Eskiden kaçak kömür ocağı işletmek, devletin kömürünü izinsiz çıkartmak hırsızlık suçu idi!
Sonra Maden Kanunu, Orman Kanunu filan derken bu olay hırsızlık suçundan çıkartılmış!
İdari para cezası ile geçiştirilmiş!
“Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”
Devletin rızası olmadan kömürü alırsan, satarsan; yarar sağlamış olursun. Ve hırsızlık yapmış olursun!
Bunun adı hırsızlıktır!
Zinanın suç olmaktan çıkarılması gibi bir şey!
Ama yaptığın zina!
Devletin kömürünü çalıyorsun!
Ama devlet sana hırsız demiyor, idari para cezası veriyor!
Ama senin yaptığın hırsızlık!
Zonguldak’ta ise şöyle bir durum var!
Büyük hırsızlar, hırsızlık faaliyeti için yörenin yoksul insanlarını kullanıyorlar!
Yani devletin kömürünü, Zonguldak’ın gariban gençlerine çaldırıyorlar!
Bunun karşılığında bir bedel ödüyorlar!
Eğer hırsızlık yapan bu çocuklar ölürse, “Ocağın sahibi ölendir” diyorlar!
Eğer ocak sahibi büyük hırsız tutuklanırsa, ölenin ailesine büyük para veriyorlar, kendilerini kurtarıyorlar!
Bu sisteme bir son verilmeli.
Kaçak kömür ocaklarının tümü kapatılmalı!
Bu toprağın insanları günlük 2 bin lira için ölmemeli!
Kömürcü diye sokakta lüks araçlarla gezen bir takım tipler adam yerine konuyor!
Bu toprağın insanları ise insanlık dışı şartlarda çalışıp ölüyorlar!
Benim gönlüm bu adaletsizliğe rıza göstermiyor!
Ocak sahiplerinin ve çocuklarının sosyal medya hesaplarına bakıyorum!
Güzel kadınlar, güzel evler, güzel arabalar, güzel hayatlar!
Bir de kaçak kömür ocaklarında çalışan çocukların hesaplarına bakıyorum!
Açlık, yoksulluk, sefalet!
Böyle bir adalet olamaz!
Zonguldak’ta artık bu kömür hırsızlığı sona ermeli!
Eşini gezdireceğine, kahvaltı parasını ver!
CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanlığı’nın hafta sonunda Alaborina Restoranda düzenlediği dayanışma programının yankıları sürüyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in şov yaptığı kahvaltıda katılımcılardan kişi başı 500’er lira alınmış!
Üstelik Genel Maden İşçileri Sendikası yöneticileri başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşundan ekonomik destek alınmış!
Paraları kim toplamış dersiniz?
Tabii ki Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in dünürü Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Yusuf Yamakoğlu!
Tahsin Erdem şov yapsın diye dünürü sokaklarda para toplamış!
Oysa!
Akın Kavi’nin iddiasına göre Tahsin Erdem, İspanya’ya karısını getirebilmek için cebinden para ödemiş!
O parayı Alaborina’ya verseydi, kimseden kahvaltı parası almasalardı güzel olmaz mıydı?
Tahsin Erdem eşi ile katıldığı kahvaltı programına bin lira verdi mi?
Vermedi ise koskoca Belediye Başkanı’na beleş kahvaltı yapmak yakışıyor mu?
Tahsin Erdem’in beleş kahvaltı yaptığı yerde mahalle muhtarlarından neden 500 lira istendi?
Ayıp olmuyor mu?
Tahsin Erdem, “Benim parayla işim olmaz” demişti!
Gerçekten parayla işi yok!
Adamın eli cebine gitmiyor!
Ama belediye bütçesinden makam odasına tadilat yaptırabiliyor!
Akrabalarını, eşinin arkadaşlarının çocuklarını, çocuklarının arkadaşlarını, delege ağalarının vizyonsuz çocuklarını, il ve ilçe gençlik kollarında görev yapanları belediyeye işe alıyor!
Çünkü para Tahsin Erdem’in cebinden çıkmıyor!
Tahsin Erdem, kürsüden “Ben kibirli değilim” diye defalarca tekrarlayacak kadar kibirli biri!
“Benden bir şey çıkartamazsınız” diyecek kadar vizyonsuz!
Makamında küfür yiyince, bir ay belediye binasına giremeyecek kadar korkak!
Bir metre asfalt dökemeyecek kadar başarısız!
Kendisini eleştiren gazetecilere ‘penguen’ diyecek kadar iletişim özürlü!
‘Lavuar Alanı’nı niye yazmıyorsunuz?’ diyecek kadar kıskanç!
