Pusula Yayın Grubu, ilk günden beri eylem yapan, sokağa inen, çatıya çıkan ve madenden çıkmama eylemini başlatan işçilerin hak arayışlarını olduğu gibi en yalın haliyle vermeye özen gösteriyor.

Kaç eylemini canlı verdik…

1 Mayıs’ta ekrandaydılar.

Çatıya çıktıklarında yanlarına çıkarak, canlı yayın yaptık.

Sesleri olduk.

Duyguları olduk.

İyi niyetlerinin, samimiyetlerinin, gözyaşlarının, eşlerinin-çocuklarının yanlarında olduk.

Yemek tartışması ve iddiaları gündeme geldikten sonra stüdyoda 2 saat program yaptık.

Dün ocaktan çıktılar.

Yine canlı verdik.

Mikrofon uzattık.

İşçilerden çok, bu defa çaresiz, gözü yaşlı eş ve çocuklarını dinledik.

Canlı canlı yayınladık.

Kimse merak etmesin, bundan sonra da öyle olacak.

Bazı provokatörlere bakarak, ilgimizi-desteğimizi eksik etmeyeceğiz.

[*] [*] [*] [*]

Ama…

İşçilerin bu haklı mücadelesi ne kadar haber ise, bu sürecin içindeki politik oyunlar, yalanlar, algı operasyonları da o kadar haberdir.

İşçilerin, ailelerinin, çocuklarının perişanlığı, çaresizliği ne kadar haberse, açlık grevi başlatıldığının duyurulmasının ardından bizzat emniyet yetkililerinin işçilerin yeme-içmeye devam edebildiklerini paylaşması da haberdir.

İşçilerin sonradan gıda ve benzer ihtiyaçları kabul etmemeleri de haberdir.

Eleştirilebilir, ama haberdir.

Bunu konuşmak ve yazmak da aslında ayıp…

Ancak yazmak zorunda kaldığımız için kamuoyundan, işçilerden, ailelerinden ve çocuklarından özür diliyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Baştan beri işçi temsilcisi Cemal Akın ve diğer pek çok işçi arkadaşımız da biliyor ki, işin o tarafından ziyade bu işçilerin mağduriyetlerinin öne çıkması gerekirdi.

Pusula’nın haberine veya başlığına tepki olabilir.

Eleştiri de olabilir.

“Emniyetin bu paylaşımını diğerleri vermedi, siz niye verdiniz bu haberi?” tepkilerini bir şekilde anlarız.
Kaldı ki, dün canlı yayında işçilerden biri söyledi, yarı aç-yarı tok eyleme devam ettiklerini…

Bir başka işçi de, son güne kadar emniyetin getirdiği bazı erzakları tükettiklerini söyledi.

Yine bir başka işçi, bazı işçilerin son 6 gün şekerli su dışında başka şey tüketmediğini söyledi.

Yani işçilerin söylemleri arasında bir çelişki var.

Derdi çözüm değil; Pusula, ego, fantezi, kaos olanlar açsınlar, izlesinler.

Tekrar ediyoruz, asıl mesele bu değil, bu olmamalıydı.

[*] [*] [*] [*]

Dün gördük, Pusula’nın o haberine kızanlar, tepki gösterenler, ki bunların içinde 3-4 işçi de turp gibiydi maşallah!

Nasıl olmuşsa, Pusula’nın haberi, birilerinin Pusula’ya saldırtması, bu işçi arkadaşlarımızın haklı eyleminin önüne geçmiş.

Nasıl bir körlükse, Pusula’nın onca yayınına teşekkür etmesi gereken bazı kişiler, yemek tartışması haberinden dolayı Pusula’yı hedef almış.

Bu durumun onların aklı olmadığını da biliyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Baştan beri kaosun değil, çözümün tarafıyız.

Bize sallayanların beyinlerinin arkasındakileri de çok iyi biliyoruz.

Utanmasalar, onlar işçileri sorunun asıl muhatabı devlete değil, Pusula’ya gönderecekler!

Gelmek isteyen, buyursun gelsin!

