Maden işçilerinin eylemi, 11’inci gününde mutlu sona ulaştı. “Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” iddiasıyla kayyum atanan DEKA Madencilik, Balçınlar Madenciler ve Erba Madencilik’te çalışan maden işçilerinin kayyum öncesinden ödenmeyen maaşları vardı.

İşçiler haklı olarak alacaklarının peşine düşmüştü. Bir de işin içine kayyum girince, kafaları karıştı. Acaba paralarını alabilecekler miydi? Patronlarına söz geçiremeyen bu toprağın temiz kalpli çocukları, önce Valilik önüne geldiler.

Sonra seslerini daha da yükseltip Yardım Sevenler Derneği İşhanı’nın çatısına çıktılar.

Kayyum heyeti, hızla şirketin mal varlığını araştırıyor, Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban ile İl Emniyet Müdürü Sayın Osman Ak, krize çözüm bulmak için seferber oluyorlardı.

Sonra madenciler ocağa girip eylem başlattılar. İşte bu noktada provokatörler devreye girdi. Bu toprağım masum çocuklarını, devlete karşı direniş gösteren bir yapıya dönüştürmeye çalıştılar. Açlık grevi iddiaları ortaya atıldı.

Sonra görüldü ki, madencilere havalandırmadan yiyecek-içecek veriliyor, haberleşme imkanı sağlanıyordu.

Polis, bu noktayı tespit edip haberleşme ve ocağa gıda girişini kontrol altına alınca, provokatörler Pusula’yı hedef göstermeye başladılar.

Dün gördük… 11 gün açlık grevi yaptığı iddia edilen maden işçileri, çok şükür, sağ salim yeryüzüne çıktılar.

Polisevi’nde İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın ısmarladığı öğle yemeğini yediler.

Eylem yapan maden işçileri, maaşları ve sosyal hakları için başladıkları eylemde sonuna kadar haklılar.

Şimdi görev kayyumda… Üç maden şirketinin önce stoklarındaki kömürü, yetmezse mal varlıklarını satıp çalışanların borcu ödenmeli.

Bir çift sözümüz de emekçiliği, devlet düşmanlığına dönüştürmek isteyenlere…

Madencinin sağduyusu galip geldi.

Yine hüsrana uğradınız gezizekalılar…

Bir tur da ben bineyim!

Küçükken mahallede bisikleti olan arkadaşlara rica ederdik:

“Hadi, bir tur da ben bineyim…”

Zonguldak Belediyesi’nde iş o hale gelmiş.

Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir tatile çıkarken çağırmış Meclis Üyesi Zeki Çolak’ı, “Yokluğumda başkanlığa vekalet eder misin?” demiş.

Çolak da, bu onurlu görevi kabul etmiş.

Başkan tatile gitmiş.

Hafta sonunda Mehmet Çelikel Lisesi’nin etkinlikleri var ya…

CHP’li Belediye Meclis Üyesi Gökhan Demir gitmiş, Zeki Çolak’a durumu anlatmış.

“N’olur başkanlığa ben bakayım. Ben Çelikel mezunuyum. Arkadaşlarımın yanına Belediye Başkanı olarak gideyim.”

Zeki Çolak dayanamamış. Vekilin vekili olarak Gökhan Demir’e görevi devretmiş.

Şu Zeki Çolak’taki mütevaziliğe, insanlığa, güzelliğe bak.

Bir de Gökhan Demir’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya bak:

“Benim için ayrı önemi olan bu güzel dört günü, kendisine ricamla bana bırakmış olduğu vekillikten dolayı Muharrem Akdemir Başkanıma da teşekkürü borç biliyorum. Biz ve bizim gibi düşünenler, 23 Nisan’da, 19 Mayıs’ta, Atatürk'ün imzası olan her bayramda Başkanvekilliği yapmaktan onur ve gurur duyarız. Böyle görevleri de onun-bunun hakkını yiyerek geçinen şahsiyetsiz bir gazeteciden değil, makam sahibinden alırız.”

Bırakın 23 Nisan’ı, 19 Mayıs’ı… Hiç fark etmez. Siz yeter ki, Gökhan Demir’e vekalet verin. Hiç fark etmez.

İnsan “pilav gününe gideceğim, hava atacağım” diye başkanlığa vekalet eder mi?

Senin oraya gidecek kimliğin yok mu?

Belediye Başkanvekili kimliğine niye ihtiyaç duyuyorsun?

Çocukken bizim yaptığımız gibi:

“Bir tur da ben bineyim...”

Belediye Başkan Yardımcısı Şenol Şanal’la yaşanılan polemiğe hiç girmeyelim.

O daha çocukça bir iş.

Sen kimsin de, Belediye Başkanlığına vekalet ederken, Başkan Yardımcısını görevden alıyorsun?

Aklın sıra, Belediye Başkan Yardımcısı olamamanın acısını çıkartıyorsun.

Bunu sokaklarda anlatıyorsun. Partiyi ayağa düşürüyorsun.