16 yıl önce yayına başlayan Pusula Gazetesi’nin internet sitesi, 16 yıldır zirveyi kimselere bırakmadı.
Bugün Zonguldak’ta yayın yapan internet sitelerinin neredeyse toplamı kadar hit alıyoruz.
En yakın rakibimize 5 kat fark atıyoruz.
Hit almak için Google’ye reklam, sosyal medyada sponsorlu haber paylaşmıyor, BİM, A101 haberleri vermiyoruz!
Zonguldak’ta siyaset, ticaret ve bürokraside dönen tüm fırıldaklar, Pusula’da haber olur.
Hayatın içinde ne varsa, Pusula’da haber olur.
Zonguldak’ta yazılmayan ne kadar haber varsa, Pusula, bir şekilde yazmıştır.
İçinden çay geçirerek yazmıştır!
Boru geçirerek yazmıştır!
Yazmaya devam edecektir.
Şimdi uzun bir yoldayım...
Kendimi sizlere karşı sorumlu hissettiğim için yine de yazıyorum.
Pusula’nın bu kadar çok takip edilmesinin nedenlerinden biri de bu: İstikrar...
"Kar, yağmur, düğün, cenaze, hastalık, tatil" demeden yazıyorum.
2024 yılı, çok keyifli ve verimli geçti.
2025 yılının da çok daha keyifli ve verimli geçeceğine inanıyorum.
Çalışınca oluyor.
Allah, herkesin gönlüne göre versin.
Hepinizin yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum.
Huzurlarınızda Tahsin Erdem!
Haber şöyleydi:
“Zonguldaklı Celal Vurmaz, Zonguldak Belediyesi önüne giderek, Belediye Başkanı Tahsin Erdem'den yılbaşında çocuklarına sürpriz yapmak için pasta parası istedi.
Cezaevinde yatan Celal Vurmaz'a, 28 Aralık'tan 8 Ocak'a kadar izin verildi. İzninde çocuklarına sürpriz yapmak isteyen Celal Vurmaz, Zonguldak Belediyesi'nin önüne giderek, Belediye Başkanı Tahsin Erdem'i beklemeye başladı. Valilikteki programa gitmek için belediye binasından çıkan Başkan Erdem, yanına yaklaşan Celal Vurmaz'ı dinlemeyerek, 'Valiliğe gidiyorum, işim var' diyerek hızlı hızlı yürüyüp makam aracına bindi.
Celal Vurmaz, belediye önünde öylece kala kalırken, durumu olmadığını, sadece çocuklarına pasta almak istediğini söyledi.”
Öznur Güneş’in bu haberinin ardından Pusula’nın telefonları hiç susmadı.
Ben yoldayım, telefona bakmaktan yoruldum.
Bir pasta parası nedir ya?
Zonguldak Belediye Başkanısın!
Çıkartıp cebinden 200 lira veremedin mi?
Gerçi Başkanımız, daha karısına araba alamadı!
Garibana pasta mı alacak?
Sevgili Zonguldaklılar...
Tahsin Erdem, muhasebecilik yaparken de böyleydi!
İlan vermek istediği zaman arardı, “Ali Rıza kardeşim... Senin tarifene benim gücüm yetmez” der, çok komik bir rakam söylerdi!
Kendisinin bize, belki bir kere parası nasip olmuştur!
Çok tutumludur!
Allah, Zonguldak halkına 4 yıl sabır versin!
Geçen gün çocuklarından biri, taksi durağına aracını park etmiş!
Taksici, “Buraya park edemezsin” demiş!
Tahsin Erdem’in oğlu, “Sen, benim kim olduğumu biliyor musun?” demiş!
Taksici, “Sen kimsin?” demiş!
“Ben, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in oğluyum” demiş!
Olaya bakar mısınız ya!
Babaları belediye başkanı oluncaya kadar neredeymiş bu çocuklar?
Keşke işlerine bu kadar sahip çıksalardı, babaları defterleri başka muhasebeciye vermeseydi!
Bu çocuklardan biri, Yazı İşleri Müdürümüz Öznur Güneş’a salça oluyor!
Çocuklar, ben sizi uyarayım!
Öznur’a bulaşmayın!
Sizi, sosyal medyacı karı-koca bile kurtaramaz!
Umudum kalmadı!
İçinden yaş geçen ilçede yıldız kaymıştı!
Yıldız kaymasına tanıklık eden kadın, o gün bu gündür arabeske bağlamış!
Ferdi Tayfur gibi yanık yanık söylüyorlar!
* * * *
“Bilsen uzaklarda, kimler ağlıyor?
Gelemem sevdiğim, felek koymuyor.
Gurbet eller bana bir mesken oldu.
Gelemem sevdiğim, kader bağlıyor.
Huzurum kalmadı, fani dünyada...
Yapıştı canıma bir kara sevda...
Bu hasretlik bizi çürütecek mi?
Bir gün ağlatmayıp güldürecek mi?
Yoksa kavuşmadan bizi Yaradan
Şu gurbet ellerde öldürecek mi?”
* * * *
Oysa "gurbet" dediğin 69 kilometre!
Gider, gelirsiniz!
Bu kadar bağırmaya gerek yok!
Kıssadan Hisse: Hayat...
Hayata veda etmiş bir din adamın mezar taşının üstünde yazılı olan bir yazı:
“Genç ve özgürken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım.
Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu.
İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu kabul ettiremedim.
Ve simdi ölüm döşeğinde yatarken, birden fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim.
Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri götürebilirdim. Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim.”
Hayat akarken, değişim önce insanın kendisiyle başlar. Kendi hayatında bir fark yaratamayan, başkalarının hayatında da fark yaratamaz.