[*] [*] [*] [*]

Ortada bir mağduriyet var.

Eşlerin-çocukların gözyaşları var.

Peş peşe yapılan yanlışlar var.

İşçilerin, ailelerinin, çocuklarının ve Zonguldak’ın daha fazla gerilmesine neden olan ciddi hatalar yapıldı.

O hatalar devam ederse, o işçiler yine ocağa iner, yine eylem yapar.

Çözülmesi gereken ve devletin sağduyu içerisinde vakit geçirmeden çözmesi gereken bir sorun var.

[*] [*] [*] [*]

Dünkü canlı yayınımızda bir işçi eşi, aslında son sözü söyledi:

“Bizi böyle uğraştırmasınlar.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Enerji Bakanımız bir telefon etse, bu iş biter.”

İşte aynen böyle…

Bir telefonla bu tartışma biter.

Hatalar, geç de olsa düzelir.

Buradan Cumhurbaşkanının da damadı olan Sayın Enerji Bakanı Berat Albayrak’a sesleniyoruz:

Sayın Bakan; hukuki süreç elbet ilerler.

Ancak bu insanların endişelerine son verecek yetki sizde zaten var.

Bir telefonla bu iş biter.

Lütfen, bu işi uzatmayalım.

Haydi…

[*] [*] [*] [*]

Baştan beri kaosun değil, çözümün tarafı olduk.

Bundan sonra da öyle olacağız.

Varsa eksiklerimiz, elbette dikkate alacağız.

Haklı eylemlerini yapan işçileri açlık grevine sürükleyerek, zorlayarak, akıl vererek bu eylemi farklı bir noktaya getirme çabasında olanları da biliyoruz.

Hak, sonuna kadar aranmalıdır.

Ama işçilerin üzerinden, ailelerin çaresizliği üzerinden, ekmek ve alın terinin üzerinden, kazanılmış hakkın üzerinden olayı soslandırarak boyamak, polis ile işçiyi çatışma noktasına götürmek isteyenlere de fırsat vermemek gerekiyordu.

[*] [*] [*] [*]

İlginçtir…

Şimdi “eylem ve açlık grevi bitti” diye kızanlar var.

Üzülenler var.

İşçilerin büyük bölümü bunun farkında değil.

Eylemi bitirenlere kızanlar var.

Bunların bir kısmı, ilk yürüyüş sonunda polis barikatına gelindiğinde, “Buraya kadar bize eşlik eden, destek verenlere teşekkür ediyoruz. Bundan sonra işçiler ve eşleri devam olarak devam edeceğiz” diyen ve bu konuda hassas davranmaya çalışan işçi temsilcisi Cemal Akın’a sosyal medyadan tepki yağdırmıştı.

[*] [*] [*] [*]

İşçiler için, “bu bizden, bu şundan” diyerek kategorize etmeye çalışanlar oldu.

Bizi anlamayanlar, anlamak istemeyenler, isterlerse konuyla ilgili bugüne kadar yazdıklarımıza baksınlar.

Bakmak, anlamak istemeyenlerin de yolu açık olsun.

[*] [*] [*] [*]

Daha önce de yazdık.

İşçilerin bu haklı talebi ve demokratik eylemi devam ederken, ailelerinin, eşlerinin, çocuklarının zorunlu ihtiyaçları konusunda sesini çıkarmayan, sonra sessiz kalan veya sesi çıkan, ancak kurumsal anlamda duyarsız davranan, GMİS, iktidar partisinin milletvekilleri ve örgütleri, muhalefet partilerinin belediyeleri ve kayyum başta olmak hepsine yazıklar olsun.

Görünen o ki, bu eyleme kısa bir ara verildi.

Ve talepler gerçekleşmezse, bir grup işçi yeniden madene inecek.

Bunların dikkate alınması gerekiyor.

İl Emniyet Müdürü Osman Ak’ın çabaları önemliydi.

İşçiler kendisine güvendi ve çıktı.

Eylemin, kimsenin burnunun kanamadan bitmiş olması sevindirici…

Umarız, yeni bir eyleme gerek kalmadan Ankara’dan telefon gelir.