Fevkani Köprüsü’nün altını işgal eden esnaf, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’ndan randevu istedi.
Açıklamalarında, “Hemşehrimiz Sayın Osman Hacıbektaşoğlu ile randevulaşıp, bu işin uzlaşı yoluyla halledebilmesi için randevu talebimiz olacaktır” dediler!
“Hemşehrimiz Sayın Osman Hacıbektaşoğlu” ne demek?
Gelir gelmez Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nu "hemşehricilik" duygusu ile hareket etmeye zorlamak, ayıp değil mi?
Ama gördük ki, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, bu şoven çağrılara kulak asacak karakterde bir devlet adamı değil.
Randevuyu verdi ama Fevkani Köprüsü’nün yıkılması gerektiğini ve yıkılacağını söyledi.
O köprü, Zonguldak’ın malı ise; köprünün altı da, Zonguldak halkının olmalı.
Bir avuç mutlu azınlığın çok düşük kiralarla servet edindiği bir yer olmamalı!
Köprü yıkılmalı...
Yakışmayacaksa bile köprüaltı esnafı oradan çıkarılmalı...
Belediyeye vermesi gereken 3 bin lirayı vermeyen, kiracısından 20 bin 500 lira alan köprüaltı esnafı, hala orada duramaz!
Bu haksızlığa kimse göz yumamaz.
Sen, gariban Zonguldak köylüsüne pazarda yer gösterme, "işgaliye" adı altında para al ama köprü altında sağladığın rantla birilerini zengin et!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, bu adaletsizliğe müsade etmez.
Köprüaltı esnafının çoğunluğu "hemşehrisi" olsa da müsade etmez.
Şenol Şanal-Atınç Kayınova...
Şenol Şanal ile Atınç Kayınova, önceki dönem Zonguldak Belediyesi’nin meclis üyeleriydiler!
Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’e yapmadıklarını bırakmadılar!
Sonra Şenol Şanal, belediye başkan adayı oldu! Atınç Kayınova da meclis üyesi adayı!
Şenol Şanal, seçimi kaybetti!
Atınç Kayınova, meclise girdi!
Bu ikilinin arası açıldı!
Uçurumlar oldu!
Şenol Şanal ile Atınç Kayınova’nın arası neden açıldı?
Bu soru yanıt bulmadan CHP düzelmez!
Kim, kimin ayağına, nerede bastı, bilelim!
Napolyon Kompleksi...
"Napolyon Kompleksi", kısa boylu insanlara atfedilen teorik bir durumu anlatan bir terim. Ama biz bunu "Basen Sendromu" olarak isimlendiriyoruz!
Ve poposu yere yakın, yani bacak boyu kısa olanlar için kullanıyoruz!
Bu kişiler, aşırı agresif ve otoriter davranışlar sergilerler ve bu tür davranışlar, kişinin boyunun kısa olmasından dolayı bu durumu telafi etmeye çalışması olarak yorumlanır. Bu terim, genel olarak herhangi bir engele sahip kişilerin diğer yönlerini telafi etmeye çalışmasını tanımlamak için kullanılır. Bu durum için birden fazla isim kullanılmıştır. Bu isimler; "Napolyon Kompleksi", "Napolyon Sendromu" ve "Kısa Adam Sendromu"dur.
Biz, bunlara "Basen Sendromu Yaşayan İnsanlar" diyeceğiz.
Biz, bu sendromu ya da kompleksi yaşayan insanlarla yıllardır mücadele ediyoruz.
Bunların nitelikli olanlarını şehirden gönderdik!
Şimdi niteliksiz ve meteliksiz olanları ile mücadele ediyoruz!
Ama günah, hocanın...
Bu niteliksiz ve meteliksiz dolandırıcıyı incir ağacında ipten almayacaktı!
Zonguldak, bir pislikten kurtulacaktı!
Ah hoca, ah...
Yatacak yerin çok yok senin!
Kıssadan Hisse: Pislik...
Lise sondaydım... Felsefe hocası derse girdi, "Arkadaşlar, bana pisliğin tarifini yapar mısınız?" dedi.
Birer birer cevap verdik ama hoca hiç birimizinkini doğru kabul etmedi.
"O zaman siz yapın tarifini hocam" dedik.
Hoca, ayağa kalkarak, "Pislik, bulunmaması gereken yerde bulunan şey veya kişidir!" diye bir tarif yaptı.
"Nasıl yani?" dedik.
"Çok basit arkadaşlar... Örneğin, annenizin saçını öper-koklarsınız. Ama o saçın bir telini dàhi yemek tabağınızda görseniz, iğrenirsiniz ve o saç pislik olur. Yine tabağınızdaki yemeğin yağına ekmek banarak yersiniz ama o yağın bir damlası bile elbisenizin üzerine damlasa, o yağ artık bir pislik olur sizin için. Ve bir kimse, bulunmaması gereken bir makamda bulunuyorsa eğer, unutmayın ki, o da bir pisliktir” dedi.
Zonguldak, ne çekiyorsa, bu pisliklerden çekiyor!
Yüce Mevla, her dönem bir pislik gönderiyor, biz de en az 4-5 sene o pisliklerle uğraşmak zorunda kalıyoruz!
Bizim de sınavınız bu işte!
Hikmetinden sual olunmaz Yarabbi!