Gazeteciliğe, 1990 yılında başladım. 
Çok sayıda yerel gazetede; muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü, genel yayın yönetmenliği yaptım.
Yaygın gazetelerin ve televizyonların Zonguldak muhabirliğini yaptım. 
Pusula, 1999 yılında aylık bir dergi olarak yayına başladı. 
Pusula, 8 Mayıs 2006 yılından itibaren günlük olarak yayına girdi. 
Pusula, 2008 yılının Ekim ayında "www.pusulagazetesi.com.tr" adresi üzerinden internet yayıncılığına başladı. 
Gazeteyken “Kendini Değil, Kentini Düşünen Gazete” sloganını kullandık.
İnternet yayıncılığına başladığımızdaysa “Zonguldak’ın Açılış Sayfası” dedik.
Google’ye “Zonguldak’ın Açılış Sayfası” yazarsanız, Pusula’nın haberleri gelir.
Alexa, Analitik, Similarweb, hangi siteye bakarsanız bakın...
Zonguldak’ın ziyaretçisi en yüksek internet sitesi Pusula’dır.
Günlük hiti, rakiplerinin toplamından fazladır. 
Pusula, Zonguldak’ın ve Zonguldak halkının "sözcülüğü" görevini üstlenmiştir.
Zonguldak halkını iteleyen-öteleyen kim varsa, mücadele eder.
Zonguldak’ın; dağına, taşına, toprağına, denizine, havasına, akarsuyuna, kuşuna, insanına zarar veren unsurlarla dişiyle-tırnağıyla mücadele eder.
Bu tavır, yıllar içinde bizim yaşam biçimimiz haline geldi. 
Zonguldak, bizim için "kutsal" bir kenttir.
Burada doğduk, burada doyduk, burada ağladık, burada güldük, burada öleceğiz, bu topraklara gömüleceğiz.
Biz, Zonguldak’ın dış dünyayla entegre olması için havaalanı mücadelesi verirken, bazıları sadece cenazelerini memleketlerine götürebilmek için mücadele ettiler!
Bu mücadeleyi de bize "Zonguldak mücadelesi" diye yutturdular!
Biz, neysek oyuz...
Birinci önceliğimiz, Zonguldak ve Zonguldak insanıdır.
Bizim gibi düşünen sessiz çoğunlukla birlikte bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız. 
Ama biz; bizim gibi düşünen, Zonguldak insanını önceleyen, birinci önceliği Zonguldak olan herkesle beraber yol yürüyoruz, yürümeye devam edeceğiz. 
Bugün, yerel yayıncılık yaptığımız için böyle düşünüyoruz., 
Biz, yaygın basında olsak, oradaki önceliğimiz Zonguldak yerine Türkiye olurdu.
Dünyanın herhangi bir yerinde yayın yapıyor olsaydık, o zaman da önceliğimiz yine Türkiye olurdu.
İnsan ömrünün ortalama 75 yıl olduğu ülkemizde, 50 yaşını geride bırakmış bir gazeteci olarak, son çeyrekte fikirlerimizi değiştirecek değiliz. 
Günlük kişisel çıkarları uğruna bize sataşanlar, bulaşanlar oluyor!
Bu tavırlar, bazen bizi oyalıyor!
Ama yolumuzdan alıkoyamıyor. 
33 yıl önce çıktığımız bu yolda, ilk günkü kararlılıkla devam ediyoruz.
Bazen yürüyoruz, bazen koşuyoruz...
Ama hiç durmuyoruz.

Devrek Belediye Başkan Adayı kim olur?

AK Parti, Devrek’te seçimi kazanma pozisyonuna geldi.
Eli, ayağı, ağzı, yüzü, dili, beli, düzgün biri çıkıp aday olacak ve seçimi kazanacak.
Çünkü bu kadar basit...
CHP’den seçimi kazanan Çetin Bozkurt, vatandaşa ne diyecek?
“Çalmadım, çaldırmadım, şu hizmetleri yaptım” diyebilir mi?
Belediyeyi çaldılar!
Üç kişiyi tutukladılar!
Devrek’e adam gibi tek bir hizmet yapamadılar!
Bu dönemin kazananı, Çetin Bozkurt oldu!
Başkanlığının birinci yılında tripleks ev sahibi oldu!
Çetin Bozkurt’u aday yapmasalar, başka birini aday yapsalar, o ne diyecek?
O nedenle AK Parti, Devrek’te sıradan bir adayla bile seçimi alır.
"Sıradan" derken, bir etiketi olacak.
Fazla tanınır-bilinir olmayacak.
Hakkında fazla bilgi sahibi olunmayacak.
Aday olur, seçimi kazanır.
Çetin Bozkurt, böyle bir enkaz bıraktı Devrek’te!