Akrabalarını, eşinin arkadaşlarının çocuklarını, çocuklarının arkadaşlarını, delege ağalarının çocuklarını, il ve merkez ilçe gençlik kollarında görev yapanları belediyeye işe alacak kadar adaletsiz!
60 yaşındaki Vakfıkebirliyi işe alacak kadar şovenist!
Vali ile itişecek kadar kompleksi!
AK Parti İl Başkanı ile çatışacak kadar egolu!
İşte Zonguldak, böyle bir kişi tarafından yönetiliyor!
Bir Zonguldaklı olarak soruyoruz: Allah’ım biz ne günah işledik!
Bizi Tahsin Erdem ile neden cezalandırıyorsun?”
Yaş kesen, baş kesen, taş kesen!
Zonguldak’ta bir firma, belediyelere bol bol fatura kesmiş!
Tabii ki kestiği faturaların hepsi teslim ettiği mal karşılığı değil!
Seçim döneminde hırsız belediye başkanlarımız, firmanın kestiği faturaları ödemiş!
Firma da belediyeden aldığı paralardan bir kısmını belediye başkanlarına ödemiş!
Hani seçim yardımı gibi!
Ama aslında birlikte kasayı çalmışlar!
Üretilen ve teslim edilen bir mal olmayınca!
Şirketin geliri yükselmiş!
Ama gider gösterecek fatura yok!
Firma sahibi başka bir ilçeden yüklü faturalar almış!
Ava giderken avlanmış!
Ben diyeyim 50 milyon!
Siz deyin 60 milyon!
Vergi cezası yemiş!
Bazı belediyeler de firmanın kestiği faturaların hepsini ödememiş!
Açık büyük!
Sıkıntı çok!
Allah işte!
‘Yaş kesen, baş kesen, taş kesen iflah olmaz’ sözü bir kez daha gerçek oluyor!
Muammer Avcı, safi rüzgarsın!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yemini öncesi CHP'li Milletvekilleri, Meclis kürsüsünü işgal etme girişimi kavgaya neden oldu!
AK Partili Milletvekilleri ile CHP Milletvekilleri arasında arbede çıktı!
Görüntülerde tek bir Zonguldak Milletvekili yok!
Hadi CHP Milletvekilleri pısırık!
AK Parti Zonguldak Milletvekilleri nerede?
Nerede bizim anlı şanlı birinci sıra Milletvekilimiz Muammer Avcı!
Sen ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle hiç hak etmediğin halde üstelik birinci sıradan Zonguldak Milletvekili olmuşsun!
Sen ki, her grup toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elini sıkmak için saatlerce beklemişsin!
Gazi Meclisin kürsüsünü neden korumadın?
Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yemin töreni sırasında neden kürsünün önünde değildin?
AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Aldatmaz oralarda nöbet tutarken, Muammer Avcı galiba Yusuf suresi okuyordu!
Ama haksızlık etmeyelim!
Muammer Avcı, burnunu Milletvekili olduktan sonra yaptırdı!
Bir darbe alsa, şekli filan bozulabilirdi!
O nedenle kavgaya gürültüye karışmıyor olabilir!
Ah Muammer Avcı ah!
Safi rüzgarsın!
Ama estiğin yok!
Kıssadan Hisse: Eşek
Sokrates’e ithafen “Bir eşek beni tekmelese, onu mahkemeye mi veririm; yoksa ben de tekme mi atarım?”
Sokrates’in örnek olarak eşeği seçmesi bir tesadüf değildir. Eşek, akılla değil içgüdüyle davranan, ne yaptığının ahlâkî veya mantıksal hesabını yapmayan bir varlıktır. Bu sebeple Sokrates aslında şunu sorar: Aklı olmayan bir varlığın eylemini, akılla cevaplayarak ciddiye almak gerekir mi?
Bir eşek seni tekmelerse, ona dava açmazsın; çünkü hukuku anlayacak bir bilinci yoktur. Ona kızmazsın; çünkü kötülüğü seçmiş değildir. Ona tekme atarak karşılık vermezsin; çünkü bu seni haklı kılmaz, sadece seni de eşekleştirir. İşte metaforun asıl önermesine gelmiş bulunuyoruz: Her saldırı, muhatap alınmayı hak etmez.
Eşek elbette eşekliğini yapıp tekmeyi atacaktır. Ancak Sokrates burda bizi aklın ilkesiyle hareket etmeye çağırır ve şöyle dememizi bekler: “Sen başka bir düzlemde davranıyorsun, ben oraya inmeyeceğim.”