Meğer Zonguldak Belediyesi’nin arkasından geçen çevre yolu 21 Temmuz 2010 tarihinde Zonguldak Belediyesi’nin sorumluluğuna geçmiş!
O dönem Karayolları Genel Müdürü M. Cahit Turhan, Zonguldak Belediye Başkanı CHP’li İsmail Eşref imiş!
O dönem Karayolları 15. Bölge Müdürü Murat Boydaş ile Zonguldak Belediye Başkanı Teknik Danışmanı Erhan Darende ile birlikte protokolü imzalamışlar!
Bu bilgileri Ak Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın açıklamaları ile öğreniyoruz!
Protokolde, alt geçit/üst geçit yapma yetkisi de Zonguldak Belediyesi’ne verilmiş!
Biz olayın burasında değiliz!
Zonguldak Belediyesi’nin sorumluluk alanındaki çevre yolunda bir yıl içinde üç insanımız hayatını kaybetmiş!
Zonguldak Belediye Başkanı hala para yokluğundan söz ediyor!
Karayolları, ”Üst geçidi biz yapalım, bakımını siz yapın” diyor!
Tahsin Erdem, yine para yokluğundan söz ediyor!
Bence Zonguldak Belediyesi’nde para değil, ‘insanlık’ yok!
Zonguldak, Zonguldak olalı böyle vizyonsuz bir belediye başkanı ile yönetilmedi!
Tahsin Erdem’e çok da kızmamak lazım!
Birçok ünlü isme atfedilen ve hemen hepimizin bildiği o sözü buraya bırakmak istiyorum!
“Her millet layık olduğu şekilde yönetilir ve her millet icraatına tahammül ettiği yönetimin mesuliyetine ortaktır.”
Tahsin Erdem’e oy verenler, bugün Tahsin Erdem’in yaptığı yanlışların ortağıdır!

İranlı Yönetmen!

Bugün yeni tanıdığım bir İranlı yönetmenin sözlerini, fikirlerini paylaşmak istiyorum sizlerle!
Ama bu İranlı yönetmen, bizim içinden çay geçen ilçedeki Amin Feryadi değil!
O, ağaçlarla ilgilenirdi!
Keser, biçer, yontar, satardı!
Bu ise yazıyor, çekiyor, satıyor!
Sözünü ettiğim yönetmen Abbas Kiyarüstemi!
İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi, “Birisi bir zamanlar aşkın yanlış anlamanın sonucu olduğunu söylemişti. Bizler yanlış anlamayı ararız. Her türlü iyi şeyi o kişiye atfederiz ve sonra ona aşık oluruz. Yani bir bakıma, aşk yanlış anlamanın sonucudur. Birini anlamadığımızda ona aşık oluruz. Kişinin gerçeğinin farkına vardığımızda, onun düşündüğümüz kişi olmadığını söyleriz. Yani aşk, illüzyondan başka bir şey değildir. Şükür ki böyle bir yeteneğimiz var“ demiş!
Ve başka bir şey daha söylemiş: “Herhangi bir nesneyi alıp müzeye koyuyorlar ve insanların ona bakışı değişiyor. Burada önemli olan, nesne değil senin algın. Şu selvi ağaçlarına bak. Ne güzeller. Hepsi eşsiz. Hiçbiri birbiriyle aynı değil. Orijinallik, güzellik, yaş, işlevsellik; bu bir sanat eserinin tanımı. Tek fark galeride değil, kırlarda olmaları. Bu yüzden, kimse onları fark etmiyor.”
Peki bu nasıl?
“Bir ağacı kök saldığı yerden ayırıp başka bir yere taşırsanız, ağaç meyve vermez olur. Verse de, kendi yerindeyken vereceği meyve kadar güzel olmaz. Bu, doğanın kanunudur. Bence, ülkemi terk etmiş olsaydım, aynen o ağaç gibi olurdum.”
Ya şiirle ilgili söyledikleri:
”Bir şiiri daha fazla yorumlamak şiire derinlik getirmez, bu zor bir iştir ve tefsire girer. Bazen bir şiiri olduğu gibi bırakmak gerekir. Bizde uyandırdığı ilk çağrışımla yetinmemiz gerekir. Eğer bir çocuk, bana kar neden bu kadar beyaz diye sorarsa onu ikna edecek bir cevabım olmaz. Bu cevap verememe hali doğanın karmaşık halini anlamamıza yardımcı olur. Şiir hakikatin ötesine gider, gerçeklik âleminin derinliklerine dalar ve bizim metrelerce yükseğe uçup oradan dünyaya bakmamızı sağlar. Şiir az sözle çok şey söyler. Şimdi tekrar üzerine düşünecek olursak; neden kar bu kadar beyaz diye, bu kadar. Fazlası yok. Zaten bizi, bu soruya cevap verilebileceği konusunda kim ikna edebilir?”
Ya bu şiir:
“Nasıl olur da yaşayabilir
yaşlı bir kaplumbağa
üç yüz yıl
gökyüzünden habersiz.”
“Cebimde hiçbir şey yoksa, şiirim vardır.
buzdolabında hiçbir şey yoksa, şiirim vardır.
kalbimde hiçbir şey yoksa, hiçbir şeyim yoktur.”

Gönül bu, ota da konar!

Çok bilinen bir atasözümüz var!
“Gönül bu ota da konar, poka da!
Güzel ve hoş şeyleri seven insanlar olduğu gibi kötü ve çirkin şeyleri de seven insanlar da bulunur.
İnsanların belli bir tipi olmadığını herhangi birisinin herhangi birisine aşık olabileceğini ifade eder.
Bazı gönüller ota konarken!
Bazı gönüller kokaine konuyor!
Ya da kimyasal içerikli uyuşturucuya konuyor!
Bizim önerimiz, gönüllerin ota konmaması!
Poka da konmaması!
Kokaine konmaması!
Kimyasal içerikli uyuşturuculara konmaması!
Öyle gönüller var ki bu şehirde!
Gidip ota, poka konmak yerine, bunların satıcısına konuyor!
Toplumu bu kötü alışkanlıklardan kurtarmamız gerekiyor!
Aileleri ve çocukları uyarmamız gerekiyor!
Biz bu konuda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz!
Özetle yazmaya devam edeceğiz!
Gönül, çiçeğe konsun!