Dün manşetten verdiğimiz, “Bonzai evi” başlıklı haberimizin yankıları büyük oldu.

Kastettiğimiz iki nokta vardı.

Biri, eski Öğretmenevi…

Diğeri, Sağlık Meslek Yüksekokulu…

Her ikisi de; esrar, tiner ve benzeri uyuşturucu maddelerin kullanımı için mekan olmuş.

En tehlikelisi de, son günlerde ölümlere neden olan bonzai…

Miraç Kefeli adlı gencin ölümüne neden olan bonzai…

Sadece geçen hafta biri 16 yaşında 4 gencimizin yoğun bakıma alınmasına neden olan bonzai…

[*] [*] [*]

Gelişmeleri, “Vali Bey’e ‘Bonzai’ mektubu” başlığıyla yorumlamıştık.

Yazının sonunda demiştik ki:

“Sayın Vali…

Sayın Ali Kaban…

Bu konulardaki duyarlılığınızı biliyoruz.

Lütfen gidin, bir görün.

Vakit ayırın.

Kendiniz görün.

İnanıyoruz ki, siz de şaşıracak…

Şok olacaksınız.

Bu kentin sahipsizliğini göreceksiniz.

Tabela asmak yeterli değil.

Hatta bu kentin bürokratlarını da getirin.

Tek tek dolaştırın odaları.

Bir kentin nasıl sahipsiz kalabileceğini görsünler.

Herkes görsün.

Herkese ders olsun.”

[*] [*] [*]

Vali Bey’in konuyla yakından ilgilendiğini gördük.

İlk olarak sabah saatlerinde İl Sağlık Müdürü Bilal Cin’i makamına çağırdı.

İki bina hakkında bilgiler aldı.

Neden yıkılmadığını sordu.

Sürecin hızlandırılmasını istedi.

Hızlandırmak için girişimde bulundu.

Dört koldan olaya el attı.

Emin olduğumuz bir olay var ki, Vali Bey de vahametin bu boyutta olduğunu bilmiyordur.

Kendisine bu derece olduğunu anlatmamışlardır.

Koca binanın her odasında, her odanın dört köşesinde; esrarın, bonzainin, tinerin, fuhşun izlerinin bu derece olduğunu bilmiyordur.

Yoksa hangi Vali, yönettiği kentte böyle bir tablo yaşanmasına sessiz kalır?

[*] [*] [*]

Vali Kaban’a teşekkür ediyoruz.

Kısa süre içinde bu iki binanın yıkımına başlanacak.

Buralar esrar kullanıcılarının yuvası, çevredeki okullarda bulunan öğrencilerin, gençlerin doğal etkileşim alanı olmaktan kurtulacak.

Elbette sorunlar bitmeyecek.

Ancak her anlamda tehdit oluşturan iki bina, göz göre göre madde bağımlılığına ev sahipliği yapmayacak.

[*] [*] [*]

Benzer durumda başka binalar var.

Binanın sahibi başka kurum, arazi başka kurumun.

Bürokratik işlemler komediye dönüyor.

Yazışmalar bitmek bilmiyor.

Aylar, yıllar böyle geçiyor.

Bu konuda ciddi çabaları ve girişimleri olmuş Dr. Atınç Kayınova’nın yorumuyla, “Yaşar ne yaşar, ne yaşamaz” hikayesine dönüyor olaylar.

[*] [*] [*]

İşte başka bir nokta…

Memur-Sen Zonguldak İl Temsilcisi Kamuran Aşkar’ın yazıyla ilgili yorumu da dikkat çekici.

Önlem adına bunu da paylaşmakta yarar var.

Diyor ki Aşkar:

“Atilla, uyuşturucu konusundaki hassasiyetinizden dolayı teşekkür ederim.

Sağlık Meslek Yüksekokulu ve eski Öğretmenevi haricinde dikkat çeken binalardan birisi de İnağzı’nda bulunan eski İşitme Engelliler Meslek Lisesi binasıdır.
Mülkiyeti Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait olan bu binayı gecen yıl dolaştığımızda kapıların ve camlarının kırıldığını, içerisinde şırıngadan tutunda envai çeşit pisliğin bulunduğunu gördük.
Bu üç bina da nasıl değerlendirilecekse, en kısa zamanda değerlendirilmesi ya da tamamen yıkılarak, bu pislik yuvalarının ortadan kaldırılması gerekiyor.
Hassasiyetinizden dolayı tekrar teşekkür ediyor; bu konunun Zonguldak kamuoyunun gündeminden düşmemesi için her daim destek vermeye hazır olduğumuzu belirtir, saygılar sunarım.”

[*] [*] [*]

Aşkar’a biz teşekkür ederiz.

Şahsen şunu da belirtelim.

Eski Öğretmenevi ve Sağlık Meslek Yüksekokulu’ndaki manzarayı gördüğümüzde gazeteciliğimizi sorguladık.

Buralarda yaşanan manzaraların medyada bu güne kadar bu yönlü yer almamış olması da bizim eksiğimiz.

Bakan Bey’in sözlerine tepki yok!

“Maden Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu´nda kabul edildi.

Komisyonda konuşma yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın sözleri önemliydi.

Dedi ki Yıldız:

“TTK, yılda 500 milyon zarar ediyor.

Biz artık kamuda zarar eden bütün kuruluşlardaki işleri, istihdamda sıkıntıya sebep vermeden özel sektör eliyle yapmak istiyoruz.

TTK ile ilgili planlarımız da bu yönde, ancak bunu yaparken istihdamda herhangi bir sıkıntıya yol açmadan yapmalıyız.

Bu dönem içinde 6 milyar lira zarar ettik.

TTK´nın yıllık üretimi 1,6 milyon ton.

Biz bu parayla 3 milyon ton kömürü, sıfır riskle satın alabiliriz.

İstihdamı devam ettirelim, kömürü çıkaralım, ama gelin bunu özel sektör eliyle yapalım."

Bakan Bey’in bu açıklamalarının ardından kentte bir teyakkuz olmalıydı.

Siyasiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar bir heyet oluşturup Zonguldak’ın böyle bir şeye neden hazır olmadığını anlatmak için çalışmaya başlamalıydı.

İktidar, ne yazık ki, Zonguldak’a teşvik vermediği gibi istihdam alanları da yaratmadı.
TTK’nın zararı her ne kadar hoşumuza gitmese de, bu zararın birinci derece sorumlusu TTK’yı işleten iktidar…

Enerji Bakanlığı…

Bakan Taner Yıldız…

Zonguldak’ta yeni istihdam alanları yaratılmış olsa, zaten madene girecek adam bulamazsınız.

Bakan Bey ve iktidar, kendi beceriksizlikleri nedeniyle Zonguldak’ı cezalandırmaya çalışıyor.

“Zonguldak ne yapıyor” derseniz?

Uyuyor!

Zonguldak’ın beş milletvekili geçenlerde bir araya gelmişti.

Bu konuda da bir araya gelmeliler.

Çağrımız bu yönde