Yine bir bayram sabahı, Zonguldak’ın mis gibi kömür kokulu havasında uyanıyoruz. Haydi itiraf edelim, bayram namazı öncesi “Acaba dana kaçar mı?” telaşı, Kozlu’dan Çaycuma’ya her evin ortak derdi. Kurban Bayramı dediğin, biraz dana kovalamaca, biraz komşuyla muhabbet, bolca da midenin bayram ettiği o güzel günler değil mi?
Zonguldak’ta bayram başka olur. Sabahın köründe kalkılır, en güzel gömlek ütülenir, ama pantolonun paçası illa ki çamura bulanır. Çünkü bizim buralarda bayram, sadece kurban kesmek değil, eşle dostla bir araya gelmek, iki lafın belini kırmak, bir de üstüne “Bu et nasıl pişer?” tartışması yapmaktır. Ereğli’de balıkçı tekneleri sakin sakin sallanırken, Alaplı’da fındık bahçelerinde bayramlaşma muhabbeti başlar. Devrek’te bastoncular, “Bu bayram işler kesat” diye dert yanar, ama bir tabak yaprak sarması ikram edilince yüzler güler.
Kurban kesme işi ayrı bir âlem. Her mahallede bir “usta” çıkar, bıçağı eline alır, “Bunu ben hallederim” der. Ama dana bir bakar, o bakar, sonra bir de bakarsın dana Kozlu yolunda dört nala! Komşu Hüseyin Abi, “Yahu bu dana Fener’den Beşiktaş’a transfer olmuş gibi koşuyor!” diye espri patlatır, herkes kahkahaya boğulur. Sonra el birliğiyle dana yakalanır, iş tatlıya bağlanır. Ama o muhabbet, bayram boyunca anlatılır.
Bayram sofraları desen, Zonguldak’ın alametifarikası. Kavurma kokusu, Kozlu’nun dar sokaklarında yankılanır. Yanında pilav, cacık, bir de annenin “Bu sarmayı ben sardım” gururu. Alaplı’da fındıklı baklava, Çaycuma’da yoğurtlu mantı, Ereğli’de ise “Balık yesek mi?” diye bir anlık tereddüt. Ama neticede et kazanır, çünkü bayram kurban bayramı!
Bir de bayram ziyaretleri var tabii. El öpmeler, şeker ikramları, “Çocuk naber, okuyor musun?” soruları... Zonguldaklı teyzeler, “Oğlum, bu gömlek sana dar olmamış mı?” diye lafı çaktırmadan sokar. Ama gönüller geniş, sohbet tatlı. Her evde bir termos çay, bir tabak baklava, bir de “Yahu bu etler ne olacak?” muhabbeti. Kimi kavurma yapar, kimi sucuk, kimi de “Buzluğa atarız, kışın yeriz” der. Ama Zonguldak’ta et ziyan olmaz, o kesin.
Bayramın ruhu, paylaşmak değil mi zaten? Komşuya bir tabak kavurma, akrabaya bir poşet et, çocuklara harçlık... Zonguldak’ın insanı, kömür karası elleriyle bile gönlü bol yaşar. Maden ocağından çıkan amca da, tersanede alın teri döken usta da, fındık bahçesinde çalışan teyze de bayramda birleşir. Hepsinin dilinde aynı dua: “Sağlık olsun, huzur olsun, bereket olsun.”
E hadi bakalım, bu bayram da Zonguldak usulü geçsin. Dana kovalamaca oynayalım, sofralarda muhabbeti bol tutalım, komşuya selamı eksik etmeyelim. Bayramınız mübarek olsun, Zonguldak’ın güzel insanları! Bir de, aman diyeyim, bıçağı dikkatli kullanın, dana kaçarsa da Fener’e kadar kovalamayın, tamam mı? (Grok/Yapay Zeka)

Keşke Devrim Dural olsaydı!

Zonguldak Belediyesi’nde herkes, çevre yolunun belediye uhdesinde olduğunu biliyor!
Bu durumu bilmeyen iki kişi çıktı!
Birincisi Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem!
İkincisi CHP Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu!
CHP’deki en aklıselim isim Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural!
Gerçek ortaya çıktığında, “Belediye üzerine düşen görevi yapacaktır” diyerek tansiyonu düşürdü!
Görev dediği de!
Üst geçitleri zaten Karayolları yapacak!
Belediye, bakım onarımından sorumlu olacak!
Üstelik bu her yerde böyle!
“Keşke Devrim Dural Zonguldak Belediye Başkanı olsaydı” diye düşünenlerin sayısı az değil!
Bu teveccüh “İnşallah milletvekili olur”a dönerse şaşırmamak lazım!

Yol, gittiğin yerlerin itirafıdır

İranlı Yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin şahane sözlerini sizlerle paylaşmaya devam ediyorum!
“Her şey değişir, söz vermek bunu durduramaz. Kimse bir ağaçtan, bahar bitince çiçeklerini korumasını bekleyemez. Çünkü sonunda çiçekler meyveye dönüşür.”
“Ben yalnızken daha iyi bir insan olduğumu söylüyorum. Yalnızken bir ağacın daha iyi bir ağaç olması gibi. Benim nazarımda insan da yalnızken daha insandır.”
"Bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik.
"Şunu fark ettim ki, eğer bir çerçeve içinde değiller ise önümüze çıkan güzelliklere bakmak konusunda başarılı değiliz."
“Belki de birini sevmenin hakiki değeri kendinden vazgeçmene izin vermesidir.”
“Hayal yoluyla, yaşamın bazı değişmez zorluklarına müsamaha gösterirsiniz. Kaçarsınız, rüya görürsünüz, yenilenip geri dönersiniz. Bu, havasız bir odada pencere açmaya benzer. Hayallerimiz, yaşamlarımızda açtığımız pencerelerdir.”
“Yol, insanın kaçtığı yerlerin, gittiği yerlerin itirafıdır.”
“Acımı anlayabilirsiniz, ama onu hissedemezsiniz.”