MHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Haberal, MHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanlığı’nın 11’inci Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada, önümüzdeki seçimde Zonguldak’tan aday olmayacağını açıkladı.

Bana sorarsanız; bir sonraki, hatta ondan sonraki seçimde de aday olamaz.

Hatta Haberal Ailesi’nin hiçbir ferdi artık Zonguldak’tan aday olamaz.

Haberal Ailesi, son genel seçimde o dönem cezaevinde yatan Prof. Dr. Mehmet Haberal adına hastane sözü verdi. Ama bu söz tutulmadı.

Haberal, milletvekili seçildi, ücretsiz izne çıkıp milletvekilliği yapmadı.

Haberallar hangi yüzle Zonguldak’a gelip aday olacaklar?

Hastaneye gerek yokmuş. O zaman okul yapın kardeşim.

Sen yıllarca Zonguldak’a gelme…

Başın düşünce dara, Zonguldak’ı ara…

Gel milletvekili ol... Yat aşağıya… Yok, öyle yağma…

Zonguldak, ikinci bir Haberal vakasını kaldıramaz.

Ne diyor Erkan Haberal: “Ben ocakta doğdum, ocakta öleceğim.”

Bu Erkan Haberal değil miydi, babası CHP’den Zonguldak milletvekili adayı olarak açıklanınca, MHP’den Zonguldak milletvekili adayı olarak belirlenen Ali Uzun’u gece yarısı adaylıktan çektiren... Yerine Karabük’ten hiç kimsenin tanımadığı, bilmediği bir ismi getiren... MHP’nin oylarını eriten…

Neden Zonguldak’a gelmiş? Zonguldaklıymış da onun için.

Zonguldak, Haberal Ailesi için iyi bir “Pazar”.

Hastane için, fırın için, daire için müşteri…

Memleket, Rize Pazar… Zonguldak, Haberal için süper bir Pazar…

Hepsi bu kadar…

Asansör festivali…

Zonguldak Belediye Başkanlığı binasında altı ayı geçen bir süredir asansör çalışmıyor.

“Bakımdı, tamirattı” derken, sorun bir türlü çözülemiyor.

Yaşlı ve özürlü vatandaşlar için tam bir zulüm.

Belediyenin asansörünü yaptıramayan Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, üç yıl aradan sonra festival yapmaya hazırlanıyor.

Yollar paramparça, kaldırımlar yürünmeyecek durumda.

Ama Başkan, festival peşinde...

“Ayranı yok içmeye tahtırevanla gider gezmeye” sözünün tam karşılığı bu olsa gerek.

Ekonomik sıkıntı içindeki esnaf, hizmet almadığı belediyeye yine bağış vermek zorunda kalacak.

Kıssadan Hisse: Aradaki fark…

Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük velilerden biri olan Hacı Bayram (15’inci yüzyıl) Anadolu kökenli başka birçok bilgin ve erenin de üstadıdır. Bunlardan biri de Fatih’in hocalarından Akşemseddin’di. Akşemseddin, Hacı Bayram’a bağlanışından kısa bir zaman sonra zekası, anlayışı, kavrayışı, en önemlisi de şeyhine tam teslimiyeti sayesinde icazet (diploma) aldı ve irşatla görevlendirildi. Akşemseddin’in bu başarısı, Hacı Bayram’ın diğer müritleri arasında kıskançlığa sebep oldu. Bunlardan biri, Hacı Bayram’a sordu:

“Efendi Hazretleri, kırk yıldır talebeniz olanlar henüz halifeliğe (sizi temsile) layık görülmezken, Akşemseddin’in kısa zamanda bu rütbeye ulaşmasının sebebi ne ola?”

Hacı Bayram, gerek maddi, gerekse manevi hayatta yükselmenin veya yerinde saymanın sebebini açıklarcasına cevap verdi:

“Bu köse (Akşemseddin), bizde ne gördü ve işittiyse, hemen inandı ve teslim oldu. Sebep ve hikmetini sonra kendi kendine bulup öğrendi. Kırk yıldır hizmetimizde bulunanlar ise, bizde gördüklerinin ve duyduklarının önce sebep ve hikmetini öğrenip, sonra inandı ve teslim oldu. İşte aradaki fark budur.”

Günün Fıkrası: Hayatı karardı…

Bir nikahta imzalar atıldıktan sonra herkes gelin ve damadı tebrik için ayağa kalkar. İş bu ya, tam da bu sırada elektrikler kesilir... Herkes "aaa" diye tepki verirken, damadın annesi düşüncelerini hayli sesli bir şekilde dile getirir:

“Daha ilk dakikada oğlumun hayatı karardı.”