Kanser, özellikle de lösemi ile mücadelede çalışmalarıyla tanınan ünlü doktorlar Prof. Dr. Muhit Özcan ve Prof. Dr. İsmail Çelik, hafta sonu Zonguldak&[#]8217;taydı.

Merkezi Ankara&[#]8217;da bulunan Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği&[#]8217;nin (LLMBİR), Zonguldak Belediyesi işbirliğiyle Cumartesi günü gerçekleştirilen toplantısına katılım yoğundu.

Derneğin İkinci Başkanı olan 22&[#]8217;nci Dönem Zonguldak Milletvekili Harun Akın da, toplantının başında kısa bir konuşma yaptı.

Kısaca söylemek gerekirse, bu toplantıyı izleyemeyenler çok şey kaçırdı.

Hızlı, akıcı ve tatmin eden bilgilendirme toplantısına katılanlar, hekimlerle bizzat tanışıp konuşma şansı buldu.

Söz konusu kanser olunca, kanserde coğrafi şartların etkisi ve hava kalitesinin faktörüyle ilgili sorumuza yanıt aradık.

Çünkü Zonguldak&[#]8217;ta hızla artan termik santrallerin kanseri ne kadar etkilediğiyle ilgili farklı tartışmalar ve görüşler var.

Prof. Dr. İsmail Çelik, Çernobil ile başlayan tartışmanın artık çok geride kaldığını belirterek, coğrafi şartların değil, sigara ve alkol tüketimine dikkat çekti. Bunların yanında dengeli beslenmeden asla vazgeçilmemesini hatırlattı.

Televizyonlardaki yorumcuların korkulu rüyası olarak tanınan Çelik, vatandaşların önce bilgi kirliliğinden arınması gerektiğini vurguladı.

Dernek Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan ise, aynı soruya verdiği yanıtta, hava kalitesinin olumsuz etkilerinin kanseri tetikleyen nedenler arasında olduğunu belirtti.

Kocaeli Dilovası&[#]8217;yla ilgili tartışmaları hatırlattı.

Zonguldak, bugünlerde yine nefes alınamaz durumda.

Parteküller yağmur gibi üzerimize yağıyor, camlardan-çerçevelerden evimize sızıyor.

Kentte doğal gaz çalışmaları devam ediyor.

Önümüzdeki yıldan itibaren soba ve kalorifer kullanımındaki azalmayla belki biraz daha rahat nefes alabiliriz.

Ama bu sorunu çözmüyor.

Hava kalitesini delik deşik eden termik santrallere yeni üniteler eklendikçe, burada günlük tüketilen kömürler arttıkça, sanırım bu işten kaçış yok.

Zonguldak kent merkezi, özellikle sabah ve akşam saatlerinde kapıları ve camları kapatılmış ve sigara dumanıyla doldurulmuş bir odadan farksız.

Nefes alamıyorsunuz.

ÇATES&[#]8217;in, Eren Enerji&[#]8217;nin bacasından çıkan atıklar ise, kentin üzerine üzerine çöküyor.

Yeni santraller gündemde.

ÇATES kurulurken, böyle bir bilinç ne kadar vardı, tartışılır.

Ama bugün bilim adamları, kanser savaşçıları, hava kalitesinin kansere olan etkileri konusunda uyarıyor.

Zonguldak&[#]8217;ın siyasetçileri, bürokrasisi, yerel yönetimleri, Eren Holding&[#]8217;in patronu Ahmet Eren&[#]8217;e teslim olmuş durumda.

Türkiye&[#]8217;nin her noktasında, yerleşim merkezlerinde santrallere karşı direnişler varken, Zonguldak; istihdam adına, birkaç yüz işsize iş bulma adına, &[#]8220;Yaprak mı yiyeceğiz?&[#]8221; diyenler adına geleceğini karartmış görünüyor.

Kömürlerini Eren&[#]8217;e satma umuduyla karşı duruşları sabote eden yerli kömür üreticileri de, babayı aldı.

Ve Eren Holding, hazine bulmuşçasına, yeni yeni üniteler dikiyor.

Son sistem teknoloji ile de olsa havanın kalitesini etkilemekle kalmayıp, denizden vakumladığı su ile milyonlarca balığı katlediyor.

Karadeniz sahillerinin her noktasında bir santral çılgınlığı var.

Yatırımcı işine bakıyor.

Başbakan, Bakanlar, &[#]8220;Zonguldak enerji üssü&[#]8221; olacak diyerek; Amasra, Filyos ve Ereğli sahillerine yeni santrallere izin veriyor.

Bütün bunlar olurken, Zonguldak&[#]8217;ı her anlamda daha yaşanılabilir bir kent yapmanın kavgasını veriyoruz.

Bütün bunlar büyük bir çelişkiyse, o zaman Zonguldak nasıl daha yaşanılabilir bir kent olabilir?

&[#]8220;Bizim santralimiz son sistem teknoloji ile yapıldı&[#]8221; diyor Ahmet Eren.

Ona kimsenin bir diyeceği yok.

Önemli olan teknolojisi mi, hava kalitesine olan olumsuz etkisi mi?

Uzmanlar, bir paket sigaranın zararını anlatırken, her gün on binlerce ton kömür yakılan santralden çıkan gaz ve buharın zararsız olduğunu düşünmek, masumlaştırmaya çalışmak ne kadar doğru?

Kısaca Zonguldak ihanete uğradı!

Satıldı!

İki intihar daha&[#]8230;

Zonguldak&[#]8217;ta 2011 yılında 22 kişi intihar etmiş, bine yakın kişi ise, teşebbüste bulunmuştu.

Bu verileri paylaştık.

Benzer olayların, en azından gençler bazında önlenebilmesi için çalışmanın önemini vurgulamıştık.

Hafta geçmedi, iki yeni intihar haberi geldi.

Haber şöyle:

&[#]8220;Çaycuma´da oturan inşaat işçisi, evli ve 7 çocuk babası Ramazan Yar, eşi ve çocuklarını alışveriş yapmaları için ilçe merkezine bıraktıktan sonra ortadan kayboldu. Ramazan Yar´ın otomobili, sabah saatlerinde ilçeye bağlı Ahatlı Köyü yakınında ormanlık alanda terk edilmiş bulundu. Çevrede yapılan aramada da Ramazan Yar, ağaca asılı bulundu. Çevresine olan borçları nedeniyle bunalıma girerek intihar ettiği belirtilen Yar´ın cesedi, otopsi için Çaycuma Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Gökçebey´e bağlı Aktarlı Köyü´nde oturan Yunus Tavukçoğlu ise, akşam saatlerinde evden çıktıktan sonra bir daha geri dönmedi. Ailesi ve yakınları, köy çevresinde arama başlattı. Tavukçuoğlu, sabaha karşı köyün yakınındaki ormanlık alanda ağaca iple asılı bulundu. Tavukçoğlu´nun cesedi, Gökçebey Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken, intiharlarla ilgili soruşturma başlatıldı.&[#]8221;

Dolayısıyla her iki kişi de, gözyaşları ve dualar arasında toprağa verildi.

Kurtlar sofrasında herkesin birbirini yemek için fırsat kolladığı dünyada, belki böylesi ölümler çok sıradan.

İntihar edenler, geride büyük acılar bırakıyor.

Bir de cinnet getirenler var.

Onlar, çocuklarını, anne-babalarını katlediyor.

Zonguldak&[#]8217;ın bu bağlamda çalışabilecek gönüllü kuruluşlara ihtiyacı var.

Zengin ile yoksul arasındaki uçurumun giderek büyüdüğü bir ortamda, belki bazı insanlar umutları kaybetmeden yaşatılabilir.