"Zonguldak Belediyesi’nde işe alımlar artık CV ile değil, soyağacıyla yapılıyor" desek, abartmış olmayız!
Belediye Başkanı Tahsin Erdem, “Sülalesini belediyeye doldurdu” eleştirilerine öyle bir cevap verdi ki!
Akraba yetmedi mi Sayın Başkan?
Akrabanın akrabası da mı sırada?
Son alınan 4 personel arasında kimler var?
Belediyede koruma görevi yapan Bora Amasralı’nın eşi Dilruba Amasralı…
Bir de Tahsin Erdem’in kız kardeşinin kayınçosu Gökmen Aydın…
Yani akrabalık derecesi sorulunca verilen cevap net:
“Dıdısının dıdısı...”
Hatırlayalım…
Tahsin Erdem, göreve gelirken ne demişti?
"Liyakat, adalet, şeffaflık, halkçı belediyecilik…"
Peki, bugün gelinen nokta ne?
Gazeteciler “sülale belediyesi” diye yazınca, inadına akrabanın akrabası işe alınıyor!
Bu, artık savunulacak bir durum değil.
Bu bir “tesadüf” hiç değil!
Bu bir “ihtiyaç” açıklamasıyla geçiştirilemez!
Çünkü Zonguldak’ta iş bekleyen binlerce genç varken, KPSS'yle, mülakatla yıllarca kapı aşındıran insanlar varken...
Belediyenin kapısı belli bir soyağacına sonuna kadar açılıyorsa, ortada ciddi bir sorun vardır.
Bu şehir küçük olabilir ama hafızası büyüktür.
Kim, kimi, hangi akrabalık bağıyla nereye aldı? Zonguldak bunu unutmaz!
Gazetecilerin yazdıklarına inat akraba alımı yapmak, güç gösterisi değildir.
Zonguldak Belediyesi’nde akrabalık dereceleri konuşuluyorsa...
Sorun, gazetecilerde değil; o kapıdan kimlerin, hangi bağlarla içeri girdiğindedir!
Bizi yarı yolda bıraktı!
Karaelmas Gazeteciler Derneği'nde (KGD) birlikte yola çıktığımız Bahaddin Arı, bizi yarı yolda bıraktı.
2024 Aralık ayında birlikte yola çıktık.
Çok güzel bir ekip olmuştuk...
Evimizden, ailemizden fedakarlık yaptık.
Arkadaşlarımız çocuklarına zaman ayıramadı.
İlçeleri gezdik.
İşlerimizden fedakarlık yaptık.
Haber sayımızı azalttık, patronlarımızın sesi çıkmadı.
Seçim çalışmalarında aynı üyeleri defalarca aradık.
Bahaddin Abinin gazete bürosunda toplanırdık.
Biz, oraya "karargah" derdik.
Listeleri yeniden yazıp yazıp durduk.
Çok emek ve mücadele vardı.
Kavga etmeye değil, kucaklamaya gelmiştik.
Seçim günü geldi, çattı.
Seçimi kazandık.
Bahaddin Abi, başkanımız olduğu için çok mutluyduk.
O, bizim ağabeyimizdi, büyüğümüzdü.
Düne kadar herşey yolunda gidiyordu.
CHP, aramıza bir penguen videosu attı!
Biz KGD olarak CHP'yi kınayamadık!
Bahaddin Abi ne düşündü, bilmiyoruz.
Sadece CHP İl Başkanı Devrim Dural'ın kendisinden özür dilediğini söyledi.
Bu bilgi yönetime bildirilmedi!
Sonra Devrim Dural, derneğe geldi.
Güya özür dilemek için!
Sonra işler daha da karıştı!
Devrim Dural, özür dilemek yerine, Pusula Gazetesi'ne laf soktu!
Gazeteciler ve yönetim içinde rahatsızlık yarattı.
Asla yüksek sesli yapılan kavgalar olmadı.
Hakaretler olmadı.
Bahaddin Abi, istifa dilekçesini hazırlayıp bunu WhatsApp grubundan attı.
Bu istifayı yönetim ve üyeler, WhatsApp grubundan öğrendi.
Bu dilekçeyi okuduğumda, bir saat oturduğum koltuktan kalkamadım.
İstifa etmesini beklemediğim gibi istifa etme biçimine çok bozuldum.
Bir yandan telefonum bangır bangır çalıyor, mesajlar geliyor...
Ben, oturup kaldığım yerde verdiğimiz mücadeleleri düşünüyordum.
Herşeyi yüzyüze konuşarak, tartışarak çözüme kavuştururken...
Bu şekilde istifa etmesi bizi üzdü.
Kendisine destek veren herkesi yarı yolda bıraktı.
Her şeyin hayırlısı olsun...