Sessiz bir girişti.
21 Şubat 2007.
Ne ara bitti?
Hatta 2008 bile geçmiş.
Derken 2009 değerlendirmeleri.
Meğer 2009 da bitiyormuş.
Hiç anlamadım.
Su gibi geçti günler.
Şöyle geçmişe doğru yolculuk yapayım istedim.
Her yıldan bir anı yazayım.
2007´de ne oldu?
Pusula´yı buldum.
Başka. Yok.
2008´de ne oldu?
Resmi ilan aldık.
Başka. Yok.
Ya 2009?
Hafızamı zorluyorum.
PUSULA resmen marka oldu.
Dahası&[#]8230;
Bartın PUSULA kucağımıza doğdu.


[*] [*] [*]


Sabah kalk.
Yeşilköy´den 40 dakikada işe gel.
Pardon.
Yeşil Mahalle´den.
Gerçi &[#]8216;pardon&[#]8217;a gerek yok.
Orası ´köy´.
Ereğli´den bile daha kısa zamanda işe geliyordum.
Akşam dönüşü de öyle.
Zonguldak işte.
´İş´ dedik.
Bir hengame.
Bakmışım akşam olmuş.
Geriye dönüp bakıyorum.
Koskoca günden eser kalmamış.
Her gün böyle olunca&[#]8230;
Haftalar, aylar geçmiş.
2009 bitmiş.
Geriye dönüp bakıyorum.
2009´da Zonguldak´ta ne oldu?
Hiç.
Hem de kocaman bir hiç.
PUSULA´da ne oldu?
2007´de emekledi.
2008´de yürüdü.
2009´da kendi ayakları üzerinde durmaya başladı.


[*] [*] [*]


Bundan sonrası büyümek.
Koşmak.
Dinlenmek.
Ardından yine koşmak.
Bize düşen çalışmak.
Daha çok çalışmak.
Son söz:
Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır.
Gerisi sonra geliyor.
Başkası, boş laftır.