.
Su kaynamaya başladı.
Maşrabalar hazır.
Cam kenarında Muharrem´i bekliyoruz.
Muharrem ufukta göründü.
Ademin babaannesi ´Kadın Ana´ eve geldi.
Yakalandık.
Cam kenarında Muharrem´i bekliyoruz.
Muharrem ufukta göründü.
Ademin babaannesi ´Kadın Ana´ eve geldi.
Yakalandık.
Elinden zor kurtulduk.
´Kara Muharrem´ de bizden kurtuldu.
´Kara Muharrem´ de bizden kurtuldu.
Olay duyuldu.
Büyükler Muharrem´e tembih ettiler.
- Bu çocukları korkutma. Bu kez ucuz kurtuldun. Bunlar sana başka iş düşünürler, canın yanar.
Öyle de oldu; bir daha korkutup kovalamadı bizi.
- Bu çocukları korkutma. Bu kez ucuz kurtuldun. Bunlar sana başka iş düşünürler, canın yanar.
Öyle de oldu; bir daha korkutup kovalamadı bizi.
Yoksa bir çözüm bulurduk.
Ereğli bizim çocuklar açısından güzeldi.
Her mahallede çocuk parkları, oyun alanları vardı.
Ereğli bizim çocuklar açısından güzeldi.
Her mahallede çocuk parkları, oyun alanları vardı.
Halil Posbıyık´ın bu konuda hakkı yenmez.
Çocuklar alıştı, Zonguldak´ta zorlanıyorlar.
Ah Posbıyık; başımıza verdiğin işe bak...
Zonguldak´a gelince.
Olayı en çok şikayet eden Yusuf´a yazdırdım:
"Yeşilmahalle çocuklarına yer yok.
Ah Posbıyık; başımıza verdiğin işe bak...
Zonguldak´a gelince.
Olayı en çok şikayet eden Yusuf´a yazdırdım:
"Yeşilmahalle çocuklarına yer yok.
Çocuklar sokakta hiçbir yerde oynayamıyor.
Mahallede çocukların yeri yok.
Çocuklar, çocukluklarını yaşayamıyor.
Herkes mahalleyi sahipleniyor.
Mahallede çocukların özgürlüğü yok.
Mahallenin adı Yetişkinler Mahallesi olmalı.
Çocuklar hep dışlanıyor.
Yetişkinler sanki çocuk olmamış gibi davranıyor.
Hiç kimse bu mahallede çocuk istemiyor.
Mahallenin hiç çocuğa, şenliğe ihtiyacı yok.
Bu mahalle çocuksuz mahalle.
Hiç çocuk olmamalı Yeşilmahalle´de..."
Bu mahallede çocuk olsam yarılmadık baş, kırılmadık cam, yolunmadık ağaç bırakmazdım.
Şimdiki çocuklar çok uslu.
Bu mahallede çocuk olsam yarılmadık baş, kırılmadık cam, yolunmadık ağaç bırakmazdım.
Şimdiki çocuklar çok uslu.
Söz dinliyorlar.
Vah Secaattin Gonca.
Vah Secaattin Gonca.
Vah İsmail Eşref..
Bu çocuklar şimdi oyun oynatmayan ´mahallenin morukları´na kızıyorlar.
İleride bunun bir hizmet eksiği olduğunu anlayacaklar.
İleride bunun bir hizmet eksiği olduğunu anlayacaklar.
Vah size...