Karadeniz’de bulunan doğalgazın Filyos’tan karaya çıkıyor olması, Zonguldak’ı bir kez daha değerli kıldı.
Karadeniz'deki doğalgaz keşfi, 710 milyar metreküpe ulaştı. Bu gaz rezervi, tüm Türkiye'deki mesken ve konutların hepsinin 30 yıllık ihtiyacını karşılayacak büyüklükte.
Yeni rezervlerle bu süre uzayabilir.
Karadeniz’de petrol bulunması ve bu petrolün yine Filyos’tan karaya çıkması halinde Zonguldak’ın önemi daha da artar.
Devlet yatırımlarının son dönemde bu kadar artmasının nedeni kişilere bağlanamaz!
Bu, bir devlet politikası...
Yani öyle bazılarının yazdığı gibi AK Parti Zonguldak İl Başkanı Muammer Avcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aramış, ona söylemiş, o da talimat vermiş de bu işler olmuş!
Muammer Avcı’nın söylemesi ile Filyos’a kadar tünel açılıyormuş!
Olayları bu kadar basite indirmeyin!
Bu yazıları yazanlar, insansız hava aracını da Mustafa Kemal Avcı’nın bulduğunu yazarlarsa, şaşırmayalım!
1989-1994 yılları arasında görev yapan Zonguldak Belediye Başkanı Yüksel Aytaç, o dönemde de gündemde olan Filyos Vadi Projesi ile ilgili soruları yanıtlarken, şimdi yapılan yolu anlatıyor, “Zonguldak-Filyos arası 16 dakikaya düşer” diyordu.
Zonguldak "enerjinin başkenti" olduğu sürece değerini hep koruyacaktır.
Kömür, demir, elektrik, doğalgaz...
Bir de petrol gelirse...
Değmeyin Zonguldak’ın keyfine...
Çocuğuna söz geçiremeyenlerin...
Zonguldak’ta; sevginin de, nefretin de sınırı yok.
"Para veriyor" diye nitelikli dolandırıcı ve zimmetçi bile "işadamı" olarak yazılıyor bu şehirde!
Kentin en büyük imar kaçakçısının, kaçak binada devlet büyüklerini ağırladığı, el-etek öptüğü kentin adıdır Zonguldak!
Evini yönetemeyen adamların, kent yönetimine talip olduğu kentin adıdır Zonguldak!
Nitelikli dolandırıcıların itibar gördüğü şehrin adıdır Zonguldak!
Zonguldak’ın değerli bir evladını öldüren katilin bile itibar gördüğü kentin adıdır Zonguldak!
Çocuğuna sözünü geçiremeyenlerin, muhalefete diş geçirmeye çalıştığı kentin adıdır Zonguldak!
Sokağa çıkacak yüz kalmaz!
Bir siyasi parti düşünün...
Ülkede 20 yıldır iktidar.
Seçim geliyor, teşkilatlar sahaya iniyor...
Adaylar sahaya iniyor.
Karşılaştıkları vatandaşlara anlatıyorlar...
Şöyle yaptık, böyle yaptık.
Eğitim şöyle, gençlerimiz böyle...
"Gelin mücadeleyi birlikte sürdürelim!" diyorlar.
Genç diyor ki:
“Siz, önce kendi çocuklarınızı partiye üye yapın! Milliyetçi muhafazakar kimliklerini gösterin! Siz, LGBT’ye karşısısınız! Çocuklarınız LGBT paylaşımı yapıyor! Dediğiniz ile yaptığınız birbirini tutmuyor! Onlar ‘AKP istifa’ derken, biz, nasıl sizin yanınızda olacağız?”
İnsanda sokağa çıkacak yüz kalmaz!
Kıssadan Hisse: Kamil Efendi...
Kamil Efendi, at bakıcısıdır. Bir cuma günü, camiye gelir. Bakar ki, hiç kimse yok. Vaaza hazırlanan hoca, cemaat olmadığını görünce, Kamil Efendi'ye sorar:
"Senden başka kimse yok. Ne dersin; vaaz edeyim mi yoksa etmeyeyim mi?"
Kamil Efendi, "Ben seyisim, bu işlerden anlamam. Benim yirmi atım var. Hepsi kaçıp gitse, biri kalsa, onu ihmal etmem, yine bakarım" der.
Bunun üzerine hoca, uzun uzun vaaz eder.
Hoca, namaz sonrası Kamil Efendi'ye sorar:
"Nasıl, vaazımı beğendin mi?"
Kamil Efendi, şöyle der:
"Ben, seyisim, vaazdan anlamam. Ancak ben, yirmi atın suyunu ve yemini bir ata verip de onu çatlatmam."
Günün Fıkrası: Arkadaşın kalmayacak...
Temel, eve aniden gelmiş. Fadime’yi yatakta İdris'le görünce, çekmiş silahı, İdris'i vurmuş...
Fadime'ye dönmüş, sormuş:
"Ne diyeceksin bakalım?"
Fadime:
"Sen, böyle olur-olmaz saatlerde eve gelmeye devam edersen, yakında hiç arkadaşın kalmayacak